Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2002

Okurlarımdan…

Radikal · 21 Eylül 2002

Masumların çığlığı yanıltmaz. İnsan olanın yüreğine işler. Türkiye'de ezelden ebede işsiz, kaderine boyun eğmişler var, kriz yüzünden işten atılanlar var. Ama bir de krizin işsiz bıraktığı vasıflı elemanları daha ucuza istihdam fırsatçısı, krizden etkilenmeden etkilenmiş gibi yapanlar tarafından kapının önüne konulanlar var. Sonuç: Milyonlarca işsiz var Türkiye'de ve çığlık çığlığa bağırıyor, kimseye duyuramıyorlar. İş Güvencesi Yasası, hiç olmazsa 'kriz bahanecileri'nin önünü kesmek açısından gerekliydi. Ama, sözüm ona saygın, çünkü yabancı sermayeli ünlü ilaç firması Roche'un işten çıkardığı Erol Uyar'a yetişemedi yasa.

Erol Uyar, 39 yaşında, bedensel engelli, pırıl pırıl bir kafa. Tam dokuz yılını verdiği Roche Diagnostik Sistemleri A.Ş.'nin bilgi işlem merkezinden, genel müdür Ahmet İnaç'ın, kendisini tasfiye amacıyla görevlendirdiği Mert Başaran tarafından, 'muhbir vatandaş'ın iftiraları tezgâhlanarak atıldı. Erol Uyar, haksızlığa uğrayan tüm insanların yapması gerektiği gibi, gücünün yettiğince 'vuruşarak' çekiliyor.

Ve ben kendisiyle dayanışma içindeyim. Çünkü Erol Uyar, artık hiçbir yerde iş bulamayacağını biliyor. Çünkü Erol Uyar, çalıştığı sektöre kafa tutuyor, hakkını arıyor. Çünkü Türkiye'de, hakkını arayanları, istedikleri gibi atamayacakları kişileri istihdam etmiyor işverenler. Çünkü hepiniz, hepimiz bir gün Erol Uyar olabiliriz. Ben bu olayın aylardan beri takipçisiyim. Almanya'daki Roche'un, Almanya'da işten atamayacağı bir çalışanı, Türkiye'de alaturka yöntemlerle nasıl kapı dışarı ettiğini görmek ve protesto etmek istiyorsanız, www.rochediagnosticsturkey.com

adresine girebilirsiniz. Bir bireyin, bir sisteme karşı mücadelesinde Erol Uyar'ın direnişi bence en azından 'beyaz yakalı' işsizler tarafından örnek alınmalı.

1974 Konya doğumlu ve işsiz Gülseren Akbaş, 'ücretli vekil öğretmen' olabilmeye çabaladığı Şanlıurfa'dan yazıyor: "... Ne yazık ki ben de bu insanların yönettiği ülkenin şanssız evlatlarından; babaların, dayıların, paranın sözünün geçtiği bu vatanda, bunların hiçbirine sahip olmadan, sessiz kalan çoğunluktan biriyim. Mine hanım, bütün köşe yazılarınızı saklıyorum, kitap ve gazete okumayı çok seviyorum. Ama alamıyorum. Maddi durumum izin vermiyor. Gazetenizi abone olan bir arkadaşım sayesinde okuyorum, sizin tüm yazılarınızda benden bir şeyler buluyorum. Cesaretinize hayranım. Bence hükümeti salt Radikal'in köşe yazarları oluştursaydı, her şey daha iyi olurdu, EMİNİM. Sizden bir ricam olacak. Tüm yazarlara benim sevgi ve saygılarımı iletmeniz, özellikle köşe komşunuz Hakkı Devrim abime. Ona yazamadım, dil yaresinden korktum. Mine hanım, yazımı okumuş olmanız için dua edeceğim..."

Mersin'den Seçkin Doğan yazıyor: "Bir yıldır Radikal okuruyum. Babamın sayesinde. Bir yazınızı, kitaplığa astı. Mine abla, ben geçen yıl üniversiteyi kazandım. İki yıllık bilgisayar bölümü öğrencisiyim. Söylesene Mine abla bu ülkede iki yıllık bir öğrenci nasıl iş bulur? Meslek lisesi mezunu olduğum için istediğim bölümü seçemedim. Ben aslında ya resim öğretmeni ya da böcek biyoloğu olmak istiyordum, ama iş bulamaz diye birileri ailemin aklına girip beni o yarı kapalı cezaevi gibi okula gönderdiler. Şimdi ne resim öğretmeni olabileceğim ne de böcekçi. Meslek lisesine gitmeden önce puanım düz bir lisenin süperini tutuyordu, ama çok yüklü bir para ya da arkanız var mı diye sordular. Benim babam borsacı. İşvereni çok dindardı. Kimse onun paraları toplayıp yurtdışına kaçacağını düşünmedi. Niçin parası olan çocuklar iyi okullarda okurken, çalışkan yoksullar ortada kalıyor, istemedikleri bölümlerde okuyorlar Mine abla? Niçin öğretmenler derslerde öğreteceklerini öğretmiyorlar da sınavlara özel dershanelerde hazırlanılıyor? Ben bir hayvanseverim. Çizgi filmdeki Elmaira gibi. İki ördeğim, bir hamsterim, bir kertenkelem, iki kuşum var.

Ama ne böcekleri inceleyebileceğim, ne de hayvanlar için çalışabileceğim. Şimdilik söyleyeceklerim bu kadar. Daniel ağbiye selamlar. Kendinize iyi bakın. Daha nice güzel yazılara..."

İçim acıyor, sevgili okurlar. Keşke tüm çığlıklarını yayımlayabilsem, cennet vatanımızda cehennemler yaşatılan büyüklerin, başaracakları ve sevdikleri işler yerine sevmeyecekleri ve kötü yapacakları mesleklere ya da işsizliğe hazırlanan küçüklerin. Genelkurmay binasına Radikal gazetesi alınmadığı için emirlere karşı gelip Radikal okuyabilmek uğruna 'güzergâh dışı mekânlara' çıkan Mehmetçik'in; sivil okurlarım Ragıp Ertuğrul, Ali Güngör, Tülay Eraltay, Murat Alagöz, Neslihan Say, Ali Demir, Melih Uslu, Ezgi Yemencioğlu, Nevzat Karataş, Bahar Deliormanlı, Emrah Özesen ve Serhan Çankaya'nın duygularını yayımlayabilsem keşke.