İstanbul 1894
Radikal · 6 Şubat 2002
Prof. Aykut Barka, yayıma hazırlanmakta olan "Depremini Bekleyen Şehir" adlı kitabında, 'Nasıl bir deprem bekleniyor?' sorusunun yanıtı, tarihsel depremlerin neden olduğu sonuçlar incelenerek önemli ölçüde bulunabilir, diyor. Ve 2600 yıllık bu tarihi kentin, son 1500 yılda başına gelen 12 büyük deprem sayıyor. Barka'nın bu depremlere ait verileri inceleyerek vardığı sonuç, hemen hepsinin M=7 ile 7.4 şiddetinde oluştuğu. Marmara Denizi içinde ve çevresindeki depremlerin tarihlerini sıralamak bile, İstanbul'u NEYİN beklediğini ve GELECEK depremin, devlet katında genel bir vurdumduymazlık, ahali nezdinde ise sonsuz bir çaresizliğe karşı ne kadar YAKLAŞTIĞINI gösteriyor.
Bizans döneminde, Marmara Bölgesi'nde
İstanbul'u 7 ve üstü şiddetle sarsan deprem tarihlerine bakın: Yıl 32, 121, 128, 155, 181, 269, 358, 362, 447, 460, 478, 484, 557, 740, 861, 869, 967, 989, 1011, 1063, 1296, 1323, 1343, 1345, 1354, 1419...
İstanbul'un 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet komutasındaki Osmanlı ordusu tarafından alınması, yerkürenin ortasındaki ateş tanrısının umuru bile olmamış nedense. Ve devam etmiş depremler. Fetihten sonra en büyüğü, 10 Eylül 1509 depremi olup, tarihçiler tarafından 'Küçük Kıyamet' (Kıyamet-i Sugra) olarak adlandırılmış. Sarsıntının aralıklarla yarım saat sürdüğü, halkın günlerce açık alanlarda, Padişah'ın ise 10 gün süreyle bahçeye kurulan bir çadırda yaşadığı biliniyor ve çelişkili kaynakların incelenmesi sonucu can kaybının 1500 ila 5 bin olduğu tahmin ediliyor. Kente verdiği maddi hasar da korkunç boyutlarda: 38 yıl önce tamamlanmış Fatih Camii kubbesi yarılıyor, dört ana sütun çatlıyor, demir kirişler bükülüyor. Harabeye dönen mescit sayısı 109. Hasar görmeyen minare kalmadığı söyleniyor. Çok sayıda kilise çöküyor. Deprem, yalnızca Ayasofya'yı ciddi biçimde etkilemiyor ve salt (tesadüfe bakın) Osmanlılar tarafından yapılan minaresi yıkılıp, içerisinde ise yalnızca kubbe ve duvarlardaki 'gâvur' mozaikleri gizlemek amacıyla yapılan sıvalar düşüyor! Ve tabii bu olay, Avrupa'daki 'gâvur' yayınların çoğunda, 'mucize' olarak yer alıyor.
Osmanlı payitahtı, 18. yüzyılda 1719, 1754, 1766 ve 1766'da meydana gelen ve Kuzey Anadolu Fayı'nın Marmara Denizi'ni aşmasıyla sonuçlanan dört depremde de büyük hasar görüyor.
Ama 19. yüzyılda bir 1894 depremi var ki...
10 Temmuz günü öğle vakti, üç şok halinde geliyor deprem. İlk sarsıntı 4-5 saniye sürüyor ve hasara yol açmıyor. İkinci sarsıntı 8-9 saniye sürüyor ve başta
İstanbul, Adapazarı'ndan Çatalca'ya kadar yıkıp geçiyor.. Üçüncü sarsıntıyla yeryüzü, dalgalı bir deniz üzerindeymiş gibi sallanıyor beş saniye süreyle. Resmi sayılar, bu korkunç depremin 200 bin nüfuslu İstanbul şehrinde 474 kişinin ölümüne, 482 kişinin yaralanmasına, 387 dayanıklı yapı, 1087 ev ve 299 dükkânın yıkılmasına yol açtı diyorlar. Oysa, sansür vardı ve gerçek kayıplar söylenenin kat kat fazlasıydı.
1894, İstanbul'un sonuncu depremiydi. Aykut Barka'nın kitabından derlediğim bu tarih ve bilgileri yan yana koyup, şöyle bir baktığınızda, matematiksel olarak bile
İstanbul'un 1509 ya da 1894 çapında yıkıcı bir depremi beklediği açık. Marmara Denizi'nin dibindeki ateşten tanrı uyumuyor.
Pusuda. Ama Türkiye'yi yönetenler, İstanbul yıkılırsa kendisi de yıkılacak olan devlet, bırakın uyumayı, resmen bunaklık komasında.
Acaba ayılmak, önlem almak, seferberlik için zaman kaldı mı zaten?