Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2002

İdam ve intihar

Radikal · 6 Mart 2002

Türkiye'ye güneşin doğduğu yerlerden iki mektup aldım aynı gün içinde. İlki Gaziantep'ten, bir anneden geldi:

"Merhaba Mine hanım, Gaziantep'in Hacı Baba Mahallesi'nde 11 yaşında bir çocuk intihar etti. Hani Edip Cansever, 'Bir mendil niye kanar?' der ya; günlerce uyku tutmadı beni. 11 yaşında bir çocuk, niye asar kendini dedim kendi kendime. Kardeşim ilkokul öğretmeni, küçük Sercan da onun öğrencisi(ydi). Sercan, 75 bin liraya aldığı tatlıyı 150 bin liraya satar. Sercan kebapçıda çalışır. Sercan çaycıda çalışır. Sercan çok yoksuldur. Sınıfta her gün, yoksulluktan nefret ettiğini söyler. Babası başka bir kadınla kaçmış, annesi ve diğer kardeşleriyle YAŞAMAYA ÇALIŞMAKTADIR Sercan. Sınıfta da çalışkandır. Dersleri iyidir hep. Hatta öğretmeni, biraz sevinsin, mutlu olsun diye takdirname vermiştir ona. Ama yaşam, ağır gelir Sercan'a. 11 yaşında bir çocuk, nasıl kendini asar Mine hanım? Ne düşünür ölürken? 11 yaşında bir çocuğun YOKSULLUKTAN kendini astığı bir ülkede yaşayan ben, yediğim yemekten, giydiğim elbiseden utanır oldum. İnanın günlerce, kendi oğlumu sevemedim. Günlerce gözyaşı döktüm hiç tanımadığım Sercan için. Nasıl sorumlu hissettim kendimi, bilemezsiniz, anlatamam. Deli gibi gazeteleri taradım, televizyonda tüm haberleri izledim... Yaşarken kimse tarafından fark

edilmeyen Sercan'ın ölümünden de kimsenin haberi olmamıştı. Sizinle paylaşmak istedim..."

Sorarım size sevgili okurlar: İdam kalksın mı, otursun mu diye tartışan Türkiye, bu parmak kadar çocuğu ASTI MI, ASMADI MI?

Bence Sercan, intihar ettirildi. Ve intihar etmekle, intihar ettirilmenin arasındaki fark, ikinci eylemin cinayet oluşudur. Ancak psişik nedenlerle kendi yaşamına son veren kişiye intihar etti denilebilir. Ama yoksulluk, üstelik canla başla çalışarak yenilemeyen yoksulluk, bir ülkenin siyasal ve toplumsal anlamda hep birlikte işlediği 'intihara azmettirmek', yani cinayet suçudur.

Boğaz Köprüsü'nden atlamaya benzemez,

kendini asarak intihar.

O özenle hazırlanıp boğaza geçirilen ilmekte, yüzyılların toplumsal belleği, İDAM cezası vardır. Sercan, kendi kendini 'yoksulluk suçu'ndan asmıştır.

Sercan'ın küçük cesedinde, henüz diri sefillerin hücumuna uğramamak için kendilerini yüzlerce koruma, binlerce polisle çevirip toplumdan yalıtan 'devletlülerin' parmak izi vardır. Sercan'ın incecik zayıf boynuna geçirdiği ilmekte, 'Allah ne verdiyse çoğalın...' diye fetva vererek, yoksulluğun ve çaresizliğin yaratacağı kin kalabalıklarının sırtına binip 'devletlü' olmaya çalışanların tükürük yağı vardır. Sercan'ın ölüm emrinde, soldan sağa yazan kalemleriyle, dinci popülizmin sağdan sola yazdırdığı taharet makalelerini dolduran, satılıktan çok kiralık, çünkü her dem aptes sahibi değiştirmeye hazır allamelerin imzası vardır. Sercan'ın makûs talihinde, yalnızca kendini düşünen, sefalete sırtını çevirip görmezden gelenlerin vicdansızlığı vardır. Sercan'ın cellatları, bu ülkeyi soyup soğana çeviren vurgunculardır. En son suçlu babasıdır, onu da ötekiler yaratmıştır zaten.

Çünkü...

Bakın neler anlatıyor Van'dan gelen ikinci mektup:

"Sevgili Mine ablam,

Dünya Bankası, çiftçilere doğrudan destek programı dahilinde bir dönüm başına 57 milyon yardım gönderdi. Bu para Ankara'da kırpıla kırpıla 10 milyona düşürüldü. Neyse dedik, yine de dedik. Ancak Batı bölgeleri çiftçilerine ödenen bu para, Doğu'ya hâlâ ödenmedi ve çeşitli tarihler verilmesine karşın, hiçbiri doğru çıkmadı, hâlâ bekletiliyor. İnanın, Doğu insanı perişan. Hayvancılık bitti, diğer tüm gelir kaynaklarımız ya daraltıldı, ya elimizden alındı. Açlık ve sefalete terk edilmiş durumdayız. Oysa biz de bu ülkenin yurttaşıyız, bizim de diğerleri kadar hakkımız olmalı. Bize destek olun, sesimizi duyurun lütfen, Doğu halkı sizi seviyor ve güveniyor Mine ablam. Bu ülkede sizler gibi insanlar hâlâ olmasa, gerçekten yaşanılmazdı."

Türkiye'de karanlık güçler, örneğin uyuşturucu ve silah kaçakçılığıyla geçinen Susurlukistler, yeni bir iç savaş çıksın da yolumuzu bulalım diye özel provokasyonlara girişse, devletin kendi eliyle yarattığı bu sefalet tablosundan, bu gelir uçurumundan daha etkili olamazdı, aziz okurlar.

İnsanların kimi intihar ediyor, kimi şimdilik yalvarıyor.

Ama yarın?

Bir gün dünya tarihi, dün ve bugün Türkiye'yi yönetememiş ve soydurtmuş ve çökertmiş olanları 'manevi soykırım'dan yargılayacak, inanın.