Yunuslar ve insanlar
Radikal · 26 Aralık 2001
Luc Besson'un 'Büyük Mavi'si, ülkemizde
'Derinlik Sarhoşluğu' adıyla gösterilen ve tüm dünyada olduğu gibi gişe rekorları kıran, müziği hâlâ kulaklarımızdan silinmeyen bir sinema yapıtıdır. Ve Besson'un ve filminin gerçek kahramanı Jacques Mayol, geçen pazar Elbe Adası'ndaki evinde intihar etti. Herkes, tüm hayranları onun mavi derinliklerde kaybolmasını beklerken 'vakit gelince', Mayol kendisini bir ipin ucuna asmış ve bıraktığı mektupta cenazesinin yakılmasını vasiyet etmiş. Mektubun içeriği tam açıklanmadı, ama işgüzarlar yine de ölümüyle 'Büyük Mavi' arasında bir ilinti kurmaya çalışıyor ve 'Karaya vuran bir yunus gibi boğularak ölmeyi yeğledi,' türünden yorumlar yapıyorlar.
Çünkü Jacques Mayol, bir 'yunus adam'dı ve zaten 1986 yılında yazdığı 'Homo Delphinus' adlı kitapta insanoğlunun denizde yaratılıp karaya çıktığını anlatıyor, yunuslarla akrabalığımızı irdeliyordu. Mayol'e göre, insanoğlu denizi öldürüyordu ve denizlerin ölümü, kendi türünün de ölümü olacaktı.
Fransız anne babadan Şanghay'da dünyaya gelen efsane dalgıç, Japonya'daki Karatsu adlı küçük balıkçı kasabasında rastladı yaşamındaki ilk yunusa. 1976'dan 1983'e değin bilimsel ve tıbbi araştırmalar sonucu geliştirdiği yepyeni bir dalış tekniğiyle devrim yaptı ve o güne değin aşılamayan derinliklere dalarak, sayısız rekorlar kırdı. Marsilyalı bir mühendisin kendi-
si için icat ettiği dalış aletiyle, baş aşağı değil, baş yukarda dalmak yöntemini ilk kez Mayol denedi ve 105 metreye kadar indi. Aynı zamanda ağırlık işlevini gören alet, bir otomobil direksiyonuyla bir bisiklet selesi ve freninden ibaretti. Mayol, kendi düşünüp bulduğu yeni yöntemle, su üstüne çıkmak için ters dönmek zorunda kalmıyor, böylece dönüş için gerekli olan oksijeni daha derine inmek için kullanabiliyordu.
Mayol, dünya rekorlarını altüst ederken, onun varlığından henüz habersiz bir çocuk, Luc Besson da Akdeniz'in sığ maviliklerine dalıp çıkıyordu. Bir gün, kendi minik derinliklerine dalarken göz sinirini sıkıştıran hava kabarcığı sonucu kör olmasına ramak kala, dalgıçlığa veda etti. 17 yaşına gelmişti ki, henüz 92 metre rekorunu kıran Jacques Mayol hakkında kısa metrajlı bir film seyretti ve yaşamı değişti: Dalamadığı derinliklere dalan
'yunus adamın' filmini yapacaktı büyüyünce, söz verdi kendisine. Senaryo, kafasında biçimlenmeye başlamıştı.
'Büyük Mavi'nin efsane dalgıcı ve artık bir sinema efsanesi olan hayranı, ilk kez 1983 yılında Marsilya'da buluştu. Bir dalış teknesinde, baş başa çalıştılar senaryo üzerinde. Jacques Mayol'ün rolünü Jean Marc Barr, Mayol'ün en iyi arkadaşı ve dalgıç rakibi Enzo Maiorca'yı Jean Reno üstlendi. Filmin konusu Jacques Mayol, 'teknik müsteşar' olarak hazır bulundu dört ay süren çekimlerde. Baştan sona, onun yaşam belgeseliydi 'Büyük Mavi'. Ama son için iki ayrı senaryo çekildi. Birincisinde, arkadaşı Enzo'nun ölümünden sonra Mayol de bir yunusun peşine takılıp gidiyor, mavi derinliklerde kayboluyordu. Bu son, romantik Avrupa içindi. İkinci ve gerçek sonda ise, yunus balığı ölmek isteyen Mayol'ü derinlere götürmüyor, su üstüne yönlendiriyordu. Gerçek sonu, iyi biten filmleri seven ABD seyretti.
O gün bugündür, yine de Jacques Mayol'e denizde ölmek yakıştırıldı hep. Oysa o, 74 yaşında asmayı tercih etti kendisini. Neden, bilinmez. 1996 yılında, Mayol'ün 105 metrelik rekorunu 110 metreye inerek ilk kez aşan dalgıç ve kadim arkadaşı Enzo gibi İtalyan, Umberto Pelizzari'ydi. Ve Pelizzari, geçen 3 Kasım'da bu efsane rekoru, 131 metreye perçinledi.
Efsane dalgıç Mayol, kendisini örnek alan ve usta kabul eden genç halefi Pelizzari'ye
'Homo Delphinus' kitabını imzalarken, şöyle yazmıştı: "Derinliğe giden yolu, sana bırakıyorum Yunus'um..."
Ve bir gün, ölümün dipsiz derinliğine dalmak için, denize ihtiyaç duymadı.