Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2001

Sevgili Haydutlar

Radikal · 16 Aralık 2001

Erkekler, kadınları anlamamaktan yakınırlar. Haklıdırlar. Kadınları anlamak zordur. Üstelik yalnızca erkekler için değil. Naçiz yazarınız da kadınları HİÇ anlamadığı gibi, çoğu kez kendini bile anlamakta zorluk çekmektedir ve zaten kadınların da genel olarak ne kendi ne de başka kadınların kadınlığından pek bir şey anladıklarına emin değildir. İki olasılık var: Ya kadınlar gerçekten çok karışık yaratıklar ya da anlaşılmayı gerektiren bir durum yok ortada. Bizatihi kadın olarak, ikinci varsayıma inanmak istemiyorum tabii. Anlaşılmazlığın gizemli çekimini yeğliyorum. Örneğin, bugüne değin hemcinsimde saptadığım çekim gücü en yüksek anlaşılmazlık, 'haydut erkek merakı'dır. Biz kadınlar, hem kaba güçten nefret eder ve kaba güce dayalı ilişkileri aşağılarız, hem de sicilli dayakçılara bayılırız. Hem karakola düşmekten ödümüz kopar, hem de gider Mafya babalarına, katillere, teröristlere âşık oluruz. Şahsen benim başıma böyle bir iş gelmedi ve gelemez tabii, ama düşünüyorum da, İspanya yıllarında

en sevdiğim şarkının en sevdiğim sözleri,

'Sere tu bandido.../Haydutun olacağım'dan ibaretti, zaten bestenin en güzel ve güftenin aklımda kalan tek bölümüydü, nedense!

İşte Alaattin Çakıcı'nın Aslı'sı. Gencecik kızın mapus yolu gözlemekten hayatı kaydı mı, kaymadı mı? İşte adinin adisi hırsızlara,

katillere âşık silikon star'larımız. Erol Evcil denince düğmesine basılmış gibi gözyaşı fışkırtan Gülben Ergen; sık sık yıkanma ihtimali pek de olmayan kocacığı Sulhi Aksüt'ün kokusunu bile özleyen Sibel Can, Susurlukçu Yaşar Öz'ün yari Ceylan ve daha birçok kadının aşk hayatı, uzun süreden beri Kartal Palace ziyaretleriyle sınırlı değil mi?

Acaba bu kadınlar romantik mi, yoksa mazoşist mi? Ayrılığı mı aşk sanıyorlar, hasreti mi? İşin içinde alaturka bir acı biber tadı var mı? Diye düşünürken ben, haydutlara âşık olan kadınların alafranga bir örneği düşüverdi önüme. Fransa'da ömür boyu hapse mahkûm ünlü terörist Çakal Carlos, yeni yılın ilk günlerinde çıtı pıtı avukatıyla evleniyor mu size?

Bizim haydutsever alaturka hatunlarımız haydi neyse ne, çünkü dışarıdaki onlar ve içerideki yavukluları, zaten aynı imalatın malları, aynı yolda yuvarlanan tencere ve kapaklar. Ama elin Fransız avukatı, üstelik parlak mı parlak, akıllı mı akıllı, bilgili mi bilgili bir kadın, ne aramıştır ki aşkta, bir müebbette bulmaktadır?

İsabelle Coutant Peyre, çıtı pıtı bir dul. Varsıl bir aileden geliyor, varsıl bir avukatla evlenmiş, ayrılmış, iki de çocuğu var. İlyiç Ramirez Sanchez, namı diğer Çakal Carlos'u mahkemede yargıçlara karşı: "Ona SİZ terörist diyorsunuz, ama dünya savaşçı diyor," diye savunurken, Carlos uzanıp elini tutmuş, uzun uzun okşamış. Nasıl okşadıysa,

İsabelle o gün bugündür âşık. Avukatlık bürosuna nişan fotoğraflarını asmış: Carlos iki polis arasında elleri kelepçeli, ama gözleri yanındaki İsabelle'in gözlerine kilitli.

Her gün görmek istiyor İsabelle, terörist aşkını. Ama haftada üç kez görüyor. La Sante Cezaevi'nin tehlikeli suçlulara ayrılan özel bölümünde ve gardiyan nezaretinde, el ele tutuşuyor, öpüşemiyor ama, Carlos'a gönderilen Havana purolarını tüttürüyorlar karşılıklı.

"Seni uzun mantolar içinde, derin dekolteler ve uzun topuklu ayakkabılarla görmek istiyorum," demiş Carlos nişanlısına. Yetinmemiş, moda dergilerinden kestiği modelleri vermiş eline. O güne değin avukat gibi giyinen İsabelle, artık seksi mi seksi. Zaten gözlerinin bakışı bile değişti. Sertliğiyle ünlü avukat, süzüyor da süzüyor gözlerini. "Kendimi kadın hissediyorum..." diyor tüm âşık dişiler gibi.

Çakal Carlos, Fransız gizli servisi tarafından çuvala konup Sudan'dan Paris'e kaçırılmadan, yani yakalanmadan önce de epeyce çapkındı. Ve geçen yıl The Observer dergisinin, "En çok neyi özlediniz?" sorusunu, "Geçmişteki karılarımın sıcaklığını ve tabii.. gelecekteki karımın ateşini," diye yanıtladı.

İsabelle ile Carlos, evleneceklerini açıkladığında, eski karılarından itirafçı Alman terörist Magdalena Kopp, müstakbel gelini arayıp: "Doğru mu?" diye sormuş.

İsabelle doğrulayınca: "Congratulations!" deyip kapatmış telefonu.

Carlos İsabelle'e söz vermiş: "Bir gün, bu hapishanenin penceresinden değil büyük kapısından çıkacağım ve bir devlet adamı gibi, özel bir uçak bekliyor olacak havaalanında!"

İsabelle bekliyor o günü. Müebbeden.