Dünya kitap olsa…
Radikal · 20 Ekim 2001
İnsanoğlu, insanoğlu oldum olalı, daha ziyade ve elbette boş zamanlarında 'Yaşam nedir?' sorusunu sormayı ve yanıt aramayı pek sever. Oysa insankızı, serde pratiklik var tabii, abesle iştigal sayılacak, çünkü yaşamın akışını değiştirmeyecek bir 'nedir'le uğraşmaktansa, 'nasıldır'a kafa yormayı ve 'nasıl olmalıdır'ı
aramayı yeğler. Bendeniz insankızı da, elimde kandil, aydınlatamayacağım sırların peşinde koşmaktansa,
elimde kitap, nasıl olmalıdırlarda gezinmeyi severim. Yani düşünerek dolaşmak, hareket halinde düşünmekten daha uygundur mizacıma. Ama işte, yaşamın nedirliğini hiç kurcalamayan aklım, geçenlerde 'yaşamım nasıldır' diye sorgulayınca afalladı ve yaşamaktan nefret ettiği HER ŞEYİ yaşamak zorunda kaldığını kavradı birden: Uçağa binmekten ödüm kopuyor, neredeyse uçaktan inmiyorum. Çalışmayı sevmiyorum, sürekli çalışıyorum. Geç uyanmaya bayılırım, her gün sabahın köründe ayaktayım... Ve geçen hafta, beş gün içerisinde Paris-Frankfurt-İstanbul, deli danalar gibi dolanmış, iki-üç saatlik uykularla saatlerce çalışmış.. daha doğrusu konuşmuşum. Sonunda sesim kısıldı. Siz duymuyorsunuz ama, halen pamuk tıkalı borazan dütü çıkarabiliyorum ancak gırtlağımdan. Neden? Kitap yüzünden, kitap aşkından tabii.
Her şey, Cumhuriyet yazarı Deniz Kavukçuoğlu'nun bir telefonuyla başladı. Deniz hem iyi yazar, hem iyi bir yönetici, hem de dostum. Frankfurt Kitap Fuarı'na gel, dedi. Bu yıl TC Kültür Bakanlığı ilk kez, Tüyap'ı Frankfurt Kitap Fuarı'ndaki ulusal standımızın teknik organizasyonuyla görevlendirmiş. Nasıl gitmem? Yıllardır, nüfusuna oranla kitap okumaz sayılan Türkiye'de dünya çapında başarılı kitap fuarı Tüyap'ın
organizasyonu duygulandırır beni. Her yıl kitap için
bir araya gelen o insan seli, o coşkulu kalabalık, okurların sevgisi sarar idealleri yaralı gönlümü.
Okur yazar, öpüşür koklaşır, yalnız olmadığımızı anlatırız birbirimize. Deniz Kavukçuoğlu pek keyiflenmiş, Kültür Bakanlığı'nın önerdiği işbirliğine. Ödüm kopa mopa, uçarak gittim ben de Frankfurt'a.
Ve... Türk olmaktan gurur duyduğum, ender anlardan birini yaşadım. Bu yıl Yunanistan'ın onur katılımcısı, dolayısıyla en büyük standı işgal ettiği fuarda, en renkli ve sıcak alanı bizimkiler yaratmış! Kitaplar doğru dürüst sergilenmiş, bir Türk kahvesi dekorunda sohbet mekânı oluşturulmuş; Pen Yazarlar Derneği Başkanı Nebile Direkçigil, Tahsin Yücel, Çetin Öner, Cemil Kavukçu, Sulhi Dölek, Melissa Gürpınar, Doğan Hızlan, Duygu Asena, Demir Özlü, Yüksel Pazarkaya, Nedim Gürsel, İpek Ongun, Ataol Behramoğlu, Sunay Akın, Faruk Şüyun, Mario Levi, Gülten Dayıoğlu, Reha Çamuroğlu, Sezer Duru ve bendeniz, coşkuyla kucakladık misyonumuzu tabii. Devlet organizasyonlarıyla başı hiç hoş olmayan naçiz yazarınız, Kültür Bakanlığı'nın iyi niyetli ve akıllı işbirliğine, gönderdiği müsteşarına ve memurlarına bile kusur bulamadı, iyi mi? Ama en çok, tabii ki kitap kurdu Almanya gurbetçilerimiz için içimiz titredi, keyiflendik. Onlar da ilk kez, böylesine alın akı bir Türk 'işi'yle karşılaşmaktan gururlanıyorlardı elbette. Standın fuar kamusuna açık hakiki kahve ve yapay bahçesinde, kesintisiz ikram kahve ve çaylar içildi, kitaplarımız
okundu, Türkçe dillendi. Türkçe kitaplarımızın Almanca çevirmenleriyle tanıştık. Türkiye standının,
onur konuğu Yunanistan'a bile fark attığı etkinlik ise, müzikti! Bizimkiler, hiçbir katılımcı ülkenin akıl edemediğini düşünmüş ve sohbet alanının etkinliklerine, Ankara Devlet Operası solistlerinden tenor Ömer
Yılmaz ve İÜ Devlet Konservatuarı öğretim üyesi
gitarist Bekir Küçükay Anadolu'nun nefis türkülerini katarken; Devlet Türk Dünyası Müzik Topluluğu'nun sanatçılarından Çiğdem Gürdal'ın sesi, Yıldan Dirik'in udu, Haluk Derinöz'ün kanunu ve neyini Türkiye'nin sanat müziğini duyurmaya memur etmişti!
Frankfurt fuarı, her saat başı yedi düvelin kitap
yapar ve okurlarını Türk standına çeken müzisyenlerimizin harika konserleriyle inledi.
Deniz Kavukçuoğlu, "Müzik olunca, yayımcılarla kitaplar arasında bir köprü kuruluyor," diye
düşünüyor, Tüyap'la işbirliğini öneren Kültür
Bakanı İstemihan Talay'ın iyi niyeti ve gayretini
övüyor. Bendeniz, Frankfurt Kitap Fuarı'ndaki Türkiye organizasyonuna takacak bir kulp bulamadığım
için biraz sıkıntıdayım doğrusu.
Basmakalıp bir laf vardır: Kitap Dünyası, Kitap Dünyası denir durur. Bence Dünya Kitaptır. İşte Frankfurt'ta, dünya kitaptı ve mutluluk vardı.
Ama en büyük mutluluğu yine de İstanbul'da,
Dolmabahçe Kitap Fuarı'nda, Radikal standında
yaşadım geçen pazar. Sizlerin yeri başka, yürekleriniz yüreğimle aynı tempoda ve öylesine çok, öylesine hızlı ancak İstanbul'da çarpıyor. Hepiniz var olun, sizler var oldukça ben de varım!