Gasp ve komünizm
Radikal · 30 Kasım 2001
Dini, nükleeri, kimyasalı ve siyasalıyla insanoğlu dediğimiz canlı türü, yeryüzünün bir maymunlar cehennemine dönüşmesi için elinden geleni ardına koymuyor, aziz okurlarım. Tabii Türkiye de maymunlar cehenneminin bir köşesi olacak. Ancak, durumu biraz farklı, geleceği biraz daha yakın, çünkü Türkiye APTAL maymunlar cehennemi olmaya aday; dönüşümünün üçte ikisini başardı, aptallık ve cehennem tamam, iş maymunlaşmaya kaldı.
Maymun dediğiniz, tuhaf bir hayvan. Ünlü belgeselci Fred Weismann'ın, bilime kurban edilen denek hayvanları üzerine yaptığı bir filmi asla unutamam. Dakota tipi bir uçağa bindirdikleri maymunun kafatasını kapak açar gibi kesip, beynine rengârenk elektrotlar daldırmış, gövdesini sıkı sıkı koltuğa bağlayıp, ellerini yalnızca ağzına götürebilecek biçimde serbest bırakarak birine bir muz tutuşturmuşlardı. Her yanından kablolar sarkan hayvan sakin sessiz oturuyor, kendisine eşlik eden bilimciler
'heyeti', maymun beyninin uçuşa gösterdiği tepkileri inceliyordu. Dakota, öngörülen deney gereği müthiş bir dalış yaptı, tepetaklak gitti bir ara. Uçağın seyri düzeldiğinde, 'insan' bilimcilerin kimi kusuyor, kimi baygınlık geçiriyordu, ama hepsi perişandı. Fred Weismann'ın kamerası denek hayvana döndü: Maymun hiçbir şey olmamışcasına huzurlu, elektrotlar fışkıran kafasını sağa sola çevirerek hayretle insanların haline bakıyor ve.. sakin sakin muzunu yiyordu.
İşte o maymun, Türkiye. O maymun biziz, sayın may.. pardon, seyirciler. Kolumuz bacağımız bağlı. Kafamıza, cebimize, midemize bir yığın hortum takılı, fatura, zam, borç kredi emiliyoruz da emiliyoruz. Üstelik elimize bir muz bile tutuşturulmamış.
Bizi nasıl maymunlaştırdılar? Nasıl düştük, ne kadar dayanacağımıza bakan bu çok bilmişler, IMF, Dünya Bankası, tefeci heyetinin deneylerine? Ne zaman avlandık, ne zaman verdik yuları çapsız, yeteneksiz ve sığ maymun tüccarlarının, politikacıların eline?
Toplumsal maymunlaşmamız, hemen olmadı. 60 yıl kadar sürdü, dönüşüm. Önce, 'Mülkiyet hakkı kutsaldır,' dediler. Devlet, özel mülkiyeti gasp etmesin diye komünizmi istemediler. İyi güzel. Ama sonra gittiler, kamu mülkiyetini, devlet toprağını gasp eden, sahiplenen gecekonducuya tapu verdiler. Özel mülkiyeti gasp eden komünizm rejimini reddedip, kamu mülkiyetini gasp eden zihniyeti yasallaştırdılar. Dolayısıyla insanları, bedel ödemeden, çalışmadan, üretmeden 'sahip olmaya' alıştırdılar. Komünist olmasın diye Köy Enstitüleri'ni kapattıkları, imamlarla ezanlarla beynini yıkadıkları, düşünmesinler diye din eğitimi verip, cahil bıraktıkları kitlelere gasp hakkıyla birlikte, işgal ettikleri kentler, içine ettikleri sular, topraklar, yani altyapı üstünde karar yetkisi, yani oy hakkı verdiler. Gaspçılıkla edinilen mülkiyet sahipleri de, kendileri gibi bedavacı, cahil, kurnaz ve hırsızları seçtiler Türk mülkünün başına!
Bugün Türkiye, altyapısıyla üstyapısıyla, işte bu güdüklüğün düdüklü tenceresidir. Ve Türkiye'de kapitalizm, liberal ekonomi, demokrasi yerine bir tür 'Gasp Komünizmi' gerçekleştirilmiştir. Yoksul, devleti gasp yoluyla özel mülk edinmiştir. Seçmendir, ettiği gaspı yasallaştıranı devletin başına getirmekte, kendine benzeyeni Meclis'e göndermektedir. Gasp ideolojisini benimseyen devlet de, üretim yapan, istihdam sağlayan gerçek kapitalist ve patronlar yerine; kredi hortumlayan, karapara aklayan, naylon faturadan başka bir üretim yapmayan vurguncu 'iş' adamlarını kollamaktadır. Çünkü, bedeli ödenen mülkiyet hakkına saygısı kalmamıştır. Bedel ödemeden mülk sahibi olmaya, haksız kazanca alıştırdıklarınca; yan gelip yatmaya, hak etmediği maaşı almaya, hatta zam istemeye, üretmeden tüketmeye, komisyonculuğa, kayırmacılığa, rüşvete alıştırılmıştır.
Maymunlar maymunları seçince, demokrasi de maymun olur tabii. Peki mülkiyet gaspını yasallaştıran bir liberal demokrasi, nedir sizce?