Meşru terör çocukları
Radikal · 1 Mayıs 2002
Türkiye, aylardır AB'nin terör örgütleri listesine bağırıyor: "Tencere dibin karaa, tencere dibin karaaa..." Haklı. PKK bir terör örgütü. DHKP-C de öyle. Üstelik Türkiye'nin evrensel terör tanımı da doğru. Cinayet, hiçbir amaç için araç olarak kullanılamaz. Terörün dini, imanı, milleti, davası olmaz. Hiçbir neden, insan katlini meşru kılamaz, mazur gösteremez. Türkiye bağırdı, bağırdı AB'ye, sonunda kabul ettirdi. PKK ve DHKP-C birer terör örgütü olarak yer alacaklar listede. İyi güzel de... Allah'tan ülkemizde olan bitenlere
yakından bakmıyor AB. Çünkü ben Avrupalıların
yerinde olsaydım, 'Tencere dibin kara...' diye bağıran Türkiye'ye dönüp: 'Seninki benden kara!'
der çıkardım işin içinden.
Bir hükümet düşünün ki PKK ve DHKP-C'yi ve daha sekiz ayrı terör örgütünü dünyaya ve Avrupa'ya 'yasadışı' ilan ettirmeye, kara listeye aldırmaya çalışırken yok
'pişmanlık'mış, yok 'şartlı salıverilme'ymiş adı altında af yasaları çıkardı: Türkiye'nin gelmiş geçmiş en kanlı teröristlerini, PKK'lısı, sağcısı, solcusuyla aramıza saldı. Yetmedi, bir 5 bin kişinin daha yararlanacağı
ikinci bir Af Yasası'nı kabul etti, ağzına yüzüne bulaştırdı, Cumhurbaşkanı'ndan döndü diye kızıyor!
Bir hükümet düşünün ki, AB hatasını anlayıp PKK ve DHKP-C'yi 'terör örgütleri' listesine almaya yeşil ışık yaktığı gün; iktidar ortağı MHP'nin bir milletvekili, hem de o partinin adalet komisyonu üyesi, adı üstünde Orhan Bıçakçıoğlu, iki cani terörist, yedi gencin katili Haluk Kırcı ve Balgat katliamı sanığı İsa Armağan'ın yaptıkları tüm eylemleri 'sahiplendiğini' söyleyebiliyor! Hatta sahiplendiklerini zaten biliyorduk da, daha vahimi, ülkücü teröristlerin parlak geleceğini de muştuluyor ve: "Kırcı ve Armağan'a sorarlarsa, bu memleket için ölmeye
yine hazır olduklarını söylerler!" diyor. Aynı hükümetin aynı partiden bir bakanı, Abdülkadir Akcan, televizyonlara çıkıp terörist canilerin affını 'vatandaşlık hakları' diye sunup savunuyor. Zaten Meclis'in içinde, milletvekillerinin arasında terörden 'sabıkalılar' var.
PKK ve DHKP-C'yi AB terör listesine aldırmak için bastıran Türkiye, 1980 darbesini hazırlayan ve 5 bin kişinin başını yiyen terörün tetikçilerini, katillerini affediyor!
Affetmekle kalmayıp, teröre binlerce kurban veren bir milletin vekili, iki seri katili sahiplenmekle, terör eylemlerinin 'doğru dava' olduğunu savunuyor!
Hani terörün dini, imanı, milliyeti, davası yoktu?
Demek Türkiye'nin 'terörizm' tanımı adamına göre, hükümetine göre değişiyor. Şimdiki hükümete göre, 1980 öncesi terör terörden sayılmıyor, katillerin 'vatandaşlık' hakları gereği aftan yararlanmaları gerek. Ama bak, 1990'dan sonraki cinayetler terör! Şimdilik. Henüz onların 'adamları' gelmedi çünkü iktidara... Günün birinde, kim bilir, belki onlar için de çıkar 'Şartlı Salıverilme Yasası', AB terörist diye avlarken, bizimkiler eder af.
AB'nin çifte standardı var, evet, ama Türkiye'nin standartları katar katar!
Bir hükümet düşünün ki, adalet bakanı ticaret
hukuku profesörü. İki 'Şartlı Salıverilme Yasası' hazırladı, ikisi de Anayasa'ya aykırı ve önce Cumhurbaşkanı, ardından Anayasa Mahkemesi'ne takıldı. Ortalık toz duman, özel olarak bir karışıklık yaratılmak istenseydi bu denli başarılı olunmazdı. Suçlular vızır vızır serbest bırakılıyor. Bakan H. S. Türk'ten savunma: "Keşke Cumhurbaşkanı önce onaylasaydı da, sonra Anayasa Mahkemesi'nde dava açsaydı!"
Ya siz, sayın bakan, doğru dürüst bir yasa hazırlasaydınız daha mantıklı ve kolay bir çözüm olmaz mıydı? İlla ki Anayasa Mahkemesi'ne takılacak yarım yamalak yasalar mı hazırlamak zorundasınız? İlla ki af yasası hazırlamak mecburiyetiniz mi var?
Adalet, suçluyu af mı?
Ya sizi kim affedecek?