Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2001

Aydınların karanlığı

Radikal · 26 Ekim 2001

İnsanlık nedir bilmem, ama kişi insanlığı kendi yaşadığı gibi bilir. Benim için insanlık, adam gibi iki ayağının üstünde durmaktan başlar. Kimsenin üstüne basmamak, kimsenin kucağına oturmamakla sürer. Adam gibi adamın olmazsa olmaz ilkeleri, taviz vermeyeceği, direneceği ve satmayacağı idealleri vardır. Bu bir katılıktır. Ama temel, katı olmalıdır. Dış baskılara karşı koyabilme gücü, başarının püf noktası, sarsılmaz temel üzerine inşa edilen kişiliğin esnekliğinde yatar. Rüzgârlar ve fırtınalar ne yönden gelirse gelsin, ne denli güçlü olursa olsun, eğilir, bükülür, yeri öper, ama durulduğunda yine doğrulur, yine dikilir adam gibi adam. Çünkü kökü sağlamdır.

Türk basınında böyle bir avuç adam var. İki avuç yok. 14 yıllık gazetecilik geçmişime baktığım zaman hüzünle görüyorum ki, birlikte

yola çıkıp yan yana yürüdüğümüz yoldaşlarımın

çoğu, hem de ezici çoğunluğu ağaç bile değil, meğer köksüz otlardan ibaretmişler. Kişisel ilke ve idealleri yokmuş, birbirine taban tabana zıt ideolojik pulları üstlerine yapıştıra söke, o kapı senin bu kapı benim, avanta bir saadet zinciri mektupları gibi savruldular, savruluyorlar. Sırasıyla radikal solcu, darbeci, demokrat solcu, liberal sağcı, aşırı sağcı oldular. Stalinci'ydiler, Maocu'ydular, Özalcılık'tan sonra Fethullahçılığa soyundular ve halen Huntington'cılık provasındalar. Bütün bu dönüşleri, 'İnsan olan değişir!' diye açıkladılar. Evet ama, fırıldakların bile üstünde dik döndükleri birer zıvanası vardır.

Zıvanadan çıkıldı mı, gelen giden çakar, ezer, tekmeler.

İşte bunlar da böyle ayağa düştüler. Radikal solda başlayan meslek yaşamları, radikal sağda bitiyor. Bitiyor, çünkü...

Dikkat ederseniz ampul aydınlarının çoğu 1970'li yıllarda ABD düşmanıydı, 1980'den sonra dostu ve hayranı oldular, Amerika bu dönüşe duyarsız kalmadı, onları ödüllendirdi ve hatta görevlendirdi. Kendilerine verilen misyon, ehlileştirilmiş, ılıtılmış

bir İslamiyet'in siyasal vitrininde demokratik konu mankeni olmaktı. Radikal sağ basın, ABD'nin politikasını çok iyi anladı ve değerlendirdi. Bu fırıldak ampul aydınlarına köşelerini açtı. İşin kötüsü, radikal sağ basının karşısında yer alması gereken liberal demokrat basın, laik Cumhuriyet'in arkasında cephe oluşturmadı ve o da bunlardan serpiştirdi, köşelerine. Çünkü liberal demokrat basın da bir biçimde ve bir yerlerden, ABD'ye bağımlıydı.

İslamiyet dininin temelini oluşturan devletçi yapısını, yani şeriat devletçiliğini

yumuşatarak, demokrasinin bir gereği gibi Türkiye'ye kabul ettirmeye çalışan ampul aydınları, Sivas'taki Madımak Oteli gibi irtica isyanlarını geçiştirdiler,

ama ilk kez Hizbullah cinayetlerinde zorlandılar. Topraktan ceset fışkırıyor ve ampul aydınları, "Bunlar Müslüman değil,

İslamiyet adına cinayet işlenmez!" diyorlardı. Derken 11 Eylül oldu ve bu kez uluslararası İslami terörizm, Bin Ladin, el Kaide örgütü vb. için de aynı fetvayı verdiler. Teröristler İslamiyet uğruna cinayet işlediklerini ve işleyeceklerini haykırıyordu, oysa ampul aydınları kararlıydı: Hayır, bunlar Müslüman,

İslamiyet de böyle bir din değildi! Hatta bazı ampul aydınları, psikologları, psikiyatrları devreye sokup bu cinayetleri işleyen kişilerin paranoid bilmem ne, yani deli olduklarını kanıtlamaya çalıştılar.

Kuşkusuz haklılar. Kuşkusuz Müslümanların

ezici çoğunluğu, kendi halinde masum ve barışçı insanlar. Ama işte, dünyada son 20 yıldır örgütlenen cani ve delilerin artık dağınık ve büyük bir ordusu var, nedense hepsi de Allah, Allah diye haykırıyor, Kuran'ın emirlerine uyduklarını söylüyorlar.

Üstelik, ABD'nin Afganistan harekâtı sürdükçe, söz konusu teröristlerin arkasındaki insan seli büyüyor, sempatizanların sayısı artıyor. Ampul aydınlarının işi çok zor, hatta misyonları son bulmak üzere. Çünkü ABD'ye karşı çıkmaları olanaksız. İslami teröre karşı aldıkları tavır da, kendilerine ölüm tehditleri ve küfürlerle dönüyor, dönecek. Meğer irtica ampulü aydınlatmaz, çevresinde döneni yakarmış. Bizim ampul aydınları ABD ile İslami cihadın kısa devre yapan hattında sıkıştılar. Neresine dokunsalar, ya General Motors elektriği çarpacak ya da Allah...