Küresel ishal
Radikal · 15 Mayıs 2002
"Öyle yün aramaya giden, böyle kırkılmış döner."
Cervantes (Don Kişot, 1615)
New York Times gazetesine göre, 11 Eylül terörü son olarak İstanbul'un beş yıldızlı otellerini de vurmuş. Doluluk oranları yarı yarıya azalmış.
Biz bu otelleri hiç dopdolu görmedik, ama
New York Times yazdığına göre doğrudur.
Doğrudur, çünkü oldu olalı tüm dünyada 11 Eylül'ün vurmadığı BİR Bin Ladin kaldı, BİR Molla Ömer, BİR de El Kaide örgütü!
Afganistan yerle bir. Filistin dümdüz. Irak sırada. Dünya borsası altüst. Küreselleşme haşat. Artık bir 'hayır' bir de 'şer' eksenimiz var. Dünya iki şak, 11 Eylül dimdik ayakta. ABD teyakkuzda. Elinde balyoz, pire Bin Ladin'i bekliyor. Ama pire Ladin, balyozu beklemiyor. Zıp burada, zıp şurada.
Oysa ABD hep orada. Hazırlanıyor. Neye? Belli değil. Fakat gidişatı, hiç hoşuma gitmiyor benim. Hiç... Türkiye'den bakılmıyor, ama tüm göstergeler kırmızıda. Örneğin ülkemizde hiçbir medyanın zahmet edip vermediği bir haber: Washington yönetimi, Uluslararası Ağır Ceza Mahkemesi kuruluşundan çıktı. Neydi bu mahkeme? 1998 yılında Roma'da toplanan BM üyesi 139 ülke, tümüyle uluslarüstü, bağımsız bir yargı divanı kuracaklar; insanlığa karşı suç işleyen kurum ve kişiler, tarafsız bir ortamda, yani bu mahkemede yargılanabilecekti. Milletini kesen, devletini batıranlar, işkenceciler, kaçak diktatörler, Pinochet gibileri... 139 ülkenin imzaladığı anlaşmayı 52 ülke meclisinden geçirdi.
İşte ABD, 31 Aralık 2000 yılında attığı imzasını, geçen hafta geri çekti bu anlaşmadan.
Bu ne anlama gelir?
ABD'nin önümüzdeki günler, aylar ve yıllarda dünyanın 'insanlık suçu' sayacağı suçlar işlemeye hazırlandığı ve uluslarüstü bir yargı kararını kabul etmeyeceği anlamına gelir. 11 Eylül'den sonra kurduğu 'Savaş Mahkemeleri' de düşünülecek olursa, istediğini istediği gibi yargılamak, cezalandırmak, Bin Ladin, Molla Ömer, Saddam vb. başta, artık kimi ele geçirirse, yapacaklarından kimseye hesap vermemek hesabı vardır.
Oysa Roma'daki Uluslararası Ağır Ceza Mahkemesi, küreselleşmenin hukuki ayağı idi, sevgili okurlar. Çünkü küreselleşme, yalnızca ekonomik bir düzen değil. Örneğin 'global governance' dedikleri ve dünyanın sıcak bölgelerine askeri müdahaleden
sonra öngörülen 'uluslararası yönetişim' nasıl küreselleşen bir dünyanın gereğiyse; ortak askeri müdahaleye neden olan 'yerel suçların ve suçluların' da yargılanacağı bu mahkeme, öylesine doğrudan bağlıydı yeni dünya düzenine.
Derken dün ABD, 'yerel'i 'küresel'in önüne
geçiren ekonomik bir kararı daha ilan etti: Ulusal tarıma ve çiftçilere verilen sübvansiyonların yüzde 60 oranında artırılacağını açıkladı. Serbest pazar, liberal ekonomi kurallarına taban tabana zıt, uluslararası anlaşmalara tümüyle aykırı bir karar bu.
Peki ne anlama geliyor?
ABD'nin dünyadan koptuğu, başka bir deyişle küresel motorun durduğu anlamına geliyor. Bir yanda sosyal anlamda 'uluslararası hukuk'u ret, diğer yanda piyasa ekonomisini inkâr var. Demek ki 'adil' ve 'barışçı' küreselleşmenin üstüne bir bardak su içmek gerekiyor. Ama bir başka işaret daha veriyor Washington: Bu yıl Senato'dan, zaten devasa askeri harcamalar bütçesinin ikinci kez artırılmasını talep etti, yine geçen hafta.
Demek ki 'küreselleşme'yi bitirirken, hegemonyasını 'zora' dayandıracak. Şer eksenine bastıracak önce. Ya sonra?
George W. Bush'un iki yılı daha var. Eğer iki yıl dayanırsa dünya, belki yeniden Clinton gelir, biter bu kâbus.
Yoksa... Küresel imam gaz çıkarmaya başladı. Cemaatin ishal tufanına çeyrek var.