Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2002

Gibiler ülkesi

Radikal · 24 Mayıs 2002

Mine G. Kırıkkanat

Adamın ahı gitmiş, zaten vahı da kalmamış. Gözlerinin feri sönmüş, ağarmadık kılı yok, suratı canlı cenaze, kulaklar pörsük kepçe, ama parası çok ve taze. Cebine bakıp apış arasını dolgun sanıyor. Genç bir kadın alıyor. Genç kadın enayi değil aslında, moruk cızlamı çeker paralar ona kalır hesabında. Yaşlı kocaya erkek 'gibi' davranıyor. Ama adam, genç 'gibi' yapamıyor. Ateşliyor tüfeği, vuruyor genç dişiyi. Hem de karnından...

Kadının ahı gitmiş, içinde vahı bitmemiş ama. Orasını burasını çektiriyor, gençmiş 'gibi' yapıyor. Bir süre idare ediyor. Yüzüne vurulmuyor 'gibi'si. Derken ruhu pörsüyor. Ruh çektirilmiyor oysa.

Genç görünüyor, gençlerden zevk almıyor, onun döndüğü yerlere gidiyorlar çünkü. Görüntüsü gına getiriyor sonunda. Alay, aşağılama, yalnızlık derken, gelsin depresyon ve intihar.

Adam, başka bir zaman ve başka bir mekânda, olsa olsa ayı oynatıcısı olur ve zavallı hayvanların burun halkasından çekip 'hamamda nasıl bayılınır' numarası takdim edebilir ancak. Oysa televizyon sunucusu 'gibi' yapıyor. Enseye tokat popoya parmak programlarda, sahne tellaklığını burun halkası yerine külot sütyen çekiştirmek sanıyor.

Kadın, doğuştan konsomatris. Ruhu satılık. Bedeni kiralık. Pahalıymış 'gibi' yapıyor. Sanatçıymış da, sanatını satıyormuş sanıyor kendisini. Oysa gözleri, ağzı, burnu, saçları, memeleri, kalçaları, her şeyi açık artırmalık. Üstelik sahte. Hakiki olan tek yanı, bayağılık. Ekranlara ve sütunlara yalnız orasını burasını değil, bayalığını da kiralıyor.

Adama soruyorlar, "Dünyada en çok hangi gazeteyi beğenirsiniz?" diye. Yanıt, "Herald Tribune!" Oysa kendi çıkardığı gazete, 'Haşırt Dürbün'. Kendisini aslen seçkin, mecburen reyting sanıyor. 'Gibi' yapıyor çünkü.

Kadın, başbakan değil, bakan değil, hatta milletvekili bile değil. Hariçten parti başkanı. Ama bakan tayin ediyor, yasa çıkarttırıyor. Çünkü kendisini kocası, kocasını kendisi sanıyor. Herkes de kanıyor zaten. Ve başbakanmış 'gibi' yapıyor, kadın.

Başbakan hasta mı hasta, elinde dizinde mecal, gözlerinde fer kalmamış, akım derken kokum diyor, yani akıl da gelip gidiyor, ama 'sağlıklıyım' diye diretiyor. 'Gibi' yapıyor yani.

Kör bir iktidarın şaşı ortakları hükümet

'gibi' yapıyorlar. Muhalefetten acizler, iktidara talip 'gibi' yapıyorlar.

Millet, Meclis'te vekilleri varmış gibi; Meclis vekiller varmış gibi, vekiller ise millet yokmuş gibi yapıyorlar.

Türkiye'de faşistler demokrat gibi, şeriatçılar laik gibi; suçlular mağdur, hortumcular işadamı, zır cahiller bilir, vasatlar bulunmaz hint kumaşı, canlı cenazeler dipdiri, sorun yok, hükümet sağlam, devlet ayakta, kriz bitti gibi yapıyorlar.

Çok gibi hiçlerin, var gibi yokların, dolu gibi boşların, seçkin gibi aşağılıkların, gazeteci gibi yalakaların, yazar gibi pazarların, politikacı gibi ayakçıların, yarım gibi yamalakların işgalindeki bu zavallı, tükenmiş, çürümüş toplum sahnesinde, sahte olmayan ne kaldı, sorarım size?

Kim var sahici olan, gibi yapmayan bu ülkede?

Seyirciler mi? Belki bir bölümü. Cumhurbaşkanı ve parmakla sayılabilecek birkaç devlet adamı, azınlık politikacı, memur, bürokrat...

Gibi yapmayanı, sahici olanı yaşatırlar mı?

Yasar gibi yaptıkları yasasızlıklar, sahici cumhurbaşkanından dönüyor, geliyor önlerine, inatla, baştan sona sahte demokratik hakiki sansürcü RTÜK'ü, sahte şartlı hakiki af tasarısını, tıpkı dokunulmazlıkları, maaş zamları gibi kanırta kanırta bastırıyorlar millete. Sahici cumhurbaşkanı, tek başına, hepimiz için devam ediyor mücadelesine, veriyor 'gibi' yasaları Anayasa Mahkemesi'ne.

Nereye kadar direnecek, tavandan tabana sahtekarlığın sardığı bir cumhurda, bir sahici cumhurbaşkanı?

Yalanın dolanın sınırı yoktur. Oysa doğru, gerçekle sınırlıdır.

Ama uçar gibi yapan hiçbir sürüngenin de düşmediği görülmemiştir. Hiç.