Armutlar ve çocuklar
Radikal · 17 Nisan 2002
Mine G. Kırıkkanat
Türkçede nasıl 'armut dibine düşer'se, Fransızcada da 'köpekler kedi doğurmaz' ve çocuklar, eninde sonunda, mutlaka, ana babaların dizi dibine dökülürler. İki dildeki bu ampirik bilgeliğin talihle, kaderle, kısmetle ilgisi yoktur, tam tersine!
Çocuklar, hırlı gibi yapan hırsız baba, doğru gibi yapan yamuk ana, iyi gibi yapan kötü aile, köklü gibi yapan eğreti soy numaralarını yemezler. Daha minicik birer bebekken, o kocaman gözlerini diktikleri ana babaların ciğerini okurlar! Ve kendi değerlerini, onların gösterdikleri 'gibi'lere değil, röntgenini çektikleri 'öz'lere ayarlarlar.
Ben çocuklardan çıkan 'ah'lara da inanırım, çocuklar aracılığıyla büyüklere çektirilen 'ah'lara da. Hatta kişilikler güçlüyse, iyilikleri ve kötülükleri pek çok insanın yaşamını değiştirip etkilediyse, soylar boyu süren bir uğur ya da uğursuzluk taşır devinimi içinde.
Kendisine 'halkların babişkosu' dedirten korkunç Stalin, bugünlerde bir torun sayesinde topaç oldu, fır dönüyor kabrinde. Marianne dergisinin haberi, hem acıklı, hem gülünç: Yevgeni Dugaçvili diye bir Rus çıkmış meydane, "Ben dedemin torunu, üçüncü kuşak Stalin, Rusya'ya sovyet ihtişamını geri getireceğim!" diye tutturmuş. Rusya'nın Sovyet ihtişamını geri isteyip istemediği pek belli değil. Ama belli olan, mikroskobik 'Stalinci Parti' başkanı emekli albay Grigori Oriani'nin küplere bindiği. Stalin gibi Gürcü, ama 'halkların babişkosu'yla akrabalık bağları bulunmayan albay Oriani, yıllarca hayranlık besleyip sahip çıktığı adamın manevi mirasını kolay verir mi? Torun Yevgeni Dugaçvili'yi, dedesinin torunu olmamakla, yani sahtekârlıkla suçluyor. Diyor ki, Stalin'in oğlu Yakov Dugaçvili'nin tek bir çocuğu vardı, o da kızdı ve adı Galia'ydı. Ya bu torun kızdan dönme bir transeksüel ya da sahtekâr!
Durum buraya kadar, Stalin'in ruhu açısından tahammül edilebilir oranda komik. Ama koca Stalin'den artakalan bit kadar 'Stalinci Parti' başkanı emekli Rus albay, malum torunu "Stalin ailesinin içine Siyonistler tarafından sokulmuş bir casus," olmakla suçluyor. İşte bu noktada, mevtanın kemikleri
sızlıyor: Stalin, ömrünü Siyonist avına harcamış, kendi doktorlarını bile 'Siyonist' diye öldürtmüş bir cellat. Kaderin cilvesine bakar mısınız? Kendi torunu aynı suçlamayla karşı karşıya... Yevgeni Dugaçvili, uğradığı 'soysal' hakareti mahkemeye taşımış, dava konusu yapmış. 'Halkların babişkosu' gaddar Stalin yaşarken yargılanamadı ama, adliye koridorlarında postmortem maskaralığa torun eliyle mahkûm artık!
Transilvanya vampiri Kazıklı Voyvoda, nam-ı diğer Vlad Drakula'nın lanetli kaderi de maskaralıkmış meğer. Yine bugünlerde, bir sahte torun da o peydahladı. Kendisine Kretzulesco Prensi dedirten Ottomar Rodolphe Vlad Drakula adlı 62 yaşında bir Alman, Transilvanya'da bile değil, Kazıklı Voyvoda'nın topraklarına yüzlerce kilometre uzakta, Almanya'nın Brandenburg eyaletinde
'Şeytan Bifteği' diye bir lokanta açmış, plastik yarasalar ve naylon örümcek ağlarıyla donattığı mekânda... Kızılhaç'la ortaklaşa 'Kazıklı Voyvoda' konserleri düzenliyor ve yakıştırma ecdadının afiyetle içeceği kanları Kızılhaç'a bağış olarak topluyormuş! Asıl adı Ottomar Berbig ve 1987 yılına kadar antikacılık yapan Alman, meğerse Kont Drakula'nın gerçek torunlarının torunlarından birinin evlatlığıymış! Şimdi sorarım size, bizim Osmanlı'nın 'kazıklamaya' alıştırdığı koca Drakula, mezarında takırdıyor mudur, takırdamıyor mudur, sizce?
Merhum politikacıların henüz birinci kuşak çocuklarına umut bağlayan Türkiye'de... Torunlara sıra gelince, vallahi şenlik var.