Asfalt mahkumları
Radikal · 7 Eylül 2002
Asfalt deyip geçmeyin. Türkiye'de asfalt, seçim mevsiminin müjdecisidir. Ağaçlar yaprak dökünce nasıl sonbahar gelirse, bizim belediyeler asfalt dökmeye başlayınca, genel-yerel fark etmez, seçim kapıda demektir. Üstelik, tüm kamuoyu yoklamalarından daha güvenilir bir 'seçimetre'dir asfalt pozisyonları. Türkiye'nin siyasal ateşi rektal termometreyle alınsa, vallahi civadan daha dakik netice verir katran mıcır karışımı.
İşte bu kapsamda, önümüzdeki seçimlerden ben çok korkmaya başladım ey okur! Asfalt döküm, daha doğrusu saçımları derece paraladı, asfalt çalışmaları en tali yollara gelip dayandı. Demek ki oy oranları oynak, nane molla seçmen sayısı fazla. Kırmızı halı serilseydi daha iyi olurdu tabii, ama işte seçim ekonomisi uygulanmadığından, asfaltlamakla yetiniyorlar kararsız sokakları.
Ancak bu kez, halimiz harap! Ha döken kafa, ha dökülen asfalt. İkisi de nato, üstelik mermer bile değil. Türkiye'nin falına bakmak için kahve gerekmiyor. Sokaklar fincan, telve katran, seçim sandıklarından yine aynı cezveciler çıkarsa, en azından İstanbul için söyleyebilirim, geleceğimiz pek karanlık.
Beyoğlu Belediyesi, bilindiği gibi ve 'Ana Şehir' misali uhrevi bir partiden olup, bedelli Allahülalem siyaseti izlemektedir. Yani Allah isterse çaldırır, ama parayı bastırana düdük servisi yapılır. Seçim arifesinde Beyoğlu Belediyesi de şahlandı ve kazı yolunacak seçmenden tavuk esirgememek üzere, yollara asfalt kümes inşaatına başladı. Kopenhag Kriterleri'nde asfalt nasıl dökülür kriteri olmadığından mıdır nedir, keşke bildiğimiz kümes kriterlerine uysaydı, sonuç hiç olmazsa delikli olurdu. Ne gezer, bizim Cihangir yollarında ne su oluğu kaldı, ne kanalizasyon mazgalı, ne de telefon ızgarası. Sokak zeminleri birer 'bunker'! Tüm delikler tıkandı, örneğin Matara Sokak asfaltlamasını dehşet içinde izleyen, çünkü yokuş aşağı kalan Akarsu esnafının alnında 'ilk sele teslim' yazılı. Azgın sularla boğuşacak cephedeki bodrum siperlerinde benim berber Şener'in dükkânı olmasa; tek tesellim Cihangir yeşil kuşak rantçısı, mahallenin müteahhit marketçi muhtarı pis bıyık mürtecinin de sulara kapılıp boğulacağını umut ettiğim bir seviyede muhtarlık ticaretiyle iştigal etmesi. Ama işte, bu can-ı gönülden arzuma berberim Şener'i feda opsiyonu mani.
Bunker dediysem, sert zeminle kaplanıyor sanmayın yollar. Bıçakla kesilebilecek yavşaklıkta dökülen asfaltın kendisi, zaten ilk yağmur tarafından sökülüp sürüklenecek. Ayakkabılarımızın altına yapışan parçalarla ufak ufak evlere taşınıyor halen. Seçim asfaltı yiyen Kazancı Yokuşu, bir yağmurda kustu dolgusunu, engebeli ralli arazisi artık. Ama en trajikomik seçim asfaltı, bizim Coşkun Sokak'ta, isteyenlerin seyrine açık.
Dört gün önce bir baktım, sokak boyunun yarısı, tek şerit asfaltlanmış. Arabaların park ettiği şerit ise, eski asfalt, yani 10 santim aşağıda
kalmış. Tıkamadıkları yegane kanalizasyon mazgalı, artık yeraltı mağarası derinliğinde.
Sonuç: Daha ilk asfalt günü, Umut Lokantası'nı sel bastı. Sevgili Mehmet Ali bey, o minicik dükkân önünde bir vaha yaratmış, diktiği çiçekleri narin bir çitle korumaya almıştı, bu kadar güzelliğe dayanamayan asfaltçılar, o çiti yıkıp çiçekleri de çiğnedi ayrıca. O gün bugündür, elimiz böğrümüzde, yolun öteki şeridini nasıl becereceklerini bekliyorduk. Dün polis arabası, megafon ve paletli bir kepçeyle geldiler. Paletli kepçe yolu kesti. Polis, park eden arabaları kaldırttı. Asfaltlanacak şerit açıldı. Her şey hazırdı, ancak paletli kepçenin içinde yalnızca kazma kürek duruyordu. Ne 'saçılacak' asfalt vardı ortada, ne de işçi. Polis ve paletli kepçeci bekledi, bekledi, sonra hepsi birden çekip gittiler. Çoşkun Sokak halen tek şeritten seçim asfaltlı. Belki üçüncü girişimde, asfalt kamyonu gelir, kepçe gelmez, yolun yarısını yine kurtarırız.
Ama hepsi tamam polis eksik gelirse, bizim sokağın seçim tarihine 'arabaların üstünden asfaltlanan sokak' olarak geçmesi muhtemel.
Böyle asfalta ne araba dayanır, ne de bu seçime asfalt.
Oyunu kime vereceğini düşünüyorsan ey okur, yoğurdu boşver, yiğidin asfalt döküşüne bak! Akıl yollarında asfalt, diş dolgusu gibidir. Önce eski dolgu oyulur, çürükler temizlenir, yeni dolgu sıkıştıra sıkıştıra yapılır, sonra da törpülenir. Akıl yolları dış bükey olur, kenarlarında su yolları bırakılır, kanalizasyon mazgalları, telefon şebekeleri tıkanmaz. İç bükey asfalt atan kafalara bak ve sellere göllere çanak tutanları belirle.
Onlar, Türkiye'yi öyle ya da böyle pis sularda boğacak olanlardır.