Yeni Fatihler
Radikal · 5 Nisan 2002
Dünyada en çok üretilen düşünce türü
'tahmin'dir demek, sanırım yanlış olmaz. İnsanoğlu oldum olası acil, yakın ve uzak geleceği öngörmeye çalışmıştır. Beyinsel evrimi ilerledikçe, siyasal ve toplumsal alanda yaptığı tahminler bir komplo ve karşı komplo teorileri dizisine dönüşmüştür. İşte bugünlerde dünya, evrensel bir komplo ve tabii, etki/tepki kuralı gereği, karşı komplo teorisine oynuyor.
Her şey, ABD'nin Irak'a saldırı olasılığıyla başladı. Olasılık, başlangıçta istemdi, sonra karara dönüştü ve dünya ABD'nin kararlılığına inandırıldı. Henüz komplo yoktu ortada, Amerika evrensel güç ve denge paylaşımına değgin yeni bir plan yapmıştı ve dünya ülkelerini üç gruba ayırdı kendince: ortaklar, müttefikler ve düşmanlar. ABD'nin iç dünyasında yapılan planı uygulamaya koymak üzere, başta Dick Cheney, Amerikan yönetimi dış dünyanın nabzını yokladı. Sonuç, iç açıcı değildi: İki ülke, İsrail ve İngiltere haricinde, ki ikincisinden bile çatlak sesler yükseliyordu, ABD'nin Irak'a savaş planı ne ortak ülkelerden destek bulabildi, ne müttefiklerden. Tutmayan planları zorla tutturmanın tek yolu vardır: Komplo.
İçinden, 'Siz misiniz Ortadoğu'da savaş istemeyen?' diye mırıldanan ABD, Ortadoğu'ya kendisi olmadan zaten barış gelemeyeceğini kanıtlamak üzere kayıtsız koşulsuz ortağı İsrail'i savaşa soktu. Komplonun püf noktası çok belirgindi: Amerika'nın Irak savaşına, yani Ortadoğu'ya askeri anlamda girmesine karşı tavır alan ülkeler; İsrail, Filistin'e saldırınca, 'Bu savaşı ABD'den başkası önleyemez, Ortadoğu'ya barışı ancak onlar getirir, aman Amerika, yaman Amerika, gel söndür bu ateşi!' diye ağlaşmaya başlayacak ve bölgede istemedikleri Amerika'yı yalvar yakar imdada çağıracaklardı.
Nitekim öyle oldu. Halen başta Türkiye, tüm dünya, Filistin'e karşı yapılan insanlık dışı saldırı ve uluslararası savaş kurallarını bile hiçe sayan İsrail vahşetini ancak ABD'nin önleyebileceğini söylüyor.
Doğrudur.
Benim merak ettiğim, ABD'nin hangi koşullar altında İsrail'i durdurmayı kabulleneceği.
Ne isteyecek acaba? İsrail geri çekilir ama, ben Irak'a mı girerim diyecek? Türkiye ve dünya, İsrail'i durdur, fakat Irak'a da saldırma isteminde bulunabilecek mi? Bu komploya karşı komplo üretilebilecek mi? İran'la yakınlaşma işaretlerine bakılırsa, acaba Türkiye, İran'la ağız birliği yaparak mı önlemeye çalışacak ABD'nin illaki Irak istemini?
Bilinmiyor henüz. Ortalık toz duman, bölgenin geleceği yaman.
Belki de yepyeni, kimsenin, hiçbir ülkenin öngöremediği, yavaş yavaş biçimlenecek yeni bir oluşuma hamile, hem bölgenin siyasal coğrafyası, hem de dünyanın küresel konsepti. Bu komploya karşı komplo, 'global governance' dedikleri küresel yönetişim olabilir mi? Küreselleşen ekonominin rahatını sağlamak üzere öngörülen uluslararası siyasal irade ve idareye, 'Küresel yönetişim' diyorlar. Dünyanın, ama yalnızca stratejik bölgelerinde, Samuel Huntington'ın işaret ettiği kültür farklılıklarının yarattığı çatışmaya ne tahammül ne de yer var artık. Avrupa'nın göbeğinde olduğu için stratejik Bosna'da, Kosova'da ve petrol yolu üstünde olduğu için Afganistan'da, bir de Doğu Timor'da nasıl işlediğini gördük küresel yönetişimin: Önce bir güzel dövülüyor otorite boşluğu açılan, dolayısıyla halkları çatışan ülkeler. Taraflar yenilip sindirildikten sonra, uluslararası bir yönetim oluşturuluyor ve çokuluslu yöneticiler, yerelden seçtikleri yöneticilere nasıl hükümet olunur, nasıl ordu kurulur, nasıl eğitim, nasıl ticaret vb. yapılırı öğretiyorlar bastıra bastıra. Dünya, küresel ekonomiyi kabullenen tüm ülkelerin ortak olduğu yeni bir ittifak kuruyor, çatışmalı stratejik bölgelerde.
İşin ilginç yanı, tarihte çokuluslu Osmanlı ve Roma imparatorlukları da girdikleri bölgelerde aynı yaptırımları uygulardı, o zamanlar bu idare biçimine 'küresel yönetişim' değil de, 'fetih' denilirdi naçizane bencileyin.
Acaba Osmanlı'dan bu yana çatışıp duran Ortadoğu da, çokuluslu yeni bir egemenliğin, 'küresel yönetişim'in adayı olmasın?