Komplo
Radikal · 11 Ağustos 2002
"Adalet meyvesi barış içinde tadılır ve barışçı insanlar tarafından ekilip büyütülür."
(Saint Jacques, 'Epitre III' M.S. 60)
Yaşam oyunla başlar, oyunla sürer. Tıpkı çocuklarda olduğu gibi, toplumların genel kişiliğini de siz ister oynayın, ister oynamayın, ortak belleğe yerleşik oyun biçimi belirler. Tavla tutkunu toplumların yaşama bakış açısıyla, satranç ya da benzeri akıl oyunlarına yatkın olanlar arasında dağlar kadar fark vardır.
Türkiye, bir 'tavlacılar' ülkesi. Güzel oyundur tavla. Zekâ ve ustalık da ister. Ancak istediği zekâ, zarın getirdiği emrivaki duruma karşı geliştirilen bir taktik ustalığı olup, son toplamda şansa bağlı ve yaratıcı değildir. Duruma göre kurnazlık ve uyum zekâsı gerektirir.
Oysa satranç, iki zekanın şansa yer bırakmayan matematiksel boy ölçüşmesidir. Zar öngörülemez. Ama rakibin hamlesi, öngörülebilir. En ileri hamleyi öngören de kazanır. Stratejik, taktik, matematik bir yetenek gerektirir. Deha düzeyinde satranç şampiyonları vardır. Hiçbir iyi satranç oyuncusu, aptal değildir. Oysa tavla şampiyonu olmak için üstün zekâ gerekmez.
Satranç oyuncusunun eli, şakağındadır. Tavlacınınki zarı tutar.
Satranç oyuncusu düşünür, tavla oyuncusu bileğini gösterir karşısındakine. Kafaya karşı bilektir, satranç ile tavla arasındaki fark, sizin anlayacağınız.
Türkiye'nin başına ne geldiyse, tavla alışkanlığından geldi, sevgili okurlar. Ve sürüyor. Halen, ülkenin geleceğini biçimlendirmekle yükümlü politikacılar arasındaki gece ile gündüz kadar farklı Türkiye öngörüleri de zaten tavlacılarla satranççılar arasındaki zıtlık.
Oynamasa bile tavlacı, zarcı zihniyet, 'Ya Allah!' diye sallayıp atıyor. Tutmayınca da 'KOMPLO' oluyor. Ekonomiyi komplo batırıyor, hükümeti komplocular çökertiyor, AB yasalarını komplocular çıkarttırıyor, DSP'yi komplocular bölüyor, zaten Ecevit'in yaşlılığı bile komplo. Komplocular olmasa, ebediyen genç kalacak!
Devlet Bahçeli'ye göre, Kürtçe eğitimden idam cezasının kaldırılmasına kadar her şey komplo. Yani toplumsal barışın ta kendisi komplo.
Yahu bu adamlar, yıllarca PKK ile savaşı Batılı komplocuların sırtına yüklemediler mi? Aynı komplocular şimdi barış mı istiyorlar?
Ben diyorum ki asıl komplocular, bu ülkenin sırtında yıllardır tavla oynayıp, 'ya tutarsa' diye zar sallayanlardır. 'Vatan millet' diye bilek
göstere göstere nereye geldiğimiz belli. Devletin altını oyanlar, ihaleleri paylaşanlar, bankaları batıranlar, zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapanlar ve yoksulluğun acı meyvesi, 30 bin kişinin öldüğü savaşı çıkaran onlar.
Gözümüzün önünde çökerttiler ülkeyi, şimdi kalkmış, her sıkıştıklarında olduğu gibi 'Komplo yapıldı!' diye ciyaklıyorlar.
Haydi canım siz de, iktidarsız muhterisler! Dünyanın demokratım diyen hiçbir ülkesinde, Türkiye'deki kadar adam asılmadı. İdam cezası vardı da, hangi isyanı, hangi 'düşük yoğunluklu' iç savaşı önleyebildiler? İdam cezası vardı, yargısız infaz vardı, işkence vardı da barış ve esenlik içinde miydi Türkiye?
Barışı yapılmayan savaş bitmez. İntikam, kan davasının beslendiği kaynaktır.
Bugün Türkiye, artık bilek sallayan zarcılarla satranç bilen politikacılar arasında bir seçim yapmak zorunda. Satranççılar, iki hamle sonrasını görüyor ve sağduyuya çağırıyorlar. Kemal Derviş, üç hamle sonrasını da öngörüyor.
Hepinizden özür dilerim, çünkü ben Derviş'in hinoğlu hin zarcılara karşı yalnızca 6 ay dayanabileceğini düşünmüştüm, demek ki iyi bir satranç oyuncusu değilim. 17 ay dayandı.
Türkiye'yi dipsiz kuyuya atacak yeni bir istikrarsızlığa karşı, geniş çerçeveli ittifak arayışlarının hepsini destekliyor, en çok da Kemal Derviş'in çabalarını saygıyla izliyorum.
Halkla tavla oynasa bile satranca idmanlı politikacılara çok ihtiyacımız var. Yine zarcılara kalırsak, işimiz bitik.