Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2002

İstim arkadan gelsin (1)

Radikal · 23 Ocak 2002

5 Şubat 2001, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin soğukkanlı ve ölçülü bürokratları için bile şaşırtıcı bir gündü. Yeni ABD Başkanı işbaşı yapalı iki hafta bile olmamıştı ki Kâbil'den gelen beklenmedik bir mesaj, dünya diplomasi çevrelerine bomba gibi düştü: Afganistan'daki Taliban yönetimi, kısacık tarihlerinde ilk kez, uluslararası meşruiyet, yani iktidarlarının tanınması için görüşmelere başlamaya hazırdılar. Çağrının bizzat Taliban Dışişleri Bakanı Muttawakil'in (ya da Mütevekkil) ağzından ve İngiliz The Times gazetesinde yayımlandığına bakılırsa, Anglosakson dünyaya hitap ettiği açıktı. Muttawakil, ülkesinin 1996 öncesi durumuna, yani Batı'dan yardım aldığı dönemdeki ilişkilere dönmesi karşılığında, muhataplarını başta Usame bin Ladin'in sınır dışı edilmesi, pek çok hassas dosyada 'memnun etmeye' hazır olduklarını bildiriyordu. Taliban, petrol şirketlerinin emrindeki Bush yönetimine, Kazakistan petrollerinin Afganistan'dan emniyetli geçişine dair umut veriyordu, sizin anlayacağınız.

Washington, Taliban'ın çağrısına olumlu yanıt ve ABD ile Afganistan arasında kurulacak yeni ilişkilerin düzenlenmesini Leyla Helms'in sorumluluğuna verdi. Leyla Helms, eski İran Büyükelçisi ve bir zamanlar CIA Müdürü Richards Helms'in yeğeni olup, Afgan kökenli bir Amerikalıydı. SSCB'ye karşı Afgan savaşı sırasında, doğrudan Washington'a bağlı Friends of Afghanistan

'dostluk' derneğinin başına getirilmiş ve ABD kamuoyunda Afgan mücahitlerine karşı

'sempati uyandırma' kampanyasını yönetmişti. Baba Bush yönetimi sırasında, ABD'nin Afganistan'daki çıkarları gereği kurulan tüm gayriresmi diplomatik temasları Leyla Helms yönetiyordu. Helms, gayriresmi bir Afganistan elçisiydi ABD'de ve işin tuhafı, maaşını Washington'dan alıyordu. Elçiliği, Taliban ile ABD arasındaki ilişkilerin kopma noktasında olduğu yıllarda bile bitmedi. 1999 yılında NBC televizyonu hesabına Afganistanlı kadınların yaşamını konu alan bir belgesel hazırlayan Helms, öylesine yağ çekmişti ki Taliban'a, ne NBC ne de başka bir televizyon kanalı, bu taraflı 'eseri' göstermeye cesaret edemedi.

5 Şubat 2001 çağrısından sonra, kolları tekrar ABD - Taliban ilişkilerinin iyileştirilmesi için sıvayan Leyla Helms, 18 ve 23 Mart arasında Molla Ömer'in başdanışmanı Seyid Rahmatullah Haşimi'yi ABD'ye getirtti. Amerikalı araştırmacı gazeteci Wayne Madsen'ın sürdüğü ize bakılırsa, bu beş günlük gezi sırasında Haşimi'nin ilk durağı Directorate of Central Intelligence, yani CIA ile Dışişleri Bakanlığı İstihbarat Dairesi arasındaki köprüyü oluşturan DCI oldu. Ama Haşimi'ye verilen önem, bununla bitmiyordu. Molla

Ömer'in sağ kolu, haberalma örgütlerinin

özel olarak izlediği ABC televizyonu ve National Public Radio'dan da Afganistan'ın sesini duyurmak şansına sahip oldu.

Bu ziyaret sonrası ABD, Afganistan'a 114 milyon dolar 'ek' yardım yapmayı kabul etti. Aynı yılın başından beri devam eden yardımlar toplam 124 milyon doları aşmıştı ve bu durum bizzat Colin Powell tarafından 17 Mayıs'taki bir basın toplantısında açıklandı. Oysa AB, 1998 Temmuz'undan beri Afganistan'a yaptığı tüm yardımları durdurmuştu.

Amerika'nın, hangi vaade karşılık Afganistan'a para vermeyi sürdürdüğü ve hatta artırdığı bir muamma (mı)ydı acaba? Üstelik, söz konusu yardımlar sürerken, yani ABD Taliban rejimiyle anlaşmaya çalışırken, neler oluyordu neler:

16 Mayıs 2001 günü, Kofi Annan'ın Afganistan temsilcisi ve aslında ABD'nin has adamı Fransesc Vendrell, Roma'da devrik kral Zahir Şah'la görüşüyor ve kendisinin Afganistan'a 'muhtemel' dönüşü üstüne pazarlık yapıyordu.

15 Temmuz'da ABD, Berlin'deki Afganistan toplantısında ilk kez 'Taliban rejimine karşı muhtemel bir askeri operasyon'dan söz etti. Ve 17 Temmuz'da, uluslararası Batı ittifakı tarafından Taliban'a iki maddelik bir mesaj niteliğinde 'haber' salındı:

- Usame bin Ladin'in yakalanması için Afganistan içinde ve Taliban'a karşı bir müdahale düşünülüyordu.

- Eski Kral Zahir Şah'ın Kâbil'e dönüp iktidarı ele alması için görüşmeler başlamıştı.

Sizin anlayacağınız, 17 Temmuz'dan öteye ve

11 Eylül olmasa bile, Afganistan'a savaş açılması, kararlaştırılmıştı. Üstelik ABD'nin yanı sıra tüm Batılı müttefikler tarafından. 11 Eylül, aslında harekatın salt ABD hükümranlığına geçmesini sağladı, ABD'yi 'tek başına' yetkili kıldı, o kadar.

Jean-Charles Brisard ve Guillaume Dasquie'nin

tüm belgelerin tıpkıbasımlarını içeren 'Bin Ladin, Yasaklı Gerçek' adlı araştırmasını özetlemeye, cuma günü devam edeceğim.