Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2002

Dişi Quasimodo: Pigalle'in kamburu (2)

Radikal · 31 Ağustos 2002

Diğeri bir iskemlede, kendi yaydığı rom kokusunun içine kapanmıştı. Azize Rita'nın heykeli önüne rengârenk mumlar sıralanmıştı, altında mütevazı bir sepet vardı. İki nineden biri yeni yaktığı mumu seyrediyordu. Diğeri, küçük bir kâğıt parçasına bir şeyler yazıp sepete koydu. Az sonra içeri henüz emekli olmadığı belli bir transseksüel girdi. Siyahlara bürünmüştü. Henüz gündüzdü, geçirdiği estetik ameliyatları gizleyen makyajı yoktu. Bir mum çekti kutudan, elleri titriyordu. Yaktı, dualar mırıldanarak yerleştirdi. Sonra bir kâğıt parçası çıkardı cebinden. Dileğini önceden yazmıştı. Sepete bırakıp çıktı kiliseden.

Derken, körük gibi bir hırıltı girdi içeriye, yerin tahtasını kesik topuk vuruşlarıyla inleterek. Akciğerleri iflas etmişti, topaldı, daha görmeden anlamıştım. Önümden geçince irkildim, bir gözüyle tavana bakıyor ötekiyle tabanı seyrediyordu, üstelik kamburdu:

Notre Dame'ın Kamburu Quasimodo'nun dişisi!

Victor Hugo'nun ruhu şad olsun, sevinçten yerimde duramıyordum. Tarihi bir tablo karşısındaydım sanki, acaba ona Madam Quasimoda diyebilir miydim? Kendimi tuttum. Dişi Quasimodo, Azize Rita'nın önüne geldi, sepetteki küçük kâğıtları geniş, gri önlüğünün cebine tıktı. Yanan mumları elindeki çöp sepetine attı. Çiçeklerin kurumuş yapraklarını ayıkladı. Dua eden üç nineden biri dayanamayıp sordu: "Yananları almıyorsunuz değil mi Madam?" Diğeri atıldı: "Dilek kâğıtlarımızı atmıyorsunuz değil mi?" Dişi Quasimodo, hayır anlamında homurdanarak çıkışa doğru topalladı.

Acaba konuşuyor muydu, yoksa gerçek (!) Quasimodo gibi dilsiz miydi? Hayır dilsiz değildi, çünkü sağır değildi, mümin küçük kadınların ne dediklerini duymuştu. Peşinden gitmek istedim, ama kendimi tuttum. Yaşadığım büyüyü hemen bozmak istemiyordum. Onun da bir zamanlar bir "küçük kadın" olduğunu, günahlar işlediğini, sonra yoksul düşüp kiliseye sığındığını hayal etmek güzeldi, hiç olmazsa bir hafta daha. Nasılsa öğrenecektim, acelesi yoktu, çünkü dönecektim, dönmeden edemeyecektim kutsalın kaldırımlara düştüğü ve günahın kutsandığı Beyaz Meydan'a.