Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2001

Cry for me,Eva!

Radikal · 21 Aralık 2001

Gariban Arjantin halkının 1940'lı yıllarda 'baba' diye sarıldığı faşist albay Juan Domingo Peron ile 'ana' diye sarıldığı eşi Maria Estela Martinez ya da nam-ı diğer Eva Peron; kendi ülkelerinde hâlâ kahramandırlar da, evrensel anlamda kahramanlıkları yıllardır Brodway türü bir müzikalde süregelir: Evita. En güzel şarkısını mutlaka anımsarsınız bu müzikalin, Eva Peron'un ölüm döşeğinde söylediği 'Don't cry for me Argentina', 'Benim için ağlama Arjantin...'

İşte şimdi, Eva Peron mezarında olsaydı ve de kalkıp baksaydı sevgili vatanı Arjantin'in hali pür melaline, ağlamak sırası ondaydı! Mezarında olsaydı diyorum, çünkü Eva Peron'un adı kazılı kabir boştur; kocası Peron, halkın aşırı sevgi sonucu cesedi çıkarıp parçalamasından ya da mumyalayıp tapınmasından korkup naaşı bilinmeyen bir yere gömdürmüş ya da yok etmiştir. İkinci olasılık daha güçlüdür. 20. yüzyıldaki Arjantin tarihi, 1983 yılına değin süren bir askeri cuntalar dizisi ve son yedi yıllık cunta sırasında Buenos Aires'te kurulan 37 temerküz kampından 30 bin kişinin 'kaybolup', içlerinde beş yaşında çocuk cesetlerinin de bulunduğu toplu 'terörist' mezarlarının 1982 yılında keşfedildiği bir ülke tarihidir. Arjantin, IMF ile ilk görüşmelerine bu toplu mezarların ortaya çıkarılmasından bir yıl sonra başlamıştır yalnızca...

Ne tuhaf değil midir ki, Türkiye'de de mezarı olmayan binlerce 'kayıp' var, henüz toplu mezarlar bulunmadı ama, 30 bin kişi öldü bir 'terör' savaşında, hâlâ latant bir terör ülkesi Türkiye ve Kenan Evren eğer şarkıcı Emel Sayın'la evlenseydi... Her ne kadar Evren, Peron kadar aptal, çünkü iktidarda çürüyen bir diktatör ve Emel hanım, Eva kadar sisayetçi olmasa da, bizim de 'Evita' benzeri bir müzikalimiz olabilirdi! Hele, Arjantin'in 'El Turco', yani Türk diye andığı Carlos Menem zamanıyla bizim Turgut Özal 'bereketimiz', hem de aşağı yukarı aynı yıllarda müthiş benzerlikler gösterir. Ama Turgut Özal, zamansız ölümüyle 'iflasın' sorumluluğundan kurtulurken; 1990 yılından öteye 'ABD'nin cicisi' ve dünyanın ekonomik mucizesi Arjantin'in mimarı Carlos Menem yaşamış, kendisinin ve yakınlarının 'hortumculuğu' ortaya çıkıp iflas çanları çalıncaya kadar iktidarda kalmak ihtiyatsızlığını göstermiştir.

Arjantin'de bir milletvekili, asgari ücretin 30.8 katı maaş alır, Türkiyeli bir milletvekili asgari ücretin 44 katını!

IMF'nin Arjantin'e 'maşallah' taktığı 90'lı yılları anımsıyorsunuz değil mi? Daha 1998'e değin, varsa yoksa Arjantin modeliydi, parmakla gösteriliyordu 'iyiye giden' ekonomisi. Oysa dünyanın borsa yönlendirici kuruluşları, Arjantin'i tavsiye ederken hararetle, Arjantin'in iç ve dış borçlanması 1990 yılında 60 milyar dolardan 132 milyara yükseliyordu, 2001 yılında ise 154 milyara dayandı. IMF'nin Arjantin'e alkışları, 1998 yılında bıçak gibi kesiliverdi nedense. Dünya para fonunun ekonomi dehaları, birdenbire, Arjantin'e 'gereğinden fazla finansman yapıldığını' ve 'verilen kredilerin

yağma edildiğini' keşfediverdi. Arjantin'in hortumcuları, akan kredileri Amerikan bankalarına ve yatırımlarını New York, Londra, Frankfurt borsalarına doğru lüpletivermişlerdi. IMF, verdiği kredileri Amerikan bankalarına, New York borsalarına aktaran Arjantin kapitalistlerine hesap soracak değil ya, faturayı Arjantin halkının önüne 'koydurdu' tabii. Biliyorsunuz onların Kemal Derviş'i de dün istifa ettirilen süper ekonomi bakanı Domingo Cavallo'ydu. Her Üçüncü Dünya ülkesinin bir dehası vardır, ABD'nin 'federal beyin' rezervinde. Ama işte ekonomi, iki kere ikinin dört ettiği 'aritmetik' öğretisi değil. Hatta sosyal psikolojinin epeyce dahli olan, ne yapıldığında ne sonuç vereceği kesin bilinmeyen bir tür 'kumar', ekonomi bilimi dedikleri. Türkiye, Arjantin gibi olur mu? Hayır, BÖYLE olmaz. Halen Türkiye'nin ekonomik durumu, Arjantin'den daha kötü. Ancak, serbest kura 'oynayan' Türkiye'nin sığınacağı enflasyon var. Gerekirse karşılığı olmayan para basar, dağıtır. Çok sıkışırsak, dolar bile basarız valla, kafamızı kızdırmasınlar! Üstelik Arjantin halkı, sokaklara dökülmeye alışık bir halk. Başkaldırmaya ve yağmalamaya idmanlı. Hem de yüzyıllardır. Bizim gariban halkın ağzına vur, lokmasını al hâlâ. Ama Türkiye'nin yine de biraz düşünmesinde yarar var: IMF, yalnızca 1.3 milyar dolarlık bir kredi dilimine 'Hayır!' deyince alabora oluverdi Arjantin. Yoksa işler çok iyi gidiyordu, hatta Buenos Aires borsası kasım ayının sonunda yüzde 30 değer kazanmış ve 253.44 puana yükselmişti de!..