Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2002

Cümbür cemaat cumhur

Radikal · 28 Nisan 2002

Serge Gainsbourg, bir zamanlar Nazilerin Yahudi ırkını aşağılamak için bastırdığı duvar afişlerinden fırlamış bir ademdi: Sıska, kambur, karga burunlu, patlak gözlü bir 'erkek' karikatürü. Üstelik alkolik ve inanılmaz bir tütün tiryakisiydi. Hiçbir konserine, hiçbir televizyon platosuna sigarasız ve ayık çıkmadı. Ayrıcalığı vardı, en ciddi programda bile fosur fosur sigarasını tüttürür ve viskisini yudumlardı. Fransa'yı Fransa yapan provokatörlerdendi. Öylesine Fransız'dı ki, dinsiz imansız bir Yahudi olmasına karşın, (Atheidi) sağcısı, solcusu, anarşisti ve tutucusuyla tüm Fransa hayrandı, bütün güzel kadınlar âşıktı Serge Gainsbourg'a. Fetih defterinde sırayla Brigitte Bardot, Catherine Deneuve, Vanessa Paradis, İsabelle Adjani ve Jane Birkin vardı. En güzel şarkılarını en güzel kadınlar için yazdı. Başı çok belaya girdi Serge Gainsbourg'un, ülkesine hakaretten. Bir keresinde, tabii ki zilzurna katıldığı bir canlı yayında, çakmağı çakıp tutuşturduğu bir 500 frankla yaktı sigarasını: "Vergi hırsızlarına vermektense, bari kendim yakayım..." diyerek.

Az kaldı içeri giriyordu Fransız Frangı'nı tağyir, tebdil ve ilgadan, zor kurtardılar.

Ama linç edilmeye teğet geçtiği bir macerası

vardır ki... Unutulmaz.

Yıl 1980. François Mitterrand'ın cumhurbaşkanı seçilmesine, yani Fransa'nın 30 yıldır ilk kez 'sol'a oturmasına çeyrek vardı. Jean Marie Le Pen de sahnedeydi, üstelik solun çıkışına karşı palazlanıyordu aşırı sağ. Le Pen, hep bir ağızdan ve ellerinde kırmızı güllerle 'Burada ve şimdi dünyayı değiştirmek' şarkısını ulusal marş gibi söyleyen sola karşı, La Marseillaise'i sahiplenmişti.

Marseillaise, ilk kez 1790'da millileşen, sonra yasaklanan ve 1879'dan öteye resmen cumhur Fransa'nın ulusal marşı kabul edilen vurucu bir devrim türküsüdür. Cumhuriyetinden artık emin olan Fransız solu, hatta merkez sağı, bir süredir ulusal marşlarını tartışıyor, 'Artık bu kadar kanlı ve savaşçı bir sembole ihtiyacımız yok' diyorlardı. İşte bu simgeseli üstlenmişti Le Pen. Serge Gainsbourg, o yıllarda 'reggae' ritmine takmıştı kafayı. Tuttu, aşırı sağ ile Mitterrand solunun sürtüştüğü seçim arifesinde, Marseillaise'in 'süzgeçten geçirilmiş' biçimini söyledi Paris'teki bir konserde.

Sahne şöyleydi: Gainsbourg, elinde viski bardağı ve sigarasıyla sahneye çıkıyor, reggae ritminde: "İleri vatan evlatları/Zafer günü yaklaştı/İstibdata karşı/Kanlı bayrak kalktı/Tutun saflarınızı..." diyor, ardındaki yarı çıplak kızlar korosu, aslında 'Silahlara yurttaşlar!' olan orijinal nakaratı: "Silahlara vesaire, silahlara vesaire..." diye çığırıyordu yuvarlak kalçalarını sallaya sallaya.

Ancak Gainsbourg'un yeni Marseillaise'i,

ılımlı sağ ve sol Fransa'yı gülmekten yere yatırırken, aşırı sağı ayaklandırdı!

Fransız ordusunun özel komando birlikleri 'paraşütçüler', nedense nem kaptılar ulusal marşın yeni yorumundan. Kısaca 'para' diye anılan komando birimleri, Le Pen'e yakınlığıyla tanınıyordu o yıllarda, çünkü Le Pen de eski bir 'para'ydı. Bir gece, Serge Gainsbourg'un Strasbourg kentinde vereceği konser salonu silme 'paraşütçü' doluydu. Milliyetçi askerler, şarkıcıyı anasından doğduğuna pişman edeceklerdi yeni Marseillaise'i söylerse. Serge, her zamanki viski bardağı ve sigarasıyla girdi sahneye. Askerlere: "Ben sizin niye geldiğinizi biliyorum," dedi. "İstediğinizi hep birlikte yapacağız şimdi: Herkesi

ayağa kalkmaya davet ediyorum, Marseillaise'i söyleyeceğiz!" Ve orkestrasız ve müziksiz ve korosuz, boğuk ve kırık sesiyle bağıra çağıra Fransız Milli Marşı'nı 'a capela' söylemeye başladı Serge Gainsbourg. Tabii hazır ola geçen 'para'lar da birlikte. Ancak... Kendisini hırpalamaya gelen askerler, marşın ikinci kıtasından sonra susarken, çünkü devamını bilmiyorlardı, şiirin tamamı olan yedi kıtayı tek başına bitirdi Gainsbourg! Sonra sigarasından bir soluk çekti, "Tamam mı?" dedi, "Hoşnut musunuz? Haydi hep birlikte kafaları çekeceğiz şimdi, içkiler benden..." Ve o gece, paralarla sarmaş dolaş, bir barda bitti Serge için.

Gainsbourg'un Marseillaise'i hâlâ çalınıyor.

Artık kimse kızmıyor.

Hem de bu yazıyı yazdığım sırada, Paris halkı Le Pen'e karşı düzenlenen ilk büyük ve 'organize' mitingde, laik cumhuriyete reggae ritminde sahip çıkıyorlardı. Belki de bu yüzden başaracaklar.