Yüceler ve cüceler
Radikal · 7 Kasım 2001
Açılımı Türkiye Büyük Millet Meclisi olan TBMM'nin niçin 'büyük' sıfatını içerdiğini sorguladınız mı hiç, sevgili okurlar? Vallahi benim de aklıma gelmemişti, TBMM deyip duruyorduk ki, bizim Meclis'in
İngilizce antetli bir evrakı elime geçti. Dış yazışmalarda kullanılan bu evrakta
'Turkish Grand National Assembly' başlığını görünce, ansızın durup, Türkiye Millet Meclisi'nin niçin 'büyük'lüğe layık bulunduğunu düşündüm. Örneğin Fransa'nın meclisi daha küçük bir meclis değildi, 577 milletvekili vardı ve yalnızca 'Assemblee Nationale', yani Ulusal Meclis diye geçiştiriliyordu. 321 üyelik senatosu da 'Senat'. İngiltere ve Almanya, her biri 80 milyonluk nüfusu ve gerek Avrupa, gerek dünyadaki nüfuzlarıyla hiç küçük sayılmazlardı, oysa birincisinin Lordlar Kamarası (House of Lords) ve Avam Kamarası (House of Commun); ikincisinin yerel meclisleri 'landestag', federal meclisi de 'Bundestag' diye anılıyordu. Hiçbirinin milletin temsil edildiği meclis kavramlarında 'büyüklük' yoktu!
İtalyanlar, gösterişe meraklıdır biliyorsunuz. Belki dedim, kendi kendime, hiç olmazsa onlarınki bizimki kadar büyüktür; bir arkadaşıma telefon açıp: "Bizimki çok büyük, sizinki de büyük mü?" diye sordum. Güldü: "Bizimkilere İl Parlamento ve İl Senato derler. Salt ilk harfleri büyük yazılır, başka büyüklükleri yoktur!"
Koskoca ABD'nin durumu daha da kötüydü. Ne senatosunda büyüklük vardı, ne temsilciler meclisinde, hatta ikisini birleştirip
'Congres' diye geçiştiriyorlardı.
Bir kıta büyüklüğündeki Rusya'nın meclisi ise, miniminnacık bir sözcükten ibaretti: Duma. Ve Rusçanın düşünsel zenginliği bu dört harfli sözcükte özetleniyordu, çünkü 'Duma' hem meclis, hem de fikir demekti... İyi mi?
Hayal meyal küçüklüğümü hatırladım. Yedi yaşında gazete okumaya başladığımda, Türkiye'nin Millet Meclisi vardı yalnızca. TMM ne zaman ve başardığı hangi büyük işle, TBMM olmuştu acaba? 1960, 70 ve 80 darbelerinde sergilediği cesaret, vekillerin Meclis'in defalarca kapatılmasına gösterdikleri onurlu direnç mi göz önüne alınıp büyütülmüştü yoksa? Hangi tarihsel olay vardı acaba TMM'nin B'sinin ardında? Heykeli dikilmesi gereken 'böyüklerimiz' vardı da, dikmedik mi sakın?
Senato kapatıldığında mı büyümüştü bizim Meclis, yeni binasına geçtiğinde mi, milletvekili sayısı artırıldığında mı; yoksa bütçesi her yıl, ALTI adet REFERANDUM parasına patladığında mı? Çıkaramadım tam.
TMM zamanında Türkiye, orta halli bir devletti, ama borcu yoktu. Sonra borçlandı. Borçlanınca, 'Türkiye böyük devlettir,' lafı çıktı ortaya. Borçlar artınca, devleti kaldırıp 'Böyük Türkiye' dendi kısaca. Hiç olmazsa durum açıktı: Ülkemiz borçlandıkça büyüyordu demek ki.
Halen torunlarımızın çocuklarının bile borç ödeyeceği düşünülecek olursa, gerçekten çok büyümüş sayılırız. Acaba nasıl çığırsak ülkemizin sıfatını artık? Devasa Türkiye mi desek, yoksa Azman Türkiye mi?
TBMM'nin ne zaman ve hangi nedenle
'büyük'lük sıfatını kazandığını çıkaramadım, ama belki de milletvekillerimiz böylesine büyük borç, böylesine büyük kriz, böylesine büyük sefalete küçük meclis, az masraf yakışmayacağı için karşı çıkıyorlardır vekil sayısının azaltılmasına. Kuşkusuz Türkiye'nin yegâne büyüklüğü, borcu küçülmesin, daha da artsın diye zam üstüne zam istiyorlar, maaşlarına ve yolluklarına ve ödeneklerine.
Yüce devletler, büyük olmayan meclislerle de idare eder de, cüce devletlere yüce meclisler yaraşır! Yakında ülkemizin Türkiye Çok Büyük Millet Meclisi, TÇBMM'si de olacak. Umarım bu kadar büyüğünü, bizim kuşak görmez hiç olmazsa.