Şeytanın kulları
Radikal · 26 Ekim 2002
Çeçen teröristler Moskova Tiyatrosu'nda 700 kişiyi rehin alırken, bir kitap okuyordum: 'El Kaide'nin Gizli Arşivleri'. Uluslararası terör uzmanı Roland Jacquard'ın hazırladığı belgesele dayanarak artık biliyorum ki, Moskova'daki tiyatroda hem kendi, hem de aldıkları rehinelerin ölümünü hazırlayan ve bekleyenlerin hepsi, El Kaide'nin eğittiği kişiler. Çeçenya'daki savaş da Rusya'ya karşı ülkenin bağımsızlığı için mücadele edenlerin değil, 'kâfire' karşı bir cihat savaşı. Her an her yerde, en ilgisiz ülkelerde bile herhangi bir 'dava'yı bahane ederek Moskova benzeri bir baskın gerçekleştirebilirler. 11 Eylül'den Moskova'ya hedef aynı, amaç bir ve hepsi, başta Usame bin Ladin, 1981 yılında Enver Sedat'ı öldüren şeriatçı 'ideolog' Halit İslambuli'nin 'gençliğe hitabesi'yle biçimlenmişler. İşte size bu hitabeden bir paragraf:
"İslamiyet, ancak gençlerin fedakârlık ve cesetleri üzerinde yükselecektir.
Hz. Muhammed ve arkadaşlarının yolu ancak böyle izlenir ve Hz. Muhammed defalarca İslamiyet mücahitlere layık ölüm şehadettir, demiştir. Yatakta gelen ölüm, alçaklara layıktır. (...) Allah'ın mülkü cennettir. Cennet de ancak kılıç kuşananların ayakları altındadır. Siz gençler, hayatınızın tek amacı cennet olmalıdır. İslamiyet'in zaferi için şehitliğinizin karşılığı cennet olacaktır."
2001 yılının aralık ayında Afganistan'da El Kaide örgütünün 10 bin militanı vardı. Örgütün 1996 ile 2002 arasındaki her yıl, dünyanın dört bir yanından gelmiş 3 bin terörist eğitiyordu. Bugün bu teröristlerden 15 bini 'kayıp' ve Roland Jacquard'a göre, halen 60'a yakın ülkede varlıklarını sürdürüyorlar.
Usame bin Ladin'in sağ kolu Dr. Ayman el Zevahiri, teröristlerin ikinci bir Kuran gibi ezberledikleri cihat 'ansiklopedisi'nde, şeriata baş koymuş bu savaşçıları şöyle tarif ediyor:
"Mücahitlerin küffarda zerresi bulunmayan hasleti, şehitlik iradesi olup, bu irade yeni dünya düzeni istikrarına karşı en müthiş silahtır."
Fünyesi çekilmiş serseri birer bomba gibi her yere dağılan bu adamların nasıl eğitildiklerini ise, 14 Aralık 1999'da Kanada'dan Washington eyaletine giriş yaparken üzerinde patlayıcı madde ve fünyelerle yakalanan genç bir Cezayirlinin Ahmet Ressam'ın yargıca verdiği ifadelerden, 1998 yılında Afganistan'daki El Kaide kamplarındaki terörizm 'öğrencileri' arasında Lübnanlı, Cezayirli, Yemenli, Suudi, İsveçli ve Almanların yanı sıra, 100 kadar Türk ve Çeçen olduğunu öğreniyoruz. Silah, patlayıcı madde, TNT ve C4 kullanmayı ve gerek askeri, gerekse sivil hedeflere baskın tekniklerini iyice belleyen terörist adaylarının 'köpek'leri kullanarak yaptıkları zehirli gaz tatbikatları başlı başına tüyler ürpertici. Ahmet Ressam'ın yargıca verdiği ifadeye göre, örneğin bir apartmanın havalandırma sistemine boşaltılacak siyanidrik asit, kapalı bir bölmeye hapsedilen köpekler üzerinde denenerek öğretiliyormuş.
Hatırlarsanız, 11 Eylül'den birkaç ay önce Amerikan casus uyduları, özellikle Kâbil yakınlarındaki Darunta kampındaki barakaların yanında yüzlerce ölü hayvan cesedinin fotoğraflarını çekmişlerdi. Afganistan operasyonundan sonra ise aynı kampta Usame bin Ladin'in zehirli gaz 'mühendisi' Ebu Habip'in icadı, sinir gazıyla böcek ilacının birleşiminden oluşan maddeyle dolu yüzlerce tüp bulunmuştu.
Afganistan operasyonundan beri, aralarında Türkler de olan binlerce Usame bin Ladin havarisi, dünyada kol geziyor. Her biri Allah Allah diye kafayı yemiş, şeytana taş çıkaran bir gaddarlığa programlanmış robot katil adayı. Bugün Moskova, yarın kim bilir nerede ortaya çıkacaklar.