Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2002

İki tekzip,bir ret

Radikal · 5 Haziran 2002

Radikal gazetesinin iki yazarı, Adnan Ekinci

ve naçiz bendenizin artık ortak bir tekzipçisi var: Adana Cumhuriyet Başsavcısı Cemal Sahir Gürçay.

Her şey, elbette bir yazıyla başladı. Ama yazı, aslında Türkiye'deki GERÇEK adaletin saygın isimlerinden, Yargıtay Onursal Üyesi Çetin Aşçıoğlu'nun, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na bizzat yazdığı bir mektubun içeriğiydi. Sayın Aşçıoğlu, Yüksek Kurul'a mektubunda 25.01.2002 tarihinde kendi gözleriyle gördüğü acıklı bir hukuk manzarasını aktarıyor, bazı yargıç ve savcıların, Adana Havaalanı'na Adalet Bakanı H. S. Türk'ü karşılama ve uğurlamak için koşuşturmalarını eleştiriyordu. Ülkenin en üst yargı kurumlarında görev yapmış hukukçu Çetin Aşçıoğlu'nun düşüncesine göre, çağdaş bir yargı düzeni kurabilmiş ülkelerin hiçbirinde yargıçlar, görevi, ünü, konumu ne olursa olsun, bir politikacının ayağına gitmezdi ve bu tutum yargı etiğinin, yargı bağımsızlığının gereğiydi.

Adana Havaalanı'ndaki H. S. Türk'ü karşılama törenine, hem de makam araçlarıyla katılanlardan olduğu anlaşılan Cumhuriyet Başsavcısı Gürçay, asıl mektuba mektupla yanıt yerine, benim yazımı hem de mahkeme kararıyla tekzip etti ve yazının iki katı uzunluktaki tekzip, bu sütunda yayımlandı. Tekzibe yanıt naçiz yazarınıza tam bir sürpriz olarak, o güne değin tanışmak zevkine erişmediği Adnan Ekinci'den geldi. Adana Cumhuriyet Başsavcısı'na bir dostluk borçluyum, çünkü Adnan'la ilk kez sayesinde görüştük ve pek anlaştık. Adnan, hukukçu olduğu için bana gönderilen tekzibi 21 Mayıs'ta 'Mine'nin tekzibine cevaptır' başlıklı yazısında benim yapabileceğimden daha iyi incelemiş ve yanıtlamıştı. Ancak artık tekzipçilikten zevk aldığı anlaşılan Başsavcı Gürçay, bir tekzip de ona göndermişti. Ama bu sefer, nedense bir mahkeme kararı almamıştı. Acaba neden?

Asla öğrenemeyeceğiz ama önemli değil.

İyi ki ne Adnan, ne ben ortak tekzipçimiz Cumhuriyet Başsavcısı Gürçay'ın iddianame makamını oluşturduğu ve tekzip kararları aldığı bir Adana mahkemesinde yargılanmıyoruz. Çünkü örneğin naçiz yazarınız, Başsavcı Gürçay'ın hizmette kusur etmediği 'Sayın Bakanı' H. S. Türk'ün açtığı sayısız davaların 'davalısı' pozisyonunda. Ve sürekli beraat etmekte ya da hakkında açılan dava mahkeme tarafından reddedilmekte.

Sonuncu ret kararı, Yargıtay tarafından

onaylandı. 8.11.2000 tarihli 'Suç, infaz ve şinanay' başlıklı yazım, asli mahkemesi tarafından: "Davacının (bakanın) konumu ve politikacı yönü nedeniyle gerektiğinde sert eleştirilere muhatap olabilir. Dava konusu yazıda davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmayıp sert eleştiri niteliğinde

görüldüğünden, davanın reddine karar vermek gerekmiştir." H. S. Türk, vekili avukat aracılığıyla ret kararını temyize gitti. Ve önümdeki Yargıtay ilamı ile, 'temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına, 27.12.2001 gününde oyçokluğuyla karar verildi.'

Adana Cumhuriyet Başsavcısı Gürçay, Adnan Ekinci'ye yazdığı kısa tekzipte, saydım, Adalet Bakanı H. S. Türk'e, beş kere 'Sayın Bakanım' demiş. Ekinci'ye bir kez 'sayın', bana ve aslı saygın hukukçu Çetin Aşçıoğlu'na hiç 'sayın' diye hitap etmemiş. Hatta tekzibinde, kendisi gibi bakanı karşılayıp uğurlamaya koşan 'devlet saygısı ve devlet ciddiyeti sahibi makamların' Çetin Aşçıoğlu'nun düşüncelerini ciddiye almadıklarını söyleyecek kadar ileri götürüyor bir Yargıtay Onursal Üyesi'ne saygısızlığı.

Sorarım size: Anayasa'ya aykırı af yasalarıyla katilleri, soyguncuları, tecavüzcüleri dışarı bırakırken, gazetecileri

mahkemelerde süründürenler ve ifade özgürlüğünü RTÜK'leyenler midir saygın? Yoksa gerçek adaleti, Adalet Bakanı'nın açtığı davalarda bile uygulayan yansız yargıçlar ve savcılar mı? Türkiye, kimin saygın olup olmadığını çok iyi biliyor.

Adana Cumhuriyet Başsavcısı'nın bilmesinde yarar var: H. S. Türk'ün makam saygınlığı, bakanlık süresiyle sınırlı. Oysa biz buradayız.

Yeni adalet bakanlarına, yargının saygınlığının kendisini karşılayıp uğurlamamasından geçtiğini de anımsatırız. Belki bizim gibi düşünür, adalette saygınlığı

'tarafsızlıkta' arar. İşte o zaman, bazıları.. boşuna koşuşturmuş SAYILIR.