Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2002

Hegomanya ve Petrol (2)

Radikal · 25 Ocak 2002

ABD'ye giderken Türkiye'nin Irak'a olası bir Amerikan saldırısına muhalefetini dili döndüğünce kararlı bir dille anlatacağını belirten Başbakan Ecevit, Washington'da ne yedirdilerse, anavatana dönüşte, Irak'a olası bir Amerikan saldırısına Türkiye'nin muhalefet edemeyeceğini kararlı bir dille anlattı gerçekten. Ve Bush'un Irak'a kesin saldıracağını, ABD Başkanı'nın Saddam hakkındaki: "O çok kötü bir adam! Görmeye tahammül edemiyorum," sözleriyle açıkladı. Böylece sayın seyirciler, dünyanın efendisi ABD'nin, Bush'un kovboy diliyle gözünün üstünde kaşı olanlar, Amerikan 'beauty' ölçülerine uymayanlar, Amerikan türü iyilikten anlamayanlar tarafından yönetilen ülkeleri döve döve doğru yola sokacağı anlaşıldı. Ancak Bush, vasat bir zekâ olup kovboy filmlerindeki 'kötü adam' söylemiyle politika yapmaya kalksa da, kuşkusuz Irak'a saldırmak kararının ardındaki gerçek neden, Saddam'ın bıyıkları değil. Peki ne o zaman?

Niçin Irak'ı, bu kez, yerle bir etmeye kararlı ABD? İsmet Berkan'a sordum; bu kararın çok önce verildiğini, ancak uygulamanın kolay

olmadığını ve ABD, saldırmak için geçerli bir bahane bulana kadar da gerçekleşmeyeceğini söylüyor. Erdal Güven ise, ABD'nin Irak'la işini bitirip Suudi Arabistan'dan çekilmek istediğini belirtiyor. Kuşkusuz ikisi de haklı ve bir doğrunun parçaları. Biri çıkıp, 'Bir başka neden de petrol!' dese, ona da inanacağım. Çünkü...

Afganistan savaşı SALT Orta Asya petrolleri

için yapıldı ve Başkan Bush'un yakın çevresi Amerikan petrol şirketlerinin adamlarıdır:

Başkan Yardımcısı Dick Cheney, Bush'un

başkanlık seçimi kampanyasına değin, dünyanın

bir numaralı petrol ürünleri yan sanayii Halliburton'un baş yöneticisiydi. George W. Bush'un can ciğer arkadaşı ve Ticaret Bakanı Donald Evans ile Enerji Bakanı Spencer Abraham, çalışma yaşamlarının büyük bölümünü Tom Brown petrol sanayiinde geçirmişlerdi. Ekonomiden Sorumlu Bakan Yardımcısı Kathleen Cooper ise, dünyanın petrol devi Exxon'un (ya da Esso) genel muhasebe müdüründen başka birisi değildi! Kazakistan'da büyük yatırımları bulunan Chevron petrollerinin sorumlusu Condoleeza Rice'ı

daha önce anlatmıştım zaten.

Orta Asya petrolleri üretim aşamasında büyük ölçüde ABD şirketlerine aitti. Ama son yıllarda Moskova ve Pekin, bu petrollerin taşınması için

art arda 'pipeline' anlaşmaları imzalamışlar; üstelik Hazar Denizi'nin petrollerini taşıyacak Rus boru hattı geçen yaz devreye girerken, ABD'nin Türkiye Ceyhan boru hattı, henüz proje aşamasındaydı. Eğer müdahale edilmezse, Kazakistan, Türkmenistan ve Özbekistan'daki

ABD şirketlerine ait petrol ve doğalgaz yatakları, dağıtım ve taşıma aşamasında tümüyle Rus ya da Çin kontrolündeki 'pipeline'lara bağlanacaktı.

Dolayısıyla ABD, Orta Asya'daki kendi şirketlerine ait petrol ve doğalgazını taşımak için, kendine ait bir 'boru yolu' kullanmalıydı ve bu yol, elbette kendi eliyle iktidara vidaladığı Taliban yönetimindeki Afganistan'dan geçiyordu...

İşte bu yüzden ABD, Taliban yönetimine

karşı alınan tüm BM ve uluslararası kararlara rağmen, sonuna dek, 11 Eylül'e çeyrek kala Taliban'la gizli gizli temaslarla, sulh yoluyla anlaşmaya çalıştı. 11 Eylül'den sonra ise savaştan başka çare kalmamıştı.

İşte bu yüzden ABD, Dahran'daki Amerikan üssüne yapılan saldırıdan iki yıl sonra bile, yani 1998 yılında, İnterpol'e resmen başvurup Usame bin Ladin hakkında uluslararası arama ve tutuklama kararı çıkartmamıştı! Oysa Bin Ladin, 28 Şubat 1998'de yayımladığı bir fetva ile genelinde Batı, özelinde ABD'ye cihat ilan ettiğini açıklamıştı. ABD, Usame bin Ladin'i Dahran saldırısından resmen sorumlu tutarken, El Kaide'nin başı hakkında İnterpol'e yapılan tek başvuru ve tutuklama emrini kim çıkarmıştı biliyor musunuz? Libya ve lideri Albay Kaddafi...

Ama bu durum, yeri gelince, ileride, başka bir yazının konusu.