Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2001

Vatansiğerlik

Radikal · 2 Aralık 2001

Türkler, çok vatanseverdirler. Ancak vatandan da, sevgiden de ne anladıkları meçhuldür. Daha doğrusu, bunca severi olan vatanın durumu düşünülünce, vatanseverim diyenlerin ne vatan, ne de sevgiden bir şey anladıkları açıktır. Oysa anlaşılması gereken 'şey', vatan sevgisinin insan sevgisiyle örtüştüğü ve insanı sevmeyen, insanı düşünmeyen, insanlığı kollamayan ve insanlar için çalışmayan kişinin, bırakın vatan sevmeyi, vatanın içine edeceğidir. Vatanı sevmek, o vatanın insanlarını sevmektir. İnsanları sevmek ise, onlara değer vermek. İnsana verilen değerin de bir tanımı vardır: Her şeyden önce eğitmek, yetiştirmek; hayata karşı güçlü olacak biçimde bilgiyle donatmaktır.

Fransızlar, çocuklarının kafasını üç yaşından öteye anaokullarında döşemeye başlar. Anaokulları çoğunlukla devlet okulları, öğretmenleri de devlet memurlarıdır. Ama her anaokulunda, gönüllü yurttaşlar öğretmenlerle birlikte görev yapar. Bu gönüllülerin tamamı, emekli olmuş ve evde oturup sıkılacağına, torunları olmayan çocuklara masal kitapları okuyan nineler, dedelerdir. İşte haftada bir gününü, iki gününü başkalarının çocuklarına hasreden, onlara okuma sevgisi aşılayan ve boş zamanlarını miniklerle haşır neşir olmakla şenlendiren bu ihtiyarcıklar, gerçek Fransız vatanseverleridir. Çünkü vatanın, o vatanın çocukları demek, onları yetiştirmenin, vatana hizmet olduğunu bilirler.

Minicikken okuma sevgisi aşılanan, ufukları genişleyen çocuklar ne mi olurlar? Şöyle bir örnek vereyim size: 11 Eylül'den öteye, Fransa'da Kuranıkerim satışlarında patlama yaşandı. İslamiyet'in kutsal kitabının bu dildeki 19 ayrı çevirisi ve İslamiyet hakkındaki tüm eserlerin tüketimi, yirmiye katlandı. Fransızlar, dünyayı altüst eden fanatik teröristlerin referans gösterdiği bir dini anlamaya çalışıyorlar. Ve okuyorlar.

Okuduktan sonra, tartışıyorlar. Okuyup, anlayıp, tartışarak doğru yolu bulacaklarına ve doğru yoldan sapanlara karşı en etkili mücadeleyi vereceklerine inanıyorlar. Fransa'da 4.5 milyon Müslüman yaşıyor. Geriye kalan 55 milyon, onlarla bugüne değin yaşadığı huzur bozulmasın diye, onları daha iyi anlamaya çalışıyor. Vatanseverlik, budur işte. Çünkü Fransa, ABD'yi ve İngiltere'yi kuşkunuz olmasın, yakında kasıp kavurmaya başlayacak İslami terör dalgasına ve bu dalganın toplumda bir din çatışmasına dönüşme tehlikesine karşı en iyi silahla, yani bilgiyle donandı, tartışıyor!

Fransa, nüfusuna oranla dünyanın en çok kitap okuyan ülkelerinden biri. Büyük devrimin yapıldığı 1789 yılında, 2 bin değişik kitap yayınlandı. 1828'de 6 bin. 1889'da, Komün ve sansür dolayısıyla bu sayı 1500'e düştü. 1913'te 25 bin kitap okudu Fransızlar. 1985'te 29 bin, 1990'da 39 bin, 1993'te 41 bin, 1997'de 47 bin, 1998'de 51 bin... 2000'de ise 72 bin!

Sıkı durun, bu kitapların üçte biri, çocuk kitapları. Her okulun bir kütüphanesi vardır. İlköğretim okullarında çocuklara, kitap dışında en az iki, haftalık dergi okutulur. Ve Fransa'da her belediyenin, o belediyeye bağlı yurttaşlara açık bir kütüphanesi olmaya mecburdur. İkamet kartınızla gider, ister kütüphanede okur, ister on beş gün süreyle dört kitap, iki dergiyi evinize alabilirsiniz. Geri götürdüğünüzde de yenilerini.

Bilgi birikimimin büyük bölümünü, İspanya'da bir Fransız kolejinin kütüphanesini yönetirken edindim. Çocuklara kitap okuturken, dünya klasiklerini okuyarak zenginleştirdim dağarcığımı. İnsan hakları, cumhuriyet, demokrasi, yurttaşlık ve bilim adına ne biliyorsam, sıkı durun, Fransız çocuk dergilerine borçluyum. O dergiler, bu kitaplarla döşenen kafa, işte dün anlattığım bin yıllık kaldırımları döşeyen kafa, sevgili okurlar. Paris'i Paris yapan ve her yıl 60 milyon turistin hayranlıkla gezdiği Fransa'yı yaratanlar. Onların Atatürk'ü Charles De Gaulle'ün heykelini dikmeyip, De Gaulle hakkında 1130 kitap yazıp, okuyanlar. Ve De Gaule'ün mezarını ziyaret ettiklerinde, önceden hazırlanmış metinlere imza atmayıp, eğer bir düşünceleri varsa, kendi elleriyle yazanlar.

Çünkü okuma ve yazma melekesini yitirmişlere,

Fransızlar kaldırım bile döşetmezler.