Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2001

Gılmancılık

Radikal · 29 Aralık 2001

Türkiye üç gündür, öğrencilerini cinsel sapıklığına peşkeş çeken bir öğretmenin, üstelik de bir tarikat ilkokulu (Nakşibendilerin Hidayet Vakfı) 'psikolojik danışmanı' Özgen İmamoğlu'nun (tesadüfe bakar mısınız?) rezil eylemiyle sarsılıyor. Rezil eylemiyle dedim ama, Türkiye'nin olayın hangi boyutunda sarsıldığına pek emin değilim. İmamoğlu (ne tesadüf ama...) parmak kadar, bazısı kimsesiz ve özürlü çocukların altı yıl boyunca ırzına geçmiş, Özel İlkgüneş

İlkokulu'nun aydınlatıcı huzmelerini gerçekten özel bir yöntemle zerk ettiği çocukların 'hidayete' erişini filme çekmiş, internet sitesinde pazarlamış, kimse farkında ya da kimsenin umurunda olmamış. Şimdi millet, İngiliz polisinin tam 17 kez ihbar ettiği bir suçun, bence işlenmiş olmasına değil, ORTAYA ÇIKMASINA şaşırıyor. Zaten suçun tespit ve suçlunun yakalanması da İngiliz polisinin ısrarı sayesinde gerçekleşmiş.

Dünyada 'pedofili' denilen sübyancılık tüm toplumlarda olan bir cinsel sapıklık. Ölüsevicilik (nekrofili), hayvansevicilik (zoofili) gibi sapıklıklar ne kadar marjinalse, sübyancılık o denli yaygın. Çocukların cinsel sömürüsüyle mücadele eden ülkelerde çıkarılan istatistiklere göre, pedofili vakalarının büyük bölümü 'din istismarı'yla ilgili, FBI'ın yıllardır takibe aldığı çocuk pornosu internet sitelerinde pek çok Türk'ü mimlediğini ve ihbar ettiğini biliyoruz; Türkiye'de İLK KEZ böyle 'organize' bir pedofil yakalandı. Oysa, örneğin Fransa'da son üç yılda, 'din' eğitimi verdiği çocukların ırzına geçen, aileler tarafından ihbar edilen beş papaz ve onların 'sapıklıklarını' polise ihbar etmeyip susan kilise yetkilileri yargılanıp hapsedildi. Elbette ki tüm pedofiller, dini kisve altında hareket etmiyor. Ama büyük bir bölümü ya din adamlarının ta kendisi ya da kilise dışı 'tarikat'çılar. Çünkü çocuk, ulvi bir mesajla daha iyi 'uyutuluyor'. Avrupa ülkelerindeki tarikat ya da kilise dışı pedofillerin ezici çoğunluğu ise, Tayvan gibi çocuk fahişeliğinin 'turistik ticaret' haline geldiği ülkelerde 'para' karşılığı ulaşıyorlar sapık emellerine. Ellerinin altındaki, kendi vatanlarında bu suçun cezası öylesine ağırlaştırıldı ki, pek gözleri yemiyor. Gazeteler, televizyonlar konuyla ilgili yoğun bir kampanya sürdürüyor, çocukların cinsel istismarıyla ilgili mücadeleye katılıyorlar.

Türkiye'de tık yok! İki gün öncesine değin yoktu, daha doğrusu. Birdenbire, BİR oğlancı keşfettik! Oysa Türkiye, pedofilinin en yaygın, yaygın olmasına da en uygun ülkelerden biri. Çünkü hem sübyancılık, hem oğlancılık var geleneğinde. Saraylardaki 'iç oğlanları', sokaklardaki 'hamam oğlanları' nedir sizce? Hele hele, cennetteki 'gılman' hangi dinde ve hangi müminlere vaat edilmektedir? Ya genel anlamda sübyancılık, yok mu dersiniz Türkiye'de? Küçücük kızların 'satılarak' evlendirildiği yegâne AB adayı ülke, bilin bakalım hangisi, Polonya mı, Türkiye mi? Belki de Baltık ülkeleridir...

İmamoğlu'nun ırzına geçtiği ve ırzına geçilmeye alıştırdığı çocuklardan

'belirlenebilen' beşi, psikolojik tedavi altına alınmış. Kişilik ve davranış bozuklukları belirlenen bu çocukların aileleri, bunca yıldır HİÇBİR gariplik gözlememişler oysa, kendi evlatlarında. Ne iki yıl aynı işi yaptığı Gaziantep Yetiştirme Yurdu'nda ne de Nakşibendi tarikatının hidayetine erdirdiği ilkokulda, kimsesiz olmayanların ailelerinden

biri bile, 'anormallikten' kuşkulanıp başvurmamış polise. Normal bir anne baba için, gerçekten şaşırtıcı bunca

'işkilsizlik'. Çok kötü bir varsayım geliyor aklıma. Acaba bu aileler, çocuklarının yaşadıklarını, geleneksel bir alışkanlık sonucu, 'doğal' mı kabul ediyorlardı?

Şimdi ne olacak, nasıl yaşayacak bu çocuklar?

Tarihsel bir örnek biliyorum: Kazıklı Voyvoda diye anılan Eflak Prensi Vlad, yakaladığı Türkleri kazığa geçirmeden önce, Osmanlı Sarayı'nda Fatih Sultan Mehmet'in babası İkinci Murat'ın pek sevgilisi bir 'iç' oğlanıydı, aziz okurlar. Büyüyüp kıllanınca, Sultan Murat eski göz ağrısını voyvodalığa getirdi. Oysa Vlad, Eflak'a varır varmaz bağımsızlığını ilan etti ve eline geçirdiği her Türk'ü, 'kazık'layarak çıkardı küçükken uğradığı seri tecavüzün acısını.

Psikiatri, tecavüze uğrayan çocukların, büyüdüklerinde tecavüzcü olduklarını binlerce kez kanıtladı. Şimdi bekliyorum: Acaba İmamoğlu'nun çocukluğunda 'neye' uğradığını kimse araştıracak mı?