Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2002

Transit insanlık

Radikal · 19 Nisan 2002

Warwick Üniversitesi bir süre önce hop oturup hop kalktı ve dünyayı ayağa kaldırmasa bile epeyce güldürüp düşündüren bir araştırmanın sonuçlarını yayımladı: 25 yaş altındaki insanoğulları ve kızlarında, genellikle sağ başparmakların uzadığı gözlemlenmiş! Yalnız uzamakla kalsa, yine iyi. Araştırma laboratuvarı yöneticisi Dr. Sadie Plant'ın ifadesine göre, bundan böyleki insan soylarının başparmakları daha adaleli, daha kallavi, daha güçlü ve.. çok daha maharetli olacakmış.

Neden mi?

Çünkü insan vücudu, tepeden tırnağa bir devinim içinde ve bu devinim, canlı türümüzü maymunluktan insanlığa taşıyan evrimin bir gereği. Neremizi daha fazla kullanıyorsak, oramız fonksiyonuna uygun olarak gelişiyor. Eh, 25 yaşındaki gençlerin de en çok kullandığı alet edevat, bildiğiniz gibi tek elde tutulan ve başparmakla kullanılan cep telefonu, GameBoy, cep bilgisayarı ya da

'organizer' türü cisimler. Parmak yaşamını düğmelere basa basa geçiren başparmak, işte bu nedenle uzamaya başlamış gençlerde.

Bu gelişime, gelişmiş dünya 'mutasyon' diyor. Türkçesi değişim, dönüşüm gibi bir şey. Değişim halinde bulunan canlı varlıklara da 'mutant', deniyor. Örneğin maymunluktan insanlığa geçmişken, suratımı beyazlatacağım, burnumu küçülteceğim diye giderek Avustralya'da yaşayan ak maymunlara doğru geri dönen Michael Jackson, 'mutant' diye anılıyor. Tabii gerçek bir 'mutant' değil Jackson, gösterdiği değişim kendi soyuyla sınırlı çünkü. Gelecek kuşağa nakledemiyor ağzını burnunu. Öylesi mutant bizde bol zaten, tüm silikonlu sanatçılarımız sürekli 'mutasyon' içindeler. Silikonlar takılıyor, çıkarılıyor, göbekten emilen yağlar popolara şırınga ediliyor; etek, ceket, pantolon, ayakkabı seçer gibi surat ve vücut alınıp giyiniliyor.

Beni ilgilendiren, gerçek mutasyon. Şu uzayıp güçlenen başparmak.

Düşünmeye başladım. Acaba bizim gençlerin de başparmakları uzuyor mu, diye düşündüm

örneğin. Türklerin en çok yaptıkları işe bağlı mutasyonları ne yöndeydi, acaba?

Örneğin, aşırı yiyen ve midesi genişleyen Türklerin çocukları, mide yerine leşker organıyla mı doğacaklardı? Hortumcu soyları, gelecek kuşaklarda burun yerlerinde küçüklü büyüklü hortumlarla doğsalar, daha pratik olmaz mıydı?

Örneğin, aç doğup aç ölenlerin tek işe yarayan organları, gözleri yani, yüzlerinin yarısını kaplarken, diğer atıl organları, dişe dokunur bir şeycikler çiğnemeyen dişleri küçülür, öğütmeyen mideleri, bağırsakları büzüşür, bir tür E.T.'ye benzerlerdi.

Hortumlananların da mutasyonu kaçınılmazdı elbette. Acaba hangi delikleri genişleyecekti gelecek kuşakta? Damardan girilen mi, cepten emilen mi, gırtlaktan çekilen mi... Yoksa beyinsiz mi doğacaklardı?

Acaba, politikacılarımız neye benzeyeceklerdi, doğal dönüşüm sırasında? Politikacılarımız babında, gelecek kuşakları bile düşünmeye gerek yok, evvelallah hepsi birkaç kuşağı aşıyor ve kendi mutasyonlarını kendileri yaşıyorlar!

Örneğin dillerinin uzadığı ve uzamaya devam edeceği de kesin.

Belki Deniz Baykal, 20 yıla kadar saçlarını diliyle sıvazlar!

Tayyip Erdoğan, eğer dili biraz daha uzarsa, avucunu yalar.

Mesut Yılmaz'ın dili uzaya uzaya, belki çözülür.

Devlet Bahçeli'nin uzayan dili ağzını genişletir, dudakları aralanır ve gülümser!

Tansu Çiller'in dili zaten kısayken dolanıyordu, uzununa iyice takılıp düşer.

Bülent Ecevit'e gelince... O tepeden tırnağa, mutasyonun sonunda.