Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2002

Natayyip haberler

Radikal · 25 Eylül 2002

Hukukun üstünlüğü, Türkiye'de herkesin üstünde birleştiği 'ihtiyaç', üç öğün ve beş vakit tekrarlanan toplumsal dilek. Ancak 'hukuk'tan kimin, 'üstünlük'ten neyi anladığı belli değil. Biz Türkler sıcakkanlı insanlarız ve hukuka da sıcak bakıyoruz. Örneğin Tayyip Erdoğan'a yasak milletvekilliği adaylığının, Interpol bültenleriyle aranan Fadıl Akgündüz'e hak tanınmasına şaşıyoruz. Oysa hukuk soğuk bir mantıktır, her zaman herkesin işine gelmeyebilir, hatta kurbanlarından biri benim. Onlarca hırsızlık davasından yargılanan, kırmızı bültenli sanık Fadıl, hakkında 'namussuzluğuyla mücessem' yazdım, yani 'namusuna' dil uzattım diye naçiz yazarınızı mahkemeye verdi, yurtdışına kaçtığı için bizzat gelemediği, hatta avukatının bile gelemediği davayı kazandı, beni mahkûm ettirdi. Hem de kendisi hakkında gıyabi tutuklama kararı veren, Bağcılar Adliyesi'nde! Şimdi temyizdeyiz.

Hukukun soğuk mantığı konusunda, Tayyip Erdoğan'a da kötü haberlerim var. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne yaptığı başvurudan 'lehte' bir karar alması zor. Müneccim değilim, ama Fransız aşırı sağcı parti lideri Jean Marie Le Pen'in 'dil belası' mahkûmiyetlerini inceledim. Eğer Türkiye, AİHM tarafından Fransa'dan daha demokrat bir ülke olmak cezasına çarptırılmazsa, Tayyip'in 'siyasi istikbali natayyib' (Bk. Tayyib'in tersi).

Bu yıl mayıs ayında yapılan Fransız Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, birinci turda Chirac'la finale kalan, ikinci turda yüzde 18.04 oy oranını koruyan Ulusal Cephe lideri Jean Marie Le Pen'in, 16 mahkûmiyeti var. Bunlardan üçü hariç hepsi 'ifade suçu'.

1996 yılında, bir yargıca 'Yargı kararı İncil değildir!' dediği için BİLE yargılanmış ve hüküm giymiş!

1991 yılında, Fransız basınına verdiği bir demeçte 'Gaz odaları İkinci Dünya Savaşı tarihinin bir ayrıntısıdır,' cümlesi yüzünden Versaille Ağır Ceza Mahkemesi tarafından davacı derneklere 500 bin Fransız Frangı tazminat ödemek cezasına çarptırılmış. 1997 yılında aynı lafı bu kez Münih'teki bir konferansta söylediği için bu kez Nanterre mahkemesi tarafından yine 500 bin frank tazminatın yanı sıra, mahkûmiyet kararını 10 gazete ve altı dergide yayımlanmak üzere 300 bin franklık 'ilan cezası' da almış. Avrupa Parlamentosu ise, aynı 'suç' yüzünden 6 Ekim 1998'deki oturumunda Jean Marie Le Pen'in 'parlamenter dokunulmazlığı'nı kaldırmış!

2 Nisan 1998'de, bir yıl önceki genel seçimler sırasında sosyalist milletvekili adayı Annette Peulvast-Bergeral'e ettiği 'sözlü' hakaret, Jean Marie Le Pen'e bir yıl hapis, iki yıl süreyle siyasal seçilme hakkından men ve 20 bin franklık tazminata mal olmuş. Hapis cezası tecil edilen Le Pen'in iki yıllık seçilme yasağı, temyizde bir yıla indirilerek onanmış. AİHM'ye yaptığı başvuru ise 7 Haziran 2001'de reddedilmiş!

Fransa'da Jean Marie Le Pen, bir yıllık seçilememe cezasını çekti, bitti, bu yılki seçimlere de katıldı, sevgili okurlar. Ama Fransa'da sistem, ona ve partisine genel seçimlerde oylarını veren seçmeni yok saydı ve meclise TEK bir milletvekilini sokmadı! Başka bir deyişle, halkın yüzde 20'ye yakını temsil edilmiyor parlamentoda.

Eğer Jean Marie Le Pen, 'gaz odaları ayrıntı' ya da bir kadın sosyalist milletvekili adayına 'kaltak' demek yerine, halka hitaben yaptığı bir konuşmada, Fransız Milli Marşı'nın şairi Rouget de Lisle'in yazmadığı uyduruk bir şiiri, 'Kiliseler kışlamız, müminler asker...' falan diye okusaydı, siyasal yaşamını oyar, bitirirlerdi. AİHM de kılını kıpırdatmazdı.

O kadar.