Güller ve dikenler
Milliyet · 7 Ekim 2001
Annenin vurduğu yerde gül biter, derler. Yoksa babanın mıydı? Ya da öğretmenin mi? Her kimse, dayak atılan çocuk gönüllerde gül açar mı gerçekten? Güllerin tekme tokat açtırıldığını sanmıyorum. Dikenlere de tokat atılamaz zaten. Oysa... Size anlatacağım çocuğun içindeki gül, yediği dayaklara rağmen açtı, renkleri ve güzellikleri tüm dünyayı büyüledi, dikenleri ise hep ve yalnızca kendi içini kanattı. Sonunda öldürdü.
Ona anormal, diyorlar ve acımasızca dövüyorlardı. Oysa o bir dahiydi. Tüm dahiler gibi uyumsuzdu, "normal" insanlara benzemiyordu elbette. Üvey babası Utter'in elinden çıkma portresine bakıyorum, hayallerinde ve hayalleriyle yaşayan bir uzaylı olduğu belli, ancak bire bir temasta karşısındaki kişide nasıl duygular uyandırıyorsa, başta annesi, sonra sayısız üvey babaları ve sokakta karşılaştığı ayyaşlar, yüzüne bakıyor ve dövmeye başlıyorlardı kendisini. Ama annesi... Annesi baş işkenceci, asıl celladıydı. Dövüyor, dövüyor, yorulunca, kocası Utter'e ve kapıcısına dövdürüyordu tek çocuğu, oğlunu. Resim yapmasını yasaklamıştı.
Çocuğun annesi, Suzanne Valadon'du. Tek başına, yalnızca sanatçıların müdavim olduğu bir genelev gibi çalışıyordu. Ressamlardan başta Renoir; Degas, Zandomeneghi, Puvis de Chavannes ve heykeltıraş Bartholome'nin hem modeli, hem metresiydi. Toulouse Lautrec ve müzisyen Eric Satie ise, sırılsıklam aşıktılar "Korkunç Maria" diye anılan Suzanne'a. Ama Valadon, yalnızca bu ve sanatla aşna fişneliği bir rastlantı sonucu değildi. Resme yetenekliydi ve en büyükleriyle düşe kalka, kendisi de bir ünlü ressam oldu, en azından bir ressam yetiştirdi: Kendisinden yirmi yaş genç, aşık olup evlendiği Utter'i.
Oğlunu, hangi aşığından yaptığını uzun yıllar söylemedi. Sonra bir gün, üvey baba Utter, evdeki çekmeceleri karıştırırken noterden tasdikli bir belgeye rastladı. Ressam Puvis de Chavannes, "çocuğu" yetiştirmesi için Suzanne Valadon'a her yıl 200 Frank nafaka ödemeyi kabul ediyordu belgede. Utter, daha sonra hırsla […], yaktığını anlatacaktı bu kağıdı. Çocuğun adı aslında Maurice de Chavannes olmalıydı, ama ömrü boyu ve tüm dünyada, annesinin aşıklarından birinin, bir merhamet anında kendisini evlat edinip verdiği isimle anılacaktı: Utrillo. Utrillo için, "doğuştan alkolik" derlerdi.
Oysa o, henüz sekiz yaşındayken, bir gün okul dönüşü annesini, daha sonra üvey babası olacak genç Utter'le sevişirken gördüğü gün içmeye başladı. Merdivenleri koşarcasına indi, Madam Guerin'in bistrosuna sığındı, yaprak gibi titreyerek. Öylesine sararmış ve perişandı ki, anaç Guerin bir kadeh "hayat suyu" tutuşturdu eline. Utrillo, alkolün yaşamı hafiflettiğini anladı ve önce kadehlere sığındı, ardından şişelere. Ölünceye kadar.
Utrillo'ya resim yapmayı ressam Quizet öğretti. Çocuk on dört yaşına geldiğinde, annesi resimlerini yırtmasın diye Monmartre tepesinde, terkedilmiş bir kümese yerleşti! Her yerde, her koşulda, bazen bir kadeh içki karşılığında resim yapıyor ve yaptığı yerde bırakırdı. Suzanne Valadon, sokaktaki çocukları çağırıp sorardı: "Maurice'i gördünüz mü?" Çocuklar, bilmem ne sokağında gördük, deyince: "Gidip bakın bakalım, resim bırakmış mı bir köşeye!" Ve bu yöntemle, altın yumurtlayan tavuk arkasında yumurta toplar gibi, topluyordu resimleri. Çoğunu yok etti. Yok etmedikleriyle de karı koca zengin oldular. Üvey baba Utter: "Utrillo mu? Yüzyılın en karlı yatırımı!" derdi.
Utrillo, her şeye rağmen büyüdü. Annesinin, pencereden kafasına boşalttığı oturaklara, Utter'in kıskançlığı ve yediği dayaklara rağmen. Paris'i resimledi. Paris deyince tüm dünya, Utrillo'nun resimlerini düşünüyordu artık. Kazandığı olağanüstü servet umurunda değildi. Evlendikten sonra Lucie Valore'nin "velayeti"ne geçti ve çıkması yasaklanan atölyesinde, resim bitmeden içki şişesini vermeyen karısının denetiminde, çalıştı, çalıştı. Soylu babasının adını bile anmadı, ama Puvis de Chavannes'ın oğlu olmak, karısı Lucie Valore'nin kartvizitine bir "kontes" tacı kondurmasına yaradı. Ve Utrillo, olağanüstü varlığına kör bakan sevgi yoksunluğunu boğduğu içki şişesinde, 72 yaşına kadar yaşadı.
[Fotoğraf altyazısı: Utrillo, annesi Suzanne Valadon yaptığı resimleri yırtmasın diye bir kümeste yaşadı.]
