Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2002

Dünya’nın gözleri

Radikal · 3 Kasım 2002

Türkiye üç ağız bir yol ayrımında. Batı ya da Doğu'ya dönmekle, kendi içine kapanmak arasında bir seçim yapacak bugün. Batı, elbette Avrupa demek. Doğu, Ortadoğu ve Arap ülkeleri çıkmazı. Sağ ve sol milliyetçilerin sözde bağımsızlıkçı 'kendi yağımızla kavrulalım' söyleminin sonucu ise, içine kapanmak. Bölgedeki en 'iyi' örneği, Irak. Türkiye bir yol ayrımında da, ayrımında olduğunu farkında mı acaba? Vereceği oyu, umduklarına ve bulduklarına göre değil, geleceğe yönelik bir vizyon tercihi için kullanacak kaç kişi var? Seçime katılan partilerin geniş geneli, Türkiye'nin AB üyeliği yolunu onaylar gözüküyor. Oysa bazı onaylar, nedense hep 'ama'larla bitiyor. Bu 'ama'ların ülkeyi dış baskılardan kurtarmak safsatasıyla içerde istediği gibi at oynatmak olduğunu kaç kişi anlıyor? Anlayanlar, her alanda AB ölçütlerini kabullenmeye ne kadar hazırlar?

Türkiye belki farkında değil, yarın bir Avrupa referandumu yapıyor.

Ancak Avrupa da Türkiye'de bir referandum yapıyor yarın.

Ortaya çıkacak yeni iktidar tablosu, ister Avrupa desin, ister demesin, Türkiye'nin ne kadar Avrupalı olduğuna yeni iktidara bakarak, Avrupa'nın ta kendisi karar verecek. 'İcraatı bekliyoruz,' tümcesiyle özetlenen son oyalamalar da onların yalanı. Tıpkı bizim AB önyargılarımız gibi, AB'nin de ülkemize yönelik önyargıları var: Dini ve milli kimliği öne çıkaran bir siyasal iktidara olduğu kadar, ne idüğü belirsiz mafya babalarının başa güreştiği bir Türkiye'ye de kapalı AB kapıları.

ABD'ye gelince, 11 Eylül'den önce olsaydı, milli muhafazakâr mümin bir iktidardan rahatsız olmazdı. Ama artık bir numaralı düşmanı İslami fanatizm nerede başlayıp nerede bitiyor, Türkiye özelinde millide mi, yoksa dinide mi yuvalanıyor, ılımlısı var mı, ılımlı kalır mı emin değil. Mafya iktidarlarını da, küreselleşme başladı başlayalı tu kaka etti zaten. Dolayısıyla Türkiye'nin siyasal geleceği konusunda, AB ile fikir birliği içinde olmakla kalmayıp, Türkiye'nin AB üyesi olmasını, belki Türkiye genelinden bile daha çok istiyor.

Tüm enlem ve boylamlarıyla Batı, Türkiye'deki seçimleri yakından izliyor.

TV5 bir dünya televizyonu. Fransa, İsviçre, Kanada ve Belçika devletlerinin ortak kanalı. CNN International'ın yanı sıra, bir TV5 ekibi de dünden beri İstanbul'da. Naçiz yazarınız yıllardır, TV5'in en çok seyredilen özgün haber programı (çünkü tüm ortak ülke televizyonlarının da programlarını yayınlar bu kanal) Kiosque'u oluşturan yabancı gazeteciler arasında yer almaktadır. Dolayısıyla program yapımcıları, Türkiye'de özel bir seçim Kiosque'u gerçekleştirmek isteyince, organizasyonu bana düştü, haftalardır bu işle uğraşıyorum. Siz bu satırları okurken, Türkiye'de ilk kez Fransızca konuşan ülkelerin dünya televizyonu TV5 ile CNN Türk arasında gurur verici bir işbirliği gerçekleşiyor ve DMC'nin Atrium'unda çekimleri yapılan Kiosque programı, bu akşam Türkiye saatiyle 18.00'de dünyaya yayımlanacak. Bugün benden daha mutlu bir gazeteci yok. Yıllardır çalıştığım Milliyet ve Radikal gazeteleri, CNN Türk logosuyla birlikte TV5 vericileriyle yüz milyonlarca seyirciye ulaşacak. Tam bir saat boyunca, ülkemizi hiç bilmeyen, hiç görmeyen insanlar Türkiye'yi tartışan Türk ve yabancı gazetecileri dinleyecekler. Aynı TV5 ekibi, gecenin ilerleyen saatlerinde seçim sonuçlarını CNN Türk stüdyolarında izleyecek ve yorum röportajlarını TV5'ten dünyaya geçecekler..

Bu organizasyon, CNN Türk'ün altyapı desteği sayesinde gerçekleşti. Genel Müdür Ferhat Boratav'ın etkin yardımına, içten ciddiyetine ne kadar teşekkür etsem azdır. Yıllardır çalıştığım DMC'nin olanaklarını seferber eden, naçiz yazarınıza 'dükkân senindir' güveni gösteren sevgili yöneticilerim, Mehmet Y. Yılmaz ve Dinç Üner'in yetkili makam ötesi sınırsız dostluklarına ise kocaman, duygusal bir minnet borçluyum.

Bu akşam, kablonuz ya da uydunuz varsa siz de TV5'te Türkiye Özel Kiosque'unu seyredebilirsiniz.

(Subject bölümüne çengel içinde [okur] logosu eklenmeyen mesajlar ulaşmaz.)