İstanbul... Aramızda kalsın
Milliyet · 4 Kasım 2001
Paris'te bir cumartesi akşamı. Seine sokağındaki La Palette kahvesi yükünü almış. Fransız mı Fransız tezgaha dayanmış iki adam, aralarındaki İstanbul'u konuşuyorlar. Daniel Colagrossi ve Selçuk Demirel. Biri resimsel şiir yazıyor, diğeri şiirsel resim yapıyor. Biri Fransız, diğeri Türk. İstanbul sevdaları, ortak. Yıllar önce aynı Paris kahvesinde tanışmışlar ve birlikte hazırladıkları “İstanbul... Aramızda Kalsın” kitabı, şairin şiirleri, desinatörün desenleriyle İstanbul'a resimli bir aşk mektubu olarak yayınlanıyor bu hafta, iki ayrı dilde, iki ayrı baskıyla. Desenlerin dili zaten evrensel. Şiirlerin çevirisi Hüseyin Baş'ın imzasını taşıyor. Kitabın Türkçesi OM Yayınları'ndan çıkıyor, Fransızcasının sponsoru ise Uluslararası Fransızca Televizyon kanalı TV5.
Demirel'in eserleri Avrupa'da ve Amerika'da kapışılıyor
Selçuk dünyanın en iyi on desinatöründen biri. Eserlerinin özgün albümleri, kitap ve dergi kapakları, afişleri, desenleri dünyanın dört bir yanında basılıyor, tanınıyor, Avrupa ve Amerikan basınında kapışılıyor. Le Monde Diplomatique, The Washington Post, The New York Times, Corriere della Serra, La Republica, Newsweek, The Guardian ve daha onlarca dünya gazetesi ve sanat dergisi, Selçuk'un sanatının müdavimleri. Profesyonel anlamda bir dünya vatandaşı yani. Ama duygusal anlamda ilk kez İstanbul'la bütünleşiyor, bu büyülü kente yoğunlaşıyor.
Colagrossi ise İtalyan asıllı bir Fransız. Kendi ülkesinde geçen yıl yayımlanan “Bistro Bistro” albümüyle dillenirken, Türk okuru kendisini Radikal gazetesinde yayımlanan fotoğraflarından tanıyor. Hedonist, fotoğrafçı ve şair. Şair tanımını kendisi kabul etmiyor. “Yazıyorum” diyor. “Okurlar koysun ne yazdığımın adını.” Şair olarak karşımıza ilk kez, Fransız dekatlon sanatçı, yani yazar, ressam, desinatör ve şair Roland Topor'un “Nadas Partisi” romanında çıkıyor. Topor, Colagrossi'yi “ozan” tiplemesiyle dahil ediyor roman kahramanları arasına.
“İstanbul... Aramızda Kalsın” macerası, yedi yıldır ülkemize gide gele İstanbul'un büyülü örümcek ağına düşen Colagrossi'nin, bu kente ve insanlarına beslediği hayranlık, tiksinti ve çekimi, kısacası tutkuyu satırlara dökmesiyle başlıyor. Devamını Selçuk'tan dinleyelim:
“Şiirlerini bana getirdi. Birkaç desen yapıp yapamayacağımı sordu. Önce hiç sıcak bakmadım bu işbirliğine. Derken okudum yazdıklarını. Ben bir şiir iyi midir, kötü müdür, bilemem, ilgi alanım değil. Ama bu şiirlerde sesini duydum Daniel'in. İç sesler önemlidir benim için. Ve Daniel'in sesi beni motive etti. Ben de içimdeki sesi resimledim. Daniel şiirleriyle resim çiziyor, iç derinliklerinden gelen bir sesle yazıyor. Duygulandırıyor beni. “İstanbul... Aramızda Kalsın” bizim kitabımız. İster resimleri şiirlerle birlikte över, birlikte yargılarlar, isterlerse ayrı ayrı. Ama biz bu kitaba resimleri ve şiirleriyle sahip çıkıyoruz. Bir 'happening' yaptık.”
Selçuk'la Daniel arasında sanki telepati var. Selçuk sorulara Türkçe yanıtlar verirken Daniel anlamıyor ama kendisinin Fransızca söylediklerı sanki sanatçı arkadaşının yankısı: “Selçuk resmiyle şiir yazıyor” diyor. “Korka korka gidip istedim bir göz atmasını yazdıklarıma. Çünkü çok dost ama çok ünlüydü, hiç ihtiyacı yoktu benimle işbirliği yapmaya. Resimlerinin güzelliğini ve coşkusunu gördüğümde gözlerime inanamadım, İstanbul aşısı tutmuş, o da yüreğini koymuştu çizgilerine, renklerine. Bu kitap ilk kez Selçuk resimlerini gösterdiği zaman başımı döndürdü.”
“İstanbul... Aramızda Kalsın” üç kafadarın sevgi kitabı
İki sanatçının paylaştığı duygulardan biri de şiirleri Türkçeye çeviren Hüseyin Baş'a besledikleri sevgi. Daniel “Bir tüy kadar hafif ve nazik, dev bir gövde Hüseyin. Olağanüstü kültürüyle ezmiyor, insanlığıyla sarıyor. Şiirleri çevirirken beni okurun yerine koydu, kendi gerçeğimle karşı karşıya getirdi. Dersi unutmayacağım” diyor. Selçuk ise “Hüseyin Baş, Türkiye'nin ilk ve tek 'dadaist'idir. Çocuksu ve kırılgan. Anında her şeyi kavrayan, özetleyen bir zekası, inanılmaz bir mizahı var. Dostluk taşıyor her yanından. Ve en saygı duyduğum tarafı, inançlarına sadık kalması ve demode bile olsalar, fikirlerini değiştirmemesi. Türkiye'de her şey o kadar çabuk değişiyor ki...”
Kısacası “İstanbul... Aramızda Kalsın” aslında üç kafadarın ortak bir sevgi kitabı.
[Fotoğraf altyazısı: Selçuk Demirel (solda) ve Daniel Colagrossi Seine sokağındaki La Palette kahvesinde... Türk desinatör ve Fransız şair, entelektüellerin sıkça uğradığı bu Paris kahvesinde yıllar önce tanışmışlardı. Şimdi ikili, bir İstanbul kitabı için bir araya geldi.]
