Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2002

Para’nın fendi

Radikal · 4 Ocak 2002

Napolyon gerçekten 'Para, para, para!' dedi mi, bilmiyorum. Sanıyorum demedi, ama söyleseydi, işkence altında bile 'Money, money, money!' demez; olsa olsa ya 'Ecu, ecu, ecu,' diye inler ya da düpedüz kendi adını bağırırdı, çünkü zamanın altın akçesi

'ecu' olup, daha sonra kendi saltanatına dövdürdüğü beşibiryerde 'ecu'lere, kendi kendini imparator ilan eden adamın adı verilmişti.

Kendi kendini imparator ilan etmekle yetinmeyip, kendi tacını da kendi giymişti Napolyon. Ve bir ideali vardı: Avrupa Birliği. Tabii bu birliği, Fransa'nın önderliğinde düşlemiş, silah zoruyla kendi kurmaya kalkmıştı. Avusturya'ya kadar gitti, Rusya'da çuvalladı ve tıpkı bugünkü AB'ye olduğu gibi kıta Avrupa'sının birleşmesine çelme takan İngiltere'ye yenildi. Sonunu biliyorsunuz.

Napolyon'un ideali, dün gerçekleşti. Hem de zora başvurmadan, demokratik yoldan. AB'nin 16 üye ülkesinden 12'sinde kabul edilen ve uzun süre 'ecu' adı tartışıldıktan sonra

'euro' olarak kabul edilen ortak para birimiyle, kim ne derse desin, bir 'ekonomik federasyon' dönemi başladı. Siyasal federasyonun eli kulağında. Paranın tüm sosyal yapının temeli olduğu düşünülecek olursa, artık çok hızlı ilerleyecek Avrupa'nın siyasal, sosyal, adli ve askeri birlik yapılanması. Tabii Fransa'nın önderliğinde olmadı bu iş. Fransa'dan büyük Almanya var. İki eski düşman, daha yarım yüzyıl öncesine değin birbirinin gözünü oyanlar, el ele verdiler ve kendileri için tarihsel anlamda belki de en önemli geleneği,

paralarını yıktılar, lokomotifi oldukları AB'nin cebine euro'yu koydular.

AB'ye aday Türkiye'de olayın kapsamı ve olası iktisadi etkileri kuşkusuz (!) inceleniyordur... Çünkü artık karşımızda, 300 milyondan fazla bir nüfusun nüfuzuyla Amerikan Doları'yla güreşecek bir para birimi var. Bugüne değin 'sanal' olan euro, artık fiziksel gerçeklik kazandı ve iki birim arasındaki çekişme şimdi başlıyor. Bu çekişmenin sonucu, ekonomisini dolar olarak düşünen Türkiye'yi öyle ya da böyle mutlaka etkileyecek. Kesin olan, euro yükseldiği takdirde, bugün ortak para birimine geçmeyen AB üyelerinin de süratle kervana takılacağı.

Operasyonun naçiz yazarınızı etkileyen yanı, dünya tarihinde ilk kez girişilen böylesine kapsamlı bir değişimin tam hesaplandığı biçimde ve zamanda, hiç aksamadan gerçekleştirilmesi. Son günlerde Paris'in en eğlenceli yanı, vızır vızır bankalara, postanelere taşınan euro konvoylarıydı. Caddelerden ve sokaklardan geçen her zırhlı euro kamyonu, altı polis motosikleti ve kapılarından sarkmış, tepeden tırnağa silahlı, eli tetikte 'Robocop'lar ve ciyak ciyak sirenler eşliğinde yol alıyorlardı. Yalnız Fransa'da kamyonlarla, trenlerle üç bin konvoy dağıttı yurt sathına euro'ları. Ve dün sabahtan öteye, alacaklarını frank'la ödeyenlere para üstü euro olarak veriliyor. Piyasadaki eski paralar, 17 Şubat'a kadar böyle böyle toplanacak.

Devasa, uluslararası ve saat gibi tıkır tıkır çalışan eşgüdümlü bu organizasyonun ikinci ayağı ise, eski paraların yok edilmesi. 12 ülkeden yalnızca birinde, tabii ki benim en yakından izlediğim Fransa'da, merkez bankası 1.5 milyar kâğıt kupür ve 8 milyar madeni bozukluk imha edecek. Kâğıt kupürler, önce delinmek zorunda. Banka ve postanelere yerleştirilen 50 bin delici makinenin geçersiz hale getirdiği kâğıt paralar, merkez bankasında denetlendikten sonra ince ince kıyılacaklar. 1500 ton olacağı hesaplanan bu kıyıklar, çöp yakma fabrikalarında yakılacak. Ama asıl zorluk, madeni paralar. Yıllardır basılan euro'ların depolandığı darphanelere yığılacak bozukluklar, uzun vadeye yayılan bir süreçte eritilerek, içlerindeki nikel madeni ayrılacak. Devlet, operasyonu uzun vadeye yaydı, çünkü büyük bir nikel üretecisi olan Fransa, madeni yoğun miktarda piyasaya sürüp borsa değerini düşürmek istemiyor. Dolayısıyla yıllar alacak nikel stoklarının eritilmesi.

Bütün bunlar olurken Avrupa'da, biçare Arjantin'in yeni başkanı Adolfo Rodriguez Saa, ülkenin içine düştüğü perişanlığı omuzlayacak bir kabine kuramıyor ve adam bulamıyordu 'politika' yapacak. İlan ettiği yeni para birimi argentino ise, uzmanlara bakılırsa, daha doğmadan öldü.

Türkiye ise, yarım yüzyıldır yalnızca sıfırları artan bir paranın, altı sıfırını bile silemedi baskısından.

Fark nerede sizce? Akılda mı, yoksa organizasyonda mı?