Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2002

Kimin istiklali?

Radikal · 8 Haziran 2002

Üniversite öğrencisi okurum Olçum Dinçer yazıyor: "AB'ye katılma yanlısı olduğunuzu biliyorum. Ancak tüm üniversite çevrem ve mail gruplarından gelen görüşler, küçümsenmeyecek çoğunlukta bir kitlenin AB'ne kesinlikle karşı olduğunu gösteriyor. AB, bağımsızlığa vurulacak bir darbe deniyor. 'Ya istiklal ya ölüm' parolasının çiğneneceği ileri sürülüyor. Acaba AB'ye girersek Atamızın kemikleri gerçekten sızlar mı? Bu kitleyi biraz olsun anlayıp, onlara cevap verebilmek için size başvuruyorum."

İçimi acıttı bu mesaj. Okurumun sözünü ettiği çevre, nasıl gençlerden oluşabilir, diye düşündüm kendi kendime. Söylemleri, bir yüzyıl öncesinin söylemi. Babam gibi bile değil, dedem gibi konuşuyorlar. Yaşamadan yaşlanmışlar. Bırakın yarını öngörmek, günün evrensel gerçeklerini kavrayamamış, yakın geçmişten ders almamış, ağabeylerinin yaşadıklarından bile habersizler!

Genç okuruma asıl yanıt, ilgisiz gibi görünse de bir başka okurun mesajında saklı. Malatya Devlet Hastanesi'nden bir hemşire bakın neler anlatıyor:

"Hemşirelik, gece nöbetleri, hafta sonu, bayram tatillerinde bile 24 saat çalışılması gereken zor bir meslek. Çalışma sistemimiz belli bir tüzüğe göre düzenlenmediği için, hemşireler hastane yönetiminin keyfiyetine göre görev yapmaktalar. Örneğin, Hacettepe Hastanesi on yıldan fazla hizmeti olanları gece vardiyasına koymazken, Malatya'da yirmi yıllık hemşire olan ben, iki yıllık hemşirelerle gece nöbeti tutuyorum. Ama haksızlık burada bile değil: Malatya Devlet Hastanesi, MHP'li yöneticilerin elinde. MHP'nin atadığı, koruyup kolladığı görevliler gece nöbeti tutmadığı gibi, içlerinde elini enjektöre sürmemiş kimileri, yıllardır oturdukları yerden maaş alıyorlar. Atamalar tümüyle keyfi yapılıyor. Yeni mezun, ev, okul, eş durumu, çocuk gibi mazereti olmayan kişiler merkezde çalışırken, öğrenciler köy ve kazalarda çalışıyor, üniversiteye zor gelip gidiyorlar. Geçici görev çıkardılar, köy ve kazalara daha önce yıllarca köylerde çalışmış, ev ve çocuk yükümlülüğü olan insanları gönderdiler. Çünkü onlar MHP'li değildi. Oysa bekâr ve hiçbir mazereti olmayan bir kişinin tayini çıkmışken durduruldu, çünkü türbanlı kızımız MHP'liydi. 15 gün önce çıkan bu tayin, geçen pazartesi durduruluverdi. Hem de vali tarafından durduruldu! Bu ülkede yaşamak için türbanlı ve MHP'li mi olmak gerekiyor artık? Hemşirelikle ilgili yasa Meclis'teymiş. Nasıl bir şey bilmiyorum ama, daha iyi olacağına inanmıyorum."

MHP'nin yalnız hastanelerde değil, tüm kurumlardaki kadrolaşmaları, kendi adamlarına geçtikleri kıyaklar, kendilerinden olmayanlara ya da hoşlarına gitmeyenlere attıkları dayaklarla ilgili onlarca mesaj alıyorum. Mağdurların da isimleri var, yolsuzların da cellatların da.

En basit, en sıradan yolsuzluğu, 'torpil' sorununu işleyen bu mesajı örnek göstererek, okurum Olçum Dinçer'e, AB karşıtı 'Ya istiklal, ya ölüm'cü arkadaşlarına şu yanıtı vermesini öneriyorum:

Türkiye bugünlere, istiklal uğrunda ölmeye hazır, zaten çoğu da ölmese bile dövülen sövülen, anası ağlatılan ve hayatı karartılan genç kuşaklarıyla geldi. İstiklal, bağımsızlık demektir. Bağımsızlık, kendine yeterliliği gerektirir. Peki Türkiye bugün, 200 milyar dolar dış borç aldığı Dünya Bankası'na, IMF'ye, ABD'ye, hatta sürü sepet Avrupa ülkesi ve bankasına kafa tutabilir mi? Ödemiyorum borçları dese, krediler kesilse, Arjantin olur mu, olmaz mı? Çöplüklerde sıyıracak kemik arayanların, aç yatanların tek istiklali, zaten ölüm değil midir?

Ekonomisi çoktan bağımlı Türkiye'de, AB'ye siyasal, sosyal ve ekonomik anlamda üye olmayı hangi parti istemiyor bugün? Kendi adamlarını kayırıp başkalarının hakkını yiyen, her bakanlıkta kadrolaşan, devletin makamlarını işinde yetkin değil partide etkin kişilere dağıtan MHP değil mi? Yalnız MHP değil, bugün AB'ye yan çizen tüm politikacılar başta Çiller, sakın Türkiye'yi kendi keyiflerine göre yiyemeyecekleri, atamalardan ihalelere belli kurallara ve tüzüklere göre hareket etmek zorunda kalacakları için istemiyor olmasınlar?

Türkiye'de istiklal kimin? Milletin mi, yoksa milletin iliğini emip kemiğini sömüren 'yerli' politikacıların, nedense hepsi de milliyetçi soyguncuların mı?