Hızır'ın adı Chirac
Milliyet · 24 Şubat 2002
1979 yılının bir kış gecesi. Karanlıkta iniyor bir uçak, ışıklar içinde titreyen Orly pistine. Yolcuları bir tuhaf. Hiç benzemiyorlar, yıl boyu Fransa'ya akın eden altmış milyon turistin ne birincisi, ne de sonuncusuna. "Paris'e hoşgeldiniz" diyor hostesin dondurucudan çıkarılmış kaseti.
Anlamıyorlar. Ama ağlıyorlar. Kimi umutla, kimi korkudan. Bilinmeyen bir dilde "Bize ne yapacaklar?" diyor bir çocuk, elini tutan büyüğe. Büyüğün boyu da zaten üç elma kadar. Giysileriyle birlikte çekmiş, deniz suyunda.
Onlara "boat people" denecek yakında. Ama henüz ilk "boat"ların "people"ı olarak, isimleri konmamış daha. Vietnam'dan çıkmışlar yola. Karanlık ambarlarda iki ihtimale ayrılmışlar. Şanssızlar ilk hamlede susuz ve soluksuz kalıp boğulmuş. Kurtulanlar gemi batana kadar şanslıymış, sonra gelip yine iki ihtimale dayanmışlar. Denize döküldüklerinde yarısı balıklara yem olmuş, diğer yarısı merhamet tekneleri gelip toplayıncaya kadar yaşamış.
1979'un yaman kış gecesi Orly'ye inen uçak, işte o merhamet teknelerinden birinin muhtevasını taşıyor. Aralarından, 18 yaşıyla tiril tiril titreyen Anh Dao anlatıyor: "Kalabalık bir sığınmacı topluluğuyla ayak bastım Fransa topraklarına. Havaalanının bir köşesine çekilmiş, ağlıyordum. Nasıl ağlamam? Annem ve babam tekneye bile binemeden tutuklanmışlardı, ölüme rastladığımda tek başımaydım denizde, beni kucaklamadığına hayıflandım. Korkuyordum, başıma daha neler gelecek diye. Oysa Bay ve Bayan Chirac geldiler. Beni nasıl gördüler bilmiyorum ama yanıma yaklaştılar, bilmediğim dilde bir şeyler söylediler. Bir mendil verdiler göz yaşlarımı silmem için. Tercüman 'Bak bu bay Paris belediye başkanı, çok önemli bir şahsiyettir' dedi. Ve beni kendi evlerine götürmek istediklerini söyledi."
Şimdinin Cumhur, dönemin Paris Belediye Başkanı Jacques Chirac ve eşi Bernadette, gerçekten de tutarlar verdikleri sözü. İki gün sonra sığınmacıların yerleştirildikleri merkezin kapısında duran siyah bir araba Anh Dao'yu alır, Paris'in göbeğindeki o muhteşem Kent Sarayı'na götürür. Vietnamlı genç kız iki yıl boyunca Chirac Ailesi'yle birlikte o sarayda yaşayacaktır.
"Üçüncü kızları gibiydim" diyor Anh Dao. Velinimeti Chirac'lar onu evlat edinmezler. Çünkü öz ana-babası sağdır. Ama onları da Paris'e getirtmeyi başarır, Anh Dao'yu gerçek ailesine kavuştururlar. Derken, kendisi gibi sığınmacı, delikanlı Michel Pham'a rastlar artık 21 yaşındaki genç kız. Nikahlarını bizzat Belediye Başkanı Chirac kıyacaktır.
Halen Paris'teki tüm Vietnamlıların yaşadıkları, Paris'in 14. Mahallesi "China Town"da yaşıyor Dao-Pham ailesi. Anh güleç yüzlü bir anne artık. "Chirac'ları bayramdan bayrama, uzaktan görüyoruz" diyor. Bunları anlattığı gün de Çin takvimini At'ın sırtına bindiren yılbaşı şenlikleri zaten ve Anh, Fransa Cumhurbaşkanlığı Sarayı Elysee'ye davetli Uzakdoğu temsilcileri arasında yer alıyor. Üç çocuğunu yanında getirmiş. En küçük oğlanın adı, Jacques. Ortanca kız, Chirac Ailesi'nin yirmi yıldan beri yatalak kızının adını taşıyor: Laurence. Üçüncüsünü kız olsaymış, Madam'ın adı Bernadette koyacaklarmış ama erkek oluvermiş kerata; "Bernard" demişler Bernadette'in anısına.
Fransa cumhurbaşkanlığı seçimleri mayıs ayında. Jacques Chirac yeniden aday. Ne gariptir ki 1979'dan beri, kimse bilmiyordu Anh Doa'nın varlığını, dolayısıyla Chirac'ların sevabını. Eğer o At Yılı gecesi, gazeteciler tesadüfen bulmasaydı yine gizli kalacaktı. Oysa öykü pek çok oy kazandırabilir Chirac'a. Kullanılmadı, kullandırılmadı.
Eski Başbakan, eski Paris Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı Chirac'ın pek çok kusuru olabilir ama "tenezzül" babında, sıfır.
[Fotoğraf altyazısı: Bernadette-Jacques Chirac çifti işledikleri sevabı yıllarca kimseye açıklamadılar.]
