Paris’te bir Amerika’lı (2)
Radikal · 25 Ağustos 2002
1951yılında Paris'teki bir başka Amerikalı, George Whitman satın almış kitapçıyı. Whitman, Henry Miller'in 'Kitapların harika dünyası' adını taktığı dükkânı tüm tarihi ve ruhuyla korumuş. Dükkân deyip geçmeyin. 1600'lü yıllarda bir manastır olan üç katlı binanın tamamı George Whitman ve kitaplarının. Manastır olduğu yıllarda, sokağın lambacısı da bu binada yaşarmış. Her gece çıkar ve mahallenin lambalarını yakarmış. S&C'nin kasasında oturan George Whitman da kendisini bir 'lambacı' olarak tanımlıyor ve kitapların aydınlığını, mesleğinin soylu meşalesini yeni kuşakların söndürmeden taşımasını diliyor.
Shakespeare And Company'nin labirenti andıran odalarında, yerlerden göklere uzanan kitap rafları üstünde rengi solmuş, el yazısı etiketler geçen yüzyıldan kalma gibi. Orta odalardan birinde, suyu kurumuş eski bir kuyu var. Kitapçıya gelenler, bu kuyuya para atıyor. Amaç, George Whitman ölmeden 3 milyon frank toplamak ve yanda, yine bir Amerikalıya ait binayı satın alıp S&C'nin 'kurtarılmış bölgesi'ne katmak. George Whitman'ın kitap cennetinin en üst katında, yatak odaları var. Buraya Tumbleweed Hotel adını takmışlar. Yazarların gelip kalabileceği, çalışabileceği bir harikalar dünyası oteli. Tumbleweed Oteli, adını taşıdığı ağaç gibi, düşünceleri, yaşamları, rüzgârla dört bir yana savrulan yazarların sığınağı. Whitman, oteli mesken tutan sevimli hayaletler olduğunu da
söylüyor: Walt Whitman, Anne Frank gibi.
Jerry Kilbride, 70 yaşında bir yazar. Tabii o da uzun yıllardır Parisli bir Amerikalı. Geçen pazar, geleneksel beş çayı oturumunda, son öyküsünü okudu S&C'nin müdavimlerine. Kendi başından geçen öykünün iki kahramanı Türk. Münih-Selanik arası bir tren yolculuğunu anlatıyor. Önce hiç hoşlanmadığı iki Türk, yolculuk sırasında onun hayatını kurtarmışlar. Kil-
bride, öyküyü ırkçı önyargıları kırmak için yazdığını söylüyor. Ve tüm ulusların önyargılı olduğu kanısında. S&C'nin en eski konuklarından olmasına karşın, hiçbir yerde resminin asılı olmayışından şikâyetçi. Oysa Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac kitapçıya birkaç kez gelmiş ve fotoğrafı.. mutfakta asılı!
Kitapların harika dünyasının bir duvarında: 'Sakın garip görünen bir yabancıya kötü davranmayın. O kılık değiştirmiş bir melek olabilir' yazıyor. Gözüm arkada, ayaklarım geri geri giderek terk ederken bu yeryüzü cennetini, George Whitman'ın nezleli sesini duyuyorum. Bir konuğuna: "Şu üstümdeki takım elbiseyi görüyor musun? 25 franga aldım dostum, inanabiliyor musun, yalnızca 25 franga!" diyor.
25 frank, bizim paramızla 2.5 milyon lira eder, sevgili okurlar. George Whitman'ı melekler giydiriyor anlaşılan.