Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2002

Her şeye rağmen

Radikal · 10 Temmuz 2002

"Misafir şerefinden söz edince, ev sahibi çatal kaşıkları saymalıdır."

Pubilius Syrus (M.Ö. I yy.)

Saçı ağarmış, dişi dökülmüş, beli bükülmüş dul kadın, oğullarına: "Beni everin!" diye tutturmuş. Bıkkın çocuklar sormuş: "Aman anne, yine mi?" Dul kadın boynunu bükmüş:

"Ali, Veli, üç de ondan evveli. Recep, Şaban, Ramazan, bir de rahmetli baban. Ananız koca mı gördü, ah evlatlarım?"

Ve bizim devlet ana, yeni bir koca arıyor sevgili okurlar. İstifalar, boşanma. Boşanan DSP boşalma yolunda. Erken seçim çağrıları, görücü aranışları. Ankara'da buluşmalar, pazarlıklar gırla. Flört ediliyor, söz kesiliyor. Gizli nişanlar takılıyor. İktidar mevta diyorlar, yenisini arıyorlar. Başlıkta anlaşılsa, ufukta düğün var da... Hangi iktidarla? Daha doğrusu, hangi partide mecal kaldı? Siz bakmayın uçkurların çözüldüğüne. Ya başka düğümlere ya da boşluğa açılır bu uçkurlar. Pek yakında, yeni evlerin, yeni evliliklerin eşiğinde şereflerinden söz etmeye başlayacaklar, görürsünüz. Ama ev sahibi milletin sayacağı çatal kaşık, zaten yarı yarıya azaldı. Umurunuz olmasın.

Türkiye iktidarsız yaşamaya alışık.

Hükümet çöküyor diye telaşlananlara şaşıyorum. Bu hükümetin varlığı Türkiye'ye ne getirdi ki, yokluğu götürsün? Bu koalisyon ne kazandırdı ki, ne kaybettirsin? Bu iktidara, bu muhalefete, bu Meclis'e ne borçluyuz biz, söyler misiniz? Ne aldılar, ne verdiler? Ne doldurdular ki, ne boşaltsınlar? İktidarı ve muhalefetiyle, oluşturdukları sözümona demokratik devlet yönetiminin ilk gününden beri tepetaklak gitti Türkiye. Tabii ki hepsinin hakkını yememek gerek. Doğru düzgün çalışan bakanlar da vardı hükümette: Kemal Derviş, İsmail Cem, Sümer Oral ve diğer bazıları. Ama genel bir değerlendirmede, çaktılar mı çakmadılar mı?

En doğru yaptırımlar, özellikle ekonomik alanda, Dünya Bankası'nın, IMF'nin baskısıyla gerçekleşmedi mi? Yarım yamalak sosyal reformlar bile, AB uğruna değil miydi? Kendi kafalarından çıkan her karar, her yasa, af yasalarından milletvekili zamlarına, RTÜK' ten yolsuzluk aklamalarına, hangi yurttaşın, hangi Türkiye'nin yararınaydı? Bu iktidar MHP'nin kadrolaşmasından başka ne işe yaradı?

Daha adil, eşit bir Türkiye'de mi yaşıyoruz, yoksa daha sağlıklı mı? İşsizlere iş mi verildi, okulsuza okul mu yapıldı? İfade özgürlüğü mü genişledi, yoksa yollar mı? Polis işkence ettiğinde mahkûm oluyor mu? H. S. Türk adaleti mi sağladı? Suçluları kim bağışladı, suçsuzluğu kim cezalandırdı? Osman Durmuş, Koray Aydın, Enis Öksüz kimdiler? Bakan Yılmaz Karakoyunlu filmleşen romanlarından başka neye baktı?

Hükümet çöküyormuş. Neye hükmeden, kimin hükümeti çöküyor? DSP parçalanıyormuş, ebedi şef ve şefiyesinin sarsak ellerinden kayıp düşmüş çünkü. Durmuş akıllarıyla yaşasın ikisi de! Bütünken milletçe ne hayrını gördük ki, parçalarından korkalım? Uslu çocuklar, ana baba hükmüne kazan kaldırdılar bize ne? Darısı MHP'nin başına. Hepsinin başına darısı.

Türkiye'de sağlıklı, gürbüz ve demokratik bir rejim, ancak bu köhne siyasal yapının yıkılmasından sonra doğabilir. Söz konusu doğum, bir erken seçim de değildir. Siyasetten bağımsız ayakta kalmak zorunda Türkiye. Ve başarırsa, politikacı profili de değişecektir. Dün, başarının ilk işareti geldi: Ankara'daki kargaşaya karşın, Hazine ihalesi umulanın üstünde gerçekleşti, ekonomi sarsılmadı. Üretim de artıyor. Demek ki doğru yoldayız. Demek ki haklıymış Kemal Derviş.

Bu hükümetin Türkiye'ye kaybettirdiği en son ve önemli şans, AB ile müzakere tarihi olacak. Ama ekonomi sarsılmazsa, güdük ve sakat politikacıları koşarak aşan bir Türkiye, kaçan trenleri de yakalamasını bilir, yeni politikalar, yeni politikacılar üretmesini de.