Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2002

Solcu mu dediniz?

Radikal · 9 Ekim 2002

'Yeryüzü nüfusunun yarısı günde 2 dolardan az, bir milyon insan ise 1 dolardan az paraya yaşamaya çalışıyor. Bir milyar insan her gün aç yatıyor, bir buçuk milyar insan susuzluk çekiyor, 130 milyon çocuk okula gitmiyor, her yıl 10 milyon çocuk ölünmemesi gereken hastalıklardan ölüyor.

Oysa dünyanın geleceği, ülkelerin birbirine bağımlı olduğu bu aşamada, sorumlulukları, refahı ve her şeyden önce değerleri paylaşmaktır. Birlikte ve barış içinde yaşamanın tek koşulu, ortak insanlığımızın, övündüğümüz üstünlüklerden daha önemli olduğunu kabullenmektir. Bence ABD, bugün uluslararası kurumlara yeterince katkıda bulunmuyor. Oysa ABD, benim Cumhuriyetçilerden farklı görüşüme göre Kyoto Anlaşması'na, nükleer silahlanma yasağına uymalı ve Uluslararası Ağır Ceza Mahkemesi'ni kabullenmelidir. Hep kendi söylediğimizi dinleyerek dengeli bir dünya yaratamayız. ABD dünyayı bir amaca yönlendirebilir, ama dünyayı bu amaç yolunda baskı altına alamaz, yönetemez. Yönlendirmekle yönetmek arasında büyük fark vardır.

Önce kendi ülkemizi düzeltmeden dünyayı düzeltemeyiz. Tüm iktidarımız, gösterdiğimiz örneğin gücüne bağlıdır. İçerde dengeli bir toplum kuramazsak, dünyadan denge isteyemeyiz. İçimizde iyi değilsek, dışarıya da iyilik yapamayız. İşte bu yüzdendir ki, farklılıkların öne geçtiği birbirine bağımlı dünya görüşünden, birliğin ve ortak çıkarların gözetildiği dengeli dünya görüşüne, üçüncü yolun ötesine geçebilmeliyiz. Eski rakiplerin güce dayalı istemlerinden, korkuların, kinlerin ve çatışmaların ayrımından, paylaşacağımız bir geleceğin ortak gerçeklerine varmalıyız. Üçüncü yolun sonunda, düşmanlarımızın hiç görmediğimiz çocuklarını da komşularımızın çocukları gibi yetiştirmeyi düşünmeliyiz. Eğer bunu başarabilirsek, 21. yüzyıl dünya tarihinin en parlak dönemi olacaktır.'

Yukarıdaki sözler, Bill Clinton'ın 2 Ekim'de Blackpool'da İşçi Partisi'nin yıllık toplantısında yaptığı açış konuşmasından alınmıştır. Dikkat edecek olursanız, içinde 'enternasyonalist' sol fikirlerin tüm nüvesi var, hatta yirmi beş yıl önce söylenmiş olsalardı, komünistlerin marşı

'Enternasyonal'in düzyazıya dökülmüş özeti sanılabilirdi. Clinton için gelip geçti demeyin, George W. Bush bir yol kazasıydı, yaşayan görecek, bizim Bill iki yıl sonra yeniden, hem de dört nala, bu fikirlerle yeniden iktidar!

Çünkü kapitalizm değişiyor, sevgili okurlar. Bir zamanlar istediği gibi at oynatabildiği zayıf ülkelerde, örneğin Türkiye'de sol ideolojiyi yasaklayan, hatta uzaktan kumandayla ezdiren ABD'nin henüz dün 'adamı' denilen ve dış kredilerin adeta şahsına güvenilerek verildiği Kemal Derviş, gitti, AKP'ye değil, ANAP'a değil, DYP'ye, MHP'ye değil... Yine bir zamanlar 'solcu' diye korkulan CHP'ye girdi.

Bu durumda ya Kemal Derviş ABD'nin adamı değildi, ya da ABD Türkiye'de CHP iktidarını şavulluyor, 'sosyal demokrasi' istiyor.

Zaten, sosyal toplumu da 'sol ideoloji'yle birlikte gömen Türkiye ve Brezilya gibi ülkelere, 'sınıflar arası uçurumu kapat', 'yoksullarını kolla', 'açlarını doyur' emirleri, artık kapitalizmin ve küreselleşmenin öncü kurumları IMF ve Dünya Bankası tarafından veriliyor. IMF programlarında, yoksullara yardım, köylülere destek, çocuklara eğitim; vergisiz kazanç, karapara ve yolsuzlukla mücadele öngörülüyor, kolay para kazanmaya alışmışların defteri dürülüyor.

Oysa Türkiye, bütün bu değişimi yine yirmi yıl geriden izliyor. Meydanlarda CHP sol öcü olarak gösteriliyor; birinci parti diye sunulan AKP ise, yeni kapitalizmin defterinden sildiği batıkçılarla, vurguncularla flört ediyor.

Ve seçmeni hiç rahatsız etmiyor, ne lider kadrolarının vurgunculuğu, ne de kendileri gibi vurguncularla yine bir 'kaptıkaçtı' düzenine geçiş hazırlığı.

Çünkü çoğu, o vurgunların ucundan bucağından tırtıklamaya alıştılar.

Ama bu kez işleri zor. Çünkü arkalarında ne ABD var, ne de dünya kapitalizmi, yabancı yatırımcı. Kapılıp kaçırılacak mal içerde kalmadı, dışardan da gelmeyecek. Ve Türkiye'de dünyanın gidişini yirmi yıl geriden izleyenler, ancak birbirlerini yiyecekler. Yağmaya yolculuk buraya kadardı. Son durak 3 Kasım.