Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2001

Zamyasa,anayasa

Radikal · 5 Ekim 2001

Her şeyin satılık olduğu Türkiye'de, meğer özgürlük ve demokrasi de parayla alınırmış ve Anayasa'nın da bir maliyeti varmış, sevgili okurlar. Milletimiz, TBMM'deki vekilleri gecelerini gündüzlerine katıp Anayasa değişikliği üstünde çalışır sanırken, değişiklik kendisine fatura ediliyormuş da haberi yokmuş, meğer! Aslında çok sıkıldım artık bunca yüzsüzlük, bunca arsızlıktan. Tabii yine mahkemeye verecekler,

tabii yine dava edecekler. Hodri meydan! Çünkü yazmazsam, çatlarım:

Türkiye'ye biraz fikir özgürlüğü, biraz demokrasi vermenin karşılığı, meğerse milletvekili maaşlarına ve emekliliklerine zam yaptırmakmış. Son yirmi yıldır BİR kez değiştirilen Anayasa'nın bedeli, 550 milletvekiline bundan böyle HER AY 385 milyar Türk Lirası ZAM olarak geri ödenecek tarafımızdan. Anayasa'yı işbaşındaki 550 milletvekili değiştirdi. Ancak biz 1980 Anayasası'yla geçinip giden 2 bin civarındaki müzmin emekli vekillerimize de HER AY 800 milyar 'Anayasa değişiklik' zammı ödeyeceğiz.

Zamlara taban olarak Genelkurmay Başkanı'nın aldığı maaş ölçü konulmuş. Türkiye'nin bir Genelkurmay Başkanı, 550 milletvekili var, ama 550 milletvekilinin her biri artık bir Genelkurmay Başkanı'nın maaş eşiti. Oysa 550'sinin sözü daima bir Genelkurmay Başkanı'nın sözüne bakmıştır.

Yeni Anayasamızın milletimize BİR YILLIK maliyeti, 14 katrilyon 220 trilyon TL, aziz okurlar. Ve imanı gevreyen millet resmen gebermedikçe ufkundan eksilmeyecek, geçmiş ve gelecekteki TBMM'lere olan minnet borcumuz, katrilyonlar katlanarak ödenmeye devam edilecek. Ey Türk milleti! Öğür, alış, istediğin kadar gücen! Muhtaç olduğun kan, sana nah verilecektir. Ve damarlarında kalan son damlalar, en küçük yuvarlarına kadar emilecektir vampirlerin tarafından.

Ama bak, öğüre öğüre olsa da övünebilirsin: Dünyanın en pahalı Anayasa'sı senindir artık. Sothebys'de açık artırmaya çıkarılsaydı bu fiyata müşteri bulamazdı, kesin. Artık, dünyada Anayasa'sını satın alan tek millet olarak, göğsünü kabartabilirsin. Neye niyet, neye kısmet derler. Sen aslında, Anayasa'nı dokunulmaz milletvekillerine dokunulsun diye değişsin istiyordun. Fareye peynir emanet edilir mi, dokundururlar mı a benim saf milletim, dokundururlar mı? Şıpınişi reddettiler, bırakın suçluya dokunulmazlığın kaldırılmasını, hiç olmazsa suç soruşturmasının çabuk sonuçlandırılmasını öngören maddeyi. Ne Anayasa'nla, ne baba yasanla, sen onlara dokunamazsın. Ama onlar sana dokunur. Onlar dokunmak için vekildir, sen dokunulmak için millet.

Dokunmak deyince aklıma geldi. İki bızdık, anaokulu bahçesinin gözlerden ırak bir köşesinde oynarlarken, oğlan kıza: "Şimdi ben doktorum, sen de hasta. Bak parmağımla göbeğine dokunuyorum!" deyince, cinsi latif ufaklık şaşırmış. "Ama, orası göbeğim değil..." Oğlan hiç bozuntuya vermemiş:

"Zarar yok, benim de parmağım değil zaten!"

Doktorlar doktor, parmaklar parmak olmadıkça, sen daha çok hasta olur ve daha çook vizite ödersin, milletim! Yine de yeni Anayasa'na sarıl ve çatır çatır ödediğin, ödeyeceğin bir gıdım özgürlüğün,

bir gıdım demokrasinin tüm olanaklarını sonuna kadar kullan, sözünü esirgeme, hakkını savun. Bakarsın bir gün belki de sen doktor olursun!