Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2001

Amerikan İftarı

Radikal · 7 Aralık 2001

Gerçek laiklik, dinin kamusal anlamda özelleştirilmesi, kişisel anlamda bireyselleştirilmesidir. Oysa Türkiye'de, hem laikliğin yerel tanımı yapılamamış hem de evrensel tanımın tam tersi benimsenmiştir.

Ülkemizde din kamulaştırılırken, laiklik özelleştirilmiştir. İşte bu kapsamda bazen, laikliği doğru anlayan bir devlet adamı çıkar ve kırk yılda bir doğru olanı yapar. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, devletin laiklik ilkesi gereği Çankaya Köşkü'nde iftar yemeği vermeyi reddetmesi gibi...

Türkiye'de laikliği şeriatçı masalarda rakı içerek koruduklarını sananlar olduğu gibi, aynı masalarda viski içerek İslamiyet'te reform yapmaya kalkanlar da var. Alın birini, vurun ötekisine, eşittir Türk-İslam sentezi. İşte bu sentezcilerden biri, tam olarak Yeni Şafak yazarı Nazlı Ilıcak, laikten Amerika'ya layık olmayı anladığından,

tabii ki ABD'nin hindi bayramını atlamamış, bu yıl ramazana denk gelen mübarek Thanksgiving günü arifesinde Amerikalıların

'turkey'inden yola çıkarak bizim Turkey Cumhurbaşkanı'na laiklik dersi vermiş. Tesadüfen, dolayısıyla geç okuduğum yazısında

önce, "Laiklik ilkesini doğru yorumladığı için Bush, Amerika'daki Müslüman önderleri iftara çağırıyor," muştusunu veriyor, ardından: "Necdet Sezer, iftarı laiklik ilkesine aykırı bulur ama Bush, bir Müslüman ülkede yaşamamasına rağmen, iftar daveti verir..." diye iğneyi ipliğe geçiriyor kendince. Tabii kendince. Çünkü Türkiye'deki İslamcı kesimin kal'asından içre bir Mustang Atı olarak sokulan 'misyoner' Nazlı Ilıcak'ın kafası basmaz ki, Bush'un laiklik ilkesini doğru yorumlamasına mahal yoktur, çünkü ABD laik değildir, tam tersine her şeyiyle bir dini devlet federasyonudur; Türkiye'nin kâğıt üstündeki laikliği bile yer almaz ABD'nin ne ana, ne baba, ne de sokak yasasında.

Laikliği yorumlamak ve gereğini yapmak, laiklik ilkesi Anayasa'sında yazan devletin temsilcisi Sezer'in işlevidir. Her sabah God'uyla kalkıp God'uyla oturan, zaten iktidara tanrısıyla gelip tanrısıyla gidecek olan Bush'un laiklik gailesi ne yasal anlamda vardır, ne masal anlamda. Nazlı Ilıcak'ın kastettiği sanal anlam, Hıristiyan ABD başkanlarının Müslüman liderlere iftar vermeleriyse eğer, bu tutum dine dayalı bir devletin, yönettiği toplumun çoğulcu inanç yapısına uygun olarak diğer dinlere gösterdiği hoşgörüden ibarettir. Söz konusu hoşgörü, belki bazılarının hoşuna gitmeyecek ama söylemek zorundayım, çağımızda

İslamiyet'ten çok, Hıristiyanlık âleminde mevcuttur. Oysa laik bir devlet, ister Hıristiyan ağırlıklı olsun, ister Müslüman, devlet fonksiyonlarında tüm dinlere eşit mesafede, uzak durur. Ayrıca, dine dayalı bir devletin hoşgörüsünü laiklik sanıp, Amerikan mandası olamayınca hindisi olmakla yetinenlere, kötü bir haberim var: ABD'nin iftarlık hoşgörü promosyonu bitti, farkında değil misiniz?

ABD'deki Michigan eyaletinin en büyük yerleşim merkezi, çevresiyle birlikte 4.5 milyon nüfusluk Detroit; otomotiv sanayii devi Ford'un başkenti diye anılır. Ford fabrikalarının istihdamı dolayısıyla nüfusun büyük bölümü göçmen, önemli oranı da Müslüman ülkelerden gelen işçilerdir ve sayıları 850 bini bulur. İşte kimi Asya, kimi Ortadoğu, kimi Afrika ülkelerinden gelen bu 850 bin kişinin her biri, geçen hafta bir mektup aldı. Tüm mektuplarda şöyle yazıyordu: "Sizin herhangi bir terör eylemine karıştığınızı düşünmemiz için hiçbir nedenimiz yok. Sizinle salt bir mülakat yapmayı diliyoruz. 15 gün içinde kimliklerinizle birlikte en yakın polis merkezine başvurmanız..."

Sizin anlayacağınız, Detroit polisi Müslüman ülkelerden gelen tüm nüfusu fişlemekle kalmamış, denetlemeye başlıyor. Ve Müslümanlar korkuyor. Amerikan polisi malum. O karakollara girip, çıkamamak da var. Bendeniz bu haberi, nüfus olarak ikinci dinin İslam olduğu gerçekten laik bir ülkenin televizyonunda, Fransa'da izledim. Detroit Emniyet Müdürlüğü, böyle bir soruşturmaya yetkisi ve uzman polisi olmadığını, buna rağmen mektupların gönderildiğini ve Müslüman halkın görüşmeye çağrıldığını Fransız gazetecilere itiraf etti. Amerikan hindisi olanların televizyonları, gösteriyor mu ABD'deki bu gelişmeleri?

11 Eylül'den beri ABD politika değiştiriyor, yakında işsiz kalacak Türkiye'deki 'Voice of...'lar, acaba haberleri var mı?