Kim faşist kim?
Radikal · 27 Nisan 2002
Biz tutmuş, Fransa'da henüz hiçbir yerli ya da yabancının kanına girmemiş, kılına dokunmamış potansiyel faşistleri tartışırken;
bizim ellerdeki adaletin H. S. Türk'ü, cani faşistlere müjdeyi verdi: Yedi kişinin müseccel katili Haluk Kırcı ve Abdi
İpekçi'nin mücessem katili Mehmet Ali Ağca, yeni af tasarısına giriyorlarmış. Daha bakan sözlerinin mürekkebi kurumadan gazetelerde, tasarı da 'namustan mal kaçırır gibi' yasalaşıverdi zaten Meclis'te: İdam kaçkını iki canavar, bando mızıka ve 'Türkiye seninle iftihar ediyor!' sloganları eşliğinde aramıza karışacaklar yakında.
Yok efendim idam cezası 1991'de çıkan Terörle Mücadele Kanunu'yla 10 yıl hapse çevrilmişmiş de, buna göre dört idamı bulunan bir kişinin cezası 40 yıl edermiş de, bu da 77'nci maddeye göre 36'ya düşermiş de, infazı 14 yıl olurmuş da, şimdi de
YALNIZCA 10 yıl indirilecekmişmiş...
Kâğıt mantığıyla kayık yapıyorlar 'adalet'
kavramından.
Adalet kâğıt mı? Adalet hesap mı?
HAK, İLKE, AHLAK bu adalet anlayışının neresinde? Suç duruyor, cezası nerede? Faşist kim, faşizmin yatağını yapan kim Türkiye'de?
Fransa, 'Utanıyorum' pankartları açtı, Le Pen'e karşı.
Türkiye'de kim utanıyor cani faşistleri 'af' etmekten?
Böylesi bir af utançtır. Ve utanmamak, arsızlıktır, ayıptır.
1970'li yıllarda 'solcu soykırımı' yapmakla görevlendirilmiş katilleri bağışlamak, faşizmin ta kendisidir. Ama sağcı katillerini serbest bırakan ilk af da faşizmi hoşgörmektir. Bir utanca, ikincisini ekliyorlar. Hiç fark yok aralarında. Çünkü...
Faşizm nedir?
Korporatist temele dayalı, tek partili, milliyetçi ve otoriter rejim. 1970'li yıllarda solcu teröristler de bunu istiyordu, sağcı teröristler de. Yalnızca 'korporatist', yani dayandıkları toplumsal sınıf temelinde anlaşamıyorlardı. Ve birbirlerini öldürdüler. Birbirlerinin 'soyunu kırmaya' teşvik edildiler. Teşvik edenlerin adını koymama gerek var mı? Bu katillerin kimi yakalandı, kimi yakalanamadı. Ama mahkûm edilenleri hapisten çıkarmak, affetmek, cinayete azmettiricilerin hâlâ ortada olduklarını ve at oynattıklarını göstermez mi?
MHP milletvekili Orhan Bıçakçıoğlu,
"Devrimcisi, ülkücüsü, solcusu sağcısı kucaklaşalım artık, eskileri kaşımayalım!" demiş, Haluk Kırcı'nın affını savunurken. Katillerle kucaklaşanlara, cani çırağı derler. Kurbanları kim kucaklayacak? Kim taşıyacak suratında öldürülenlerin kanını? O kanlı elleri sıkacak eller, 'Bu vatan seninle gurur duyuyor!' diye bağıran leşkerler, demokrat mı? Buyursun kucaklaşsınlar, bu demokratlara bu kucaklar yakışır.
Bir Meclis ki, toplum yararına tüm yasaları yabancı demokrasilerin, yabancı borç kurumlarının baskılarıyla yapıyor; kendi çıkardığı yasalar milletvekili maaş artışları ve katillere 'af' ile sınırlı!
Demokratları öldüren faşistleri bağışlayarak mı korunur demokrasi?
Ya da tersi?
Yüzlerce mektup alıyorum hapishanelerden.
Hapishaneler, pankart asmaktan, toplanıp konuşmaktan, düşünmekten ve yazmaktan başka suçu olmayan gencecik insanlarla dolu. Dört yıla, beş yıla mahkûm edilmişler salt düşündüklerini söyledikleri
için. Yalnız benim sırtımda, onlarca dava var yazılarım yüzünden. Katilleri affeden H. S. Türk, beni ve
aleyhine yazan onlarca gazeteciyi içeri tıkmak için yanıp tutuşuyor. Yakında başaracak zaten.
Suçluların serbest, masumların mahkûm oldukları bir ülke yaratıyorlar çünkü.
Yazıklar olsun Türkiye'ye.
Ben utanıyorum Türk olmaktan.
Size de tavsiye ederim.
Utanmaktan başka namusumuz kalmadı.