Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2002

Demek ki neymiş?

Radikal · 8 Mart 2002

Vallahi ben de şaşıyorum. Afganistan savaşı başlarken, bu savaşın kolay bitmeyeceğini, kolay kazanılmayacağını, Türkiye'nin bulaşmaması gerektiğini savunanlar arasında yer almıştım. Sonra borazanlar çaldı, ABD Taliban'ı sildi süpürdü, El Kaide'yi dümdüz etti dediler. Oysa ne Bin Ladin'den haber vardı, ne Molla Ömer'den. Ortada yüzlerce ceset falan da yoktu. Siyasal anlamda bir zafer kazanıldığı kesindi. Ama Guantanamo'ya tıkılan 200 esir, bir askeri zafer ifade edebilir miydi? Belki de dünya değişmişti,

ben yanılmıştım, demek ki siyasal zaferler, askeri zaferlerden önce kazanılabiliyordu. Bir de baktık ki, savaş yeniden başlamış... Afgan dağlarında müttefik güçlere karşı direnen Taliban ve El Kaide savaşçılarının sayısı, nedense her gün artarak veriliyor. Önce dağlarda 200 militan var, sonra 400'ünü öldürdük dediler, şimdi 2 bin savaşçıdan söz ediyorlar. Artık hiçbir veriye inanmıyorum.

Ne öldürülenlerin sayısına, ne öldürenlerin.

Afganistan'da asıl savaş, şimdi başlıyor

bence. Belki yanılıyorum, ama Türkiye'de Irak'a doğru öttürülen borazanların da zamansız çaldığını ve Afganistan'daki savaş bitmedikçe, Irak'ta ikinci bir cephe açılmayacağını düşünüyorum. Hele Türkiye sıkı durursa, en azından bu yılı atlatırız gibi bile geliyor.

Çünkü...

Nedense Türkiye'de pek üstünde durulmayan bir gelişme oldu ABD'de: Amerikalılar, 11 Eylül sonrası alınan kararlarda ciddi biçimde İsrail'in gazına gelip gelmediklerini

düşünüyorlar. Hani şom ağızlar, 11 Eylül suikastlarını İsrailli ajanların eseri olduğunu yayıyorlardı ya, tabii kör gözüm parmağına bir Yahudi düşmanlığıydı bu dedikodu. Ama, 26 Şubat'ta ortaya çıkan, aslında 2001 Ocak ayında başlatılan çok gizli bir soruşturmanın sonuçları, İsrail istihbarat örgütü Mossad'ın, Arap teröristlerin 11 Eylül planını önceden haber aldığını, hatta kuleleri vuran uçaklardaki teröristleri adım adım izlediğini ve Washington'ı 'büyük bir terör eylemine' karşı uyardığını... Ne var ki ve nedense, teröristlerin eyleme geçmeden yakalanmalarını

sağlayacak bilgileri vermekten kaçındığını gösteriyor! Le Monde gazetesinin (6 Mart) tam sayfa ayırdığı habere göre, Amerikan güvenlik birimleri 11 Eylül 2001'i izleyen aralık ayı başında, tam 125 İsrail uyrukluyu gözaltına almış. Amerikan Adalet Bakanı'nın Le Monde gazetesine verdiği bilgiye göre, 12'si halen tutuklu bulunan bu İsraillilerin büyük bölümü sınır dışı edilirken, diğerleri serbest bırakılmış.

Meğer ABD, 11 Eylül öncesi, İsrail uyruklu güzel sanatlar okulu öğrencisi ve tablo tüccarı kaynıyormuş, sevgili okurlar. Ama tesadüf işte, yakalanmayanlarla birlikte sayıları 140 olarak verilen ve 25 yaşlarındaki kızların birbirinden güzel, erkeklerin de birer Apollon olduğu bu öğrencilerin hepsi, aynı zamanda 'seçkin' internotlar, bilgisayar uzmanları ve çoğunun, Mossad'da verilmiş bir formasyonu var. Yine tesadüf işte, genç ve yakışıklı

İsraillilerin üçte biri, 2001 yılı başından öteye, 11 Eylül'ü gerçekleştiren Arap teröristlerin ikamet ettikleri Florida'da, tam da Fort Lauderdale ve Miami'nin kuzeyindeki Hollywood'da yerleşmişler. Yani, Arap teröristler neredeyse, onlar da oradaymış.

ABD, İsrail'in 11 Eylül hakkında 'bilmemesi

imkânsız' bilgileri, kendisine 'bilerek' vermediğinden kuşkulanıyor. Ve bu mantıktan yola çıkarak, 11 Eylül'ün İsrail'in 'işine

geldiği' için önlenemediğini...

ABD'nin Irak'a saldırması da çok işine

gelecek bu günlerde İsrail'in.

Amerikan ordusu Saddam'ın tepesine, İsrail

ordusu artık Allah ne verdiyse, kim işine gelirse, onun peşine... Senaryo İsrail açısından fena değil de, ABD şöyle bir durup düşünecek gibime geliyor artık. Bin Ladin ve şürekâsını gerçekten ele geçirinceye kadar belki.

Bilmem anlatabildim mi?