Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2002

Amen

Milliyet · 10 Mart 2002

Costa Gavras ünü büyük bir sinemacı. Ancak gerçek büyüklüğü gönül adamlığında ve yüreğiyle inandığı "davaları" üstlendiği zaman en iyi filmlerini yapıyor. 1997 yılında kendisiyle Milliyet adına gerçekleştirdiğim röportaj sırasında, beni en şaşırtan özelliği tüm ideolojilere ve önyargılara karşı tam "bağımsızlığı" ama asıl önemlisi insanca idealizmi olmuştu.

Yani Costa Gavras idealistti ancak idealini herhangi bir hazır kuram, çatık temel üstüne yerleştirmiyordu, insanca iyilik refleksine dayandırıyordu. Yunanistan'daki albaylar cuntasını "Z", Stalin komünizmini "İtiraf", Güney Amerika'daki ABD güdümlü askeri cuntaları "Missing" filmleriyle ihbar ederken dünya kamuoyuna, ister sağ ister sol totalitarizm olsun, insanın insana reva gördüğü vahşeti hedefliyordu.

Costa Gavras'ın son kurbanı Vatikan. Geçen hafta gösterime giren yeni filmi "Amen" Katolik Kilisesi'ni önce afişiyle çıldırttı, ardından sinemalara hücum eden seyirci sayısıyla yıktı yere. "Amen" yılın sinema olayı adayı ve Katolik çevrelerin tepkisine karşın, gerek eleştirmenlerin, gerekse kamuoyunun ayakta alkışladığı bir film.

Alman dramaturg Rolf Hochhuth'un "Papaz Çırağı" adlı yapıtından sinemaya uyarlanan "Amen" gerçek bir olaydan yola çıkarak İkinci Dünya Savaşı öncesi ve sırasında Almanların tüm Avrupa çapında giriştiği Yahudi soykırımını bilerek bilmezlikten, hatta görerek görmezlikten gelen Papa 12. Pie ile Vatikan'ın Nazilerle yaptığı işbirliğini konu alıyor. Gerçek olay, bir SS subayı Kurt Gerstein'ın kişiliği ve yaşamı. Filmde Ulrich Tukur'un canlandırdığı Kurt Gerstein, Führer'in seçkinler birliği Waffen SS'lerininin yüzbaşı üniformasını taşımasına karşın, 1933'ten öteye nazizmin kalesinde bir truva atı, hatta nasyonal sosyalizmin iğrenç yüzünü dünyaya gösterebilmek için yaşamını tehlikeye atan, sonunda da uğrunda ölen bir Alman askeri mühendisi.

Parlak bir bilim adamı olan Gerstein, Alman ordusunun su ihtiyacı için icat ettiği bir arıtma pompasıyla ünleniyor ve Nazi Almanyası'nın elit bilimcilerini bir araya getiren Sağlık Enstitüsü üyesi olarak atandığında, tifüs hastalığının askeri garnizonlarda yayılmasını önlemek amacıyla koğuşları ve giysileri "dezenfekte" etmek üzere bir ilaçlama sistemi geliştiriyor. Önce pürisik ve siyanhidrik asit, ardından kendi buluşu "zyklon" gazıyla elbiselerin ve koğuşların ilaçlandığını sanan Gerstein, geliştirdiği sistemle sakatların, zeka özürlülerin ve Yahudilerin öldürüldüğünü 1941 yılında öğreniyor. Bilmeden alet olduğu vahşeti ve gaz odalarını ilk gördüğü gün, kurşuna dizilmeyi göze alarak İsveçli bir diplomata katliamın belgelerini vermekle kalmayıp Vatikan'ın Almanya'daki büyükelçisinin yardımcısı genç bir papaz ile Papa'yı haberdar etmeye çalışıyor, müdahaleye çağırıyor.

Hatta bu uğurda, yine hayatını tehlikeye atarak, filmde Mathieu Kassovitz'in canlandırdığı genç papaz Riccardo Fontana ile Vatikan'a, Papa'nın ayağına kadar gidiyor.

Biri Alman subayı, diğeri gerçek inançlı genç papazın bilmedikleri, Papa'nın Yahudi soykırımını pekala bilip, Naziler "Allahsız" komünistleri dize getirdi getirecek diye sustuğu. Yalnız susmak mı? Hayır. Papa ve erkanı, minnet besliyor, "dinsizliğe" yani SSCB'ye karşı savaşan Almanya'ya ve filmin sonunda, Nazi firarilere kucak açan, pasaport verip Arjantin'e, Brezilya'ya kaçmalarını sağlayan bir Vatikan görüyoruz.

Gerstein'ın filmdeki sonu, gerçek sonu: Soykırım belgelerini Batılı müttefiklere teslim ettikten sonra, intihar. Hayal ürünü, vicdan sahibi genç papaz Riccardo Fontana ise göğsüne taktığı sarı yıldızla Yahudilerle ölüme gidip "İsa" olmayı tercih ediyor.

İnanılmaz bir ustalıkla çekilerek, tek bir ceset ve gaz odası gösterilmeden büyük bir tragedyanın tüm öğelerine sahip Amen filmi, Costa Gavras'ın başyapıtı sayılıyor şimdiden. Hemen tüm dinlerde Allah sevgisinden geçinenlerin, insan sevgisizliği ve merhametsizliğini bir kez daha anlamak açısından, umarım Türkiye'de de gösterilir.

[Fotoğraf altyazısı: Costa Gavras'ın son kurbanı Vatikan oldu. Yunan yönetmen "Amen"den önceki filmlerinde de insanın insana yaptığı vahşeti hedef alıyordu.]

[Fotoğraf: DANIEL COLAGROSSI]

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1