Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2002

Bir ihtimal daha var

Radikal · 9 Şubat 2002

Sizler Dinç Üner'i tanımazsınız. Kendisi, DMC çalışanları tarafından işgal ettiği yüksek mevkii (çünkü Milliyet İcra Kurulu Başkan Yardımcısıdır) ve doğal otoritesiyle

bilinir. Doğal otorite, bağırıp çağırmadan, el kol hareketlerine gerek duymadan kurulan üstünlüktür, bildiğiniz gibi. İşte Dinç Üner'de bu vasıf ibadullah derecesinde

olup, karşısındakinde çekingenlikle karışık bir saygı uyandırır. Lafı uzatmayayım, bizim Dinç hem mert, hem sert, üstüne üstlük ciddi mi ciddi görünümlü bir adamdır, DMC'ye korku salar. Bu yazımla kendisini çok kızdıracağımı ve otoritesini

'çızdıracağımı' biliyorum, ama dürüst bir gazeteci olarak gerçeği açıklamak zorundayım: Kadim dostum Dinç, aslında müthiş bir güldürü ustası ve fıkra dağarcığıdır. İstanbul'a her gelişimde, DMC'nin resmi güldürü ustası Yalvaç Ural'ın da katıldığı bir toplantı yapar ve son komikliklerimizi teati ederiz. Komiklik deyip geçmeyin, çok ciddi bir iştir. İşte sonuncu toplantımızda, Dinç Üner'in sunduğu bildiri:

İkinci Dünya Savaşı başladığında, kendilerini bekleyen temerküz kamplarından henüz haberi olmayan iki Yahudi, askere alınacaklarını sanarak başlarına ne geleceğini düşünmeye başlamışlar kara kara. Birincisi ağlamaklı: "N'olucaz şimdi?" demiş. İkincisi soğukkanlı, teselli etmeye çalışmış: "Valla iki ihtimal var. Bizi askere ya alırlar, ya almazlar... Almazlarsa, sorun yok. Alırlarsa iki ihtimal var. Ya cepheye sürerler ya da geri hizmete. Geri hizmete verirlerse, sorun yok. Cepheye gönderirlerse iki ihtimal var. Ya ölürüz, ya kalırız. Kalırsak sorun yok.

Ölürsek, iki ihtimal var. Ya sabun yaparlar ya da tuvalet kâğıdı. Sabun olursak, sorun yok. Ama tuvalet kâğıdı olursak, boku yedik..."

İkinci Irak Savaşı arifesinde, sevgili okurlar, biz Türkler için de hep iki ihtimal var: ABD ya savaşır ya da savaşmaz. Savaşmazsa sorun yok. Savaşırsa, iki ihtimal var. Türkiye'yi savaşa ya sokar, ya sokmaz. Sokmazsa sorun yok. Sokarsa iki ihtimal var. Türk ordusu Irak'a ya girer, ya girmez. Girmezse sorun yok. Girerse iki ihtimal var: TSK, Kuzey Irak'ta ya kalır, ya kalmaz. Kalırsa sorun yok. Kalmazsa iki ihtimal var. Kuzey Irak'taki Kürtler ya devlet kurar ya da göçer. Devlet kurarlarsa, sorun yok: Bizim Güneydoğu'yu sabun yapıp köpürtürler. Ama göçerlerse, Türkiye ayvayı yer...

İşte bu olasılıkların parlak ışığında yolumuzu aydınlatmak üzere, ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney, Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfovitz ve Genelkurmay Başkanı Dick Myers'in ziyareti bekleniyor ülkemize. Herhalde eli boş gelmeyecekler. Sonuncu Türk devleti Türkiye Cumhuriyeti'ne acaba ne 'hediye' getirecekler? Laik cumhuriyetimizin Başbakanı Bülent Ecevit, Hıristiyan ABD Başkanı George W. Bush'a değerli bir Kuran götürmüştü, biliyorsunuz. Acaba Dick Cheney de kendisine, 'Al sen de bunu oku' diye değerli bir İncil verir mi dersiniz? Birinci Irak savaşında yediğimiz kazık düşünülecek olursa...

İncil'de "Bir yanağına tokat atarlarsa, öteki yanağını uzat!" yazar da...