Manda Yürekleri
Radikal · 9 Kasım 2001
Kemal Derviş Türkiye'ye geldi geleli ilk kez, çoluk çocuk, kadın-erkek, travesti ve transseksüel; sağcı-solcu, milliyetçi-ümmetçi, dinli-dinsiz tüm ülke nüfusunu arkasına alan lafını etti: "Bakanlar Kurulu'nu görünce içim daralıyor!"
Vallahi bizim de. Aynı nedenlerden değil tabii. Derviş'in içi, aralarında tek bir kadın olmayan erkekler sürüsünü görünce daralıyormuş. Kesinlikle haklı da, eğer kendisi Tansu Çiller'in başbakan ve Meral Akşener'in içişleri bakanı olduğu bir
hükümette yer alsaydı içi yine daralırdı.
Ama Kemal Derviş'in de dahil olduğu bu hükümet, estetik, ekonomik, etik, siyasal anlamda en daraltıcısı. İçimizi, dışımızı, enimizi, boyumuzu, gelirimizi, umarımızı, işimizi, gücümüzü, geleceğimizi, umutlarımızı, ufkumuzu, her şeyimizi daraltmayı başardı. Kaynar sulara atılan saf yün gibi çekti, ufaldı Türkiye. Sıkıştık, soluksuz kaldık.
İnsan yüreği daralır. Manda yüreği daralmaz.
Çok merak ediyorum, acaba Bakanlar Kurulu'nda Kemal Derviş gibi, o ya da bu nedenle içi daralan var mı? Yüreği sıkışan, üstüne fenalık gelen, ayılan bayılan? Başbakan yardımcılarına ve bakanlara, yardımcılar ve bakanlar, Başbakan'a bakınca, yani birbirlerini seyrederken içleri bir tuhaf oluyor mu?
Ya milletin haline bakarken, ne düşünüyorlar acaba? Herhangi bir duyguya kapılıyorlar mı? Örneğin kaçıp gitme isteği, korku, umutsuzluk falan?
Vicdan azabı, sorumluluk ve utanç duyuyorlar mı diye sormuyorum, tabii. Bu sorunun yanıtını Meclis'te Koray Aydın'a iade-i itibar ederken verdiler. Verdiler de, kime neyi iade ettiler anlamadım.
Koray Aydın'ın itibarı neydi?
İtibar dediğiniz, güven ve saygı. Kim geri verdi Koray Aydın'a itibarı? Meclis. Meclis'in kimin nezdinde itibarı var peki? Örneğin Koray Aydın'ın MHP nezdinde, başta babasının şirketi, ihale verdiği şirketler nezdinde, müteahhitler nezdinde müthiş bir itibarı vardı. Ama Koray Aydın'a itibarını, Meclis iade etti. Daha doğrusu, artık o gün Meclis'e iktidar partilerinden kim geldiyse o Meclis. Peki Koray Aydın'a iade-i itibar edenlerin itibarı var mı ki?
İtibar dediğiniz ihale ile kazanılıp kaybediliyor, ama Meclis tarafından iade ediliyor demek ki. İyi de, Meclis'e kim edecek iade-i itibar?
Herhalde millet değil. Millet yatkın olsaydı iade-i itibara, bu Meclis referandumdan böyle kaçar mıydı?
Zaten iade-i itibar dediğiniz milletvekili maaşı değil mi? Ede ede, milletvekilliğinden istifasını kabul etmediler Koray Aydın'ın. Yani milletvekili kalacak, maaşını alacak. İtibarın milletvekili maaşına bağlandığı bir ülkede elbette meclisler, kendi kendilerine itibar ederler.
Millet nezdinde itibara gelince...
Olmayan bir itibarın geri verilmesi mümkün mü?
Hele hiç itibarı kalmayanlar tarafından?
*
Bu yıl Nobel Edebiyat Ödülü'nün Hint asıllı İngiliz yazar V.S. Naipaul'e verilmesi Türkiye'de tartışma yarattı. Çünkü Naipaul ödülü İslamiyet'i kıyasıya eleştirdiği kitaplarıyla aldı, doğrudur. Ancak Türkiye'de Naipaul'ün ödülü hak edip etmediğini tartışanlar, Nobel'i kazandıran fikirlerini tartışamadılar. Bu yazara dikkat çeken ve kitaplarından söz eden ilklerden biri olarak, cumartesi ve pazar, fikirleri hakkında üç yıl önce yazdığım iki makale tekrar yayımlanacak. Çünkü İstanbul'dayım, iki gün avarelik etmek istiyorum. Ve bugün, TÜYAP Kitap Fuarı'nda okurlarımın karşısında olacağım.