Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2001

Ampul aydınları

Radikal · 24 Ekim 2001

Geçen yaz başında, din particiliğinin yeni vitrini AKP sembol olarak nuh nebiden kalma bir ampulü seçtiğinde, pek çok kişi gibi ben de şaşırmıştım. Şaşırmıştım, çünkü floresanın bile papucunun dama atıldığı, halojenlerden sonra kripton tüplerin çıktığı bir dönemde 'filaman'lı ampul, çağdaş ve ciddi bir siyasal partiden çok 1950'li yıllarda 'jeton düştüğü zaman' kellesinin üstünde ampul yanan siyasetçi karikatürlerini anımsatıyordu. Zaten ister halojen ya da lazer olsun, ister en adi ampul, 21. yüzyılda böylesine geri bir simge, ancak elektriğe yeni kavuşmuş Afrika kabileleri için siyasal bir aydınlık ifade edebilirdi. Kendilerine çok yakışan, eskimiş ve aşılmış bir 'keşif'le yeniliğe soyunan bay Erdoğan'ın parti amblemiyle dalga bile geçmedim, kendi kendime: 'YALANCININ AMPULÜ İÇTİMAYA KADAR YANAR...' deyip bekledim.

Beklediğim içtima borusu, hiç beklemediğim biçimde, Türkiye'den değil, ABD'den öttürüldü, sevgili okurlar. New York'taki ikiz kulelere yeri öptürüp Washington'daki Pentagon'u beşgenden dörtgene indirgeyen

uçaklar ve ardından başlayan ABD misillemesi; Türkiye'deki din particiliğine de okkalı bir şamar indirdi.

İster eskici yenilikçiler olsun, ister yenilenmiş eskiciler, Türkiye'deki din partilerinin tamamı, uzun bir süreden beri ABD'nin icazeti olmadan iktidara gelemeyeceklerini anlamış, liderleri, hacıları, hocaları; yani gerek parti organları, gerekse yan destek gruplarıyla sık sık Washington'daki kapıları aşındırıyor ve Amerika'nın 'Ilımlı İslamiyet' projesine ne kadar uygun, ne kadar dahil olduklarını kanıtlamaya çalışıyorlardı. Bu çok başlı İslami örgütlenme içinde, doğma büyüme dincilerin yanında, sanki kendisi dinci değilmiş de, demokrasi adına 'mazlum' dincilerin hakkını savunmaya soyunmuş kimi ampul aydınları da önemli roller üstlenmişlerdi. Büyük bir bölümü eski solcu, hatta darbeci, sonra liberal Özal'cı, derken İslamcı, türbancı, küreselci ve liberalci libaslarını giyinen bu ampul aydınlarının kimi, doğrudan ABD'den emir alıyorlardı Türkiye'deki İslami akımları ılıtmak ve desteklemek için, kimi bazı 'hediyeler' karşılığında verilen tavsiyelere uyarak parlıyorlardı basında, eminim çoğu da bedavaya gidiyor, doğru olanı savunduklarını sanıyorlardı saf saf.

Önce düşünmeye, ardından yazmaya başladığım günden bu yana, devlet politikasında gerçek, tam,

kesintisiz ve tavizsiz bir laikliği savunan, dinin tümüyle bireysel kalması ve kamuya asla yansıtılmaması,

eğitime en ufak bir gölgesinin düşürülmemesi gerektiğini haykıran; dinsizliğin de bir hak, bir temel özgürlük olduğunu Türkiye'de ilk kez söylemeye cesaret

edenler arasında yer alan ben ve benzerlerim, İslami kesimden ölüm tehditleri alırken; bu İslamcı ampul

aydınları kimse tarafından tedirgin edilmeden

okuyup yazıyorlardı mavallarını! Kendilerine gazeller düzen, iş ve köşe veren İslamcılar, dokunmayan yılanlar bin yıl yaşasındı, onların dincileri cici, barışçı ve mazlum (!) insanlardan oluşuyordu.

Derken ABD, savaş ilan etti mi size İslamiyetçi

dünya görüşüne? Çünkü kim ne derse desin, bu savaş hilalle haçın savaşıydı ve savaşanlar, Hıristiyanlarla Müslümanlardı. Eyvah ki ne eyvah! Şimdi n'apıcaklardı Müslim ampullerin ışığında aydınlananlar ve aydınlatanlar? Yukarı tükürseler Amerika, aşağı tükürseler kendi tabanlarıydı. İkiz kulelere ağıt yakmayıp Afganistan savaşına karşı çıksalar, efendileri

ABD'ye isyancı sayılacaklar; İslamcı terörü ve temelini oluşturan cihat kavramını eleştirseler, savundukları kesim tarafından hain ilan edileceklerdi.

Ampul aydınları, efendileri ABD'yi tercih ve demokratçılık oynamayı sürdürerek, ufak ufak İslamcı kesim eleştirilerine başladılar ve birdenbire, davadaşlarının bizim çok iyi bildiğimiz yüzleriyle karşılaştılar, bizim çok uzun süreden beri aldığımız ölüm tehditleri, iğrenç küfürlerle tanıştılar. Devamı cumaya.