Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2002

İzmir köfteli bomba

Radikal · 12 Ocak 2002

Mine G. Kırıkkanat

Anılardan emekli olunur mu? Hasan Kudar da olamadı işte. Biliyorsunuz kendisi, Convention Meydanı'nın orta direği, Türk gazeteleri bayii idi. Derken geçen yıl, 'Tahtakuşlar'dan Paris'e' kitabı (İletişim Yayınları) çıkalıberi, zaten yazardı, daha çok yazabilmek için emekli oldu. Şimdi ikinci kitabı üstünde çalışıyor. Gökte yıldız, Hasan Kudar'da anı sayısız. Ama biri var ki...

1962 yılında Hasan, hem Paris'teki Rus lokantasında aşçı olup Güzin Dino'dan öğrendiği nefis Türk pilavını Moskova pilavı diye yutturmakta, hem de Madeleine Meydanı'nda gazete bayiliği yapmaktadır. Lokantada, güzeller güzeli bir İsveçli hatunla tanışır ve kendisinden epeyce uzun olmasına karşın, sevişmekte gecikmez. Öğleden sonra aşkları başlayalı birkaç ay olmuştur ki, İsveçli hatun: "Kocam tabii ki ilişkimizi bilmiyor, ama Türk 'arkadaşım' olduğunu duyunca tanışmak istedi, galiba bir iş önerecek sana," der. Hasan kabul eder. Aynı akşam Rus lokantasında buluşurlar.

İsveçli koca, Hasan'a yarım metre yukarıdan bakan kadından yarım metre daha uzun, çam yarması gibi bir adamdır. Bizimkine çok nazik ve sıcak davranır. İlk sorusu:

"Sen İzmir köftesi yapmayı bilir misin?" olur. Hasan, bilmez ama bilirim, der. Pilavı nasıl öğrendiyse öğreneceğine emindir.

İsveçli koca, kendisine Türk yemeklerini ve de özellikle İzmir köftesini pek sevdiğini, Stockholm'de yalnızca bu köftenin satıldığı bir lokanta açmayı düşündüğünü anlatır, tabii ki aşçı olarak Hasan'ı düşünmektedir. Ancak Kudar: "Hayır!" der, "Gelmem. Oraları bana göre çok soğuk. Üşürüm..." İsveçli kocayla sohbet biter ama, karısıyla aşk sürmektedir.

Bir hafta sonra, kadın Hasan'a kocasının yine görüşmek istediğini söyler. Bizimki işkillenmiştir, ama kabul eder. Bu kez, Kudar'ın gazete bayiliği yaptığı Madeleine Meydanı'nda bir kahvede, erkek erkeğe buluşurlar. Ve İsveçli, baklayı ağzından çıkarır. O yıllarda henüz SSCB'liği sürdüren Rusya'daki komünist rejime karşı mücadele eden 'kraliyetçi' bir örgüt üyesidir ve ağustos ayında, Türkiye'deki İzmir Fuarı'na SSCB'nin de büyük bir pavyonla katılacağını bilmektedir. Adam, Hasan'a, İzmir'deki SSCB pavyonunun önüne koyacağı bir saatli bomba karşılığında, tabii örgüt adına, yüklü bir para önerir. Hasan, yalnızca bombayı koyacak ve uzaklaşacaktır. Zaten Türkiye de ABD'nin müttefiki ve komünizm düşmanıdır, dolayısıyla bizimkinin bombacılığı vatanseverlik bile sayılır.

İzmir köftesinden bombacılığa terfi, Hasan Kudar'a feleğini şaşırtır. Ama istifini bozmaz: "Yanlış kapı çaldın birader," der. "Ben sicilli komünist olarak terk ettim ülkemi. SSCB pavyonuna bomba koymak ne kelime, önünde görseler, 'Bak komünist tilki, kürkçü dükkanına döndü!' diye içeri tıkarlar!" Mesele kapanır, İsveçli koca eli boş döner, ama Hasan'ın İsveçli karısıyla ilişkisi sürmektedir.

Bir gün, Madeleine'deki gazete bayiine, Fransız gizli servisi DST'den üç kişi Hasan Kudar'ın ziyaretine gelir ve kendisini, tam da İsveçli kocayla buluştuğu kahveye, bir şeyler içmeye davet ederler. Hasan, çarnaçar kabullenir. DST, bizim Ege 'sicilli'yi sorguya çeker. İki saatlik çekişme sonucunda,

durum açıktır. İsveçli karıkoca CIA ajanları olup DST tarafından izlenmektedir. CIA'den olmaları Fransızların umurunda değildir, ama kendi sahalarında 'gol' atmalarına izin vermeyeceklerdir. Ve Hasan Kudar'dan, kadının çıplak fotoğraflarını çekmesini isterler. İsveçli çift, eğer Fransa'da rahat durmazsa, DST bu fotoğrafları 'şantaj' olarak kullanacaktır. Öykünün devamı mı? Hasan Kudar, bu kadarını yazmama izin verdi. Gerisini merak ediyorsanız, kitabı çıkıncaya kadar sabredeceksiniz...