Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2002

Tasfiye

Radikal · 6 Kasım 2002

"Liderleri boşver, bu seçmeni kim tasfiye

edecek?"

Cengiz GÜNGÖR

Siz bu satırları okurken Türkiye semalarından uzaklaşan bir uçaktaki naçiz yazarınız, Marmara Denizi'nin buğulu maviliği ve İstanbul kıyılarının son uç karası bulutların altına saklanmadan, dışından olmasa bile içinden, şarkı söylüyor olacak, avaz avaz. Ama sevgili Sezen Aksu'nun değil, 'baba' Müslüm'ün bir şarkısını:

"Son pişmanlııık neye yarar? Herşeyiin bedeli var. Buraya kadaaar!"

Kimileri 'buraya kadar' yerine, 'olmadı yar' diye de çığırabilir, son ana değin umutlarını yitirmeyenler için daha gerçekçidir, ama kesin olan; Türkiye'yi bugün Müslüm Gürses'in bu muhteşem arabeskinden daha keskin hiçbir düşünce ve görüşün özetleyemeyeceğidir.

Ülkecek ve toplumcak, taşların 30 yıldır tek tek yuvarlanıp dağınık düzende dibe yığıldığı sosyal bir erozyonun altında kaldık. Yoksulları, varsılları, köylüleri ve kentlileriyle, yalnız coğrafyasında değil kültürel anlamda varoşlaşan bir Türkiye, seçtiği iktidar ve muhalefetle yeniden doğmaya çalışıyor küllerinden. Başaracak mı? Zaman gösterecek. Ama seçen seçilen, kazanan kaybeden, gömülen ve dirilenlerin hepsi, istisnasız herkes, yapılan ve yapılmayan her şeyin bedelini ödedi, ödüyor, ödeyecek. Adil bir bedel değil bu. Sorumlu olan da ödeyecek, olmayan da.

Diyorlar ki halk, geçmişi tasfiye etti.

Eğer iki buçuk çapsız politikacıysa geçmişimiz, tasfiyesi kolay. Ancak aynı halk, AKP'den 11 yolsuzluk davalısına, Interpol kaçkını Fadıl Akgündüz'e, 'Susurluk'çu Mehmet Ağar'a dokunulmazlık zırhını geçirdi mi, geçirmedi mi?

Cani, yolsuz ve soyguncuları başına milletvekili seçmekte beis görmeyen bir kısım halkı kim tasfiye edecek Türkiye'nin geleceğinden?

Dinci olmadığını ileri süren AKP iktidarı, kendi saflarından, belki azınlık belki değil şeriatçıları bırakın tasfiyeyi, resmi söylemine uygun tornada 'tesviye' edebilecek mi? Lider kadrosunun ta kendisi, geçmiş sivriliklerini törpüledi mi sahiden? Tesviye ruhuna (hizaya) geldikleri, gerçek mi?

Varsılı ve yoksuluyla varoş kültürüne teslim olmuş bir toplumda, tesviye ruhu nedir, hiza, düzey nerededir ki? Üstyapı ideali ÇOK para kazanmak, altyapı ideali karnını doyurmaktan ibaret bir insanlar topluluğu daha fazla nasıl yontulup neye göre düzeltilir?

Dünden beri kafama takıldı, örneğin 'tren canavarları'nın hangi parti ya da partilere oy verdiklerini bilmek isterdim. Şükran Özçakmak'ın Milliyet gazetesinde (benim açımdan) çarpıcı bir haberiydi: Bir kısım vatandaş, TCDD'nin trenlerini zevk için kırıp döküyorlarmış. Sirkeci-Halkalı hattında çalışan banliyö trenlerinde bu yılın ilk sekiz ayında 1354, Haydarpaşa-Gebze hattında 1580 adet cam kırılmış dışarıdan taşlanarak.

Yalnızca birinci hatta

4 bin 252 lamba çalınmış, 241 koltuk parçalanmış, 1905 askı falçatalarla kesilmek suretiyle tahrip edilmiş. Çoluk çocuk, BEDAVA binmek istedikleri trenlere alınmadıklarında ise dışarıdan, taşlarla saldırıyorlarmış vagonlara, camlara.

Bu tür toplu kırıp dökücülüğe, vandalizm diyorlar.

Türkiye'nin aynasıdır demiryolları, trenleri. Tüm geri kalmışlığını, ihmal edilmişliğini, kötü yönetilmişliğini, eskiliğini ve çürüklüğünü taşırlar yorgun, bakımsız vagonlarında. Hele varoş trenleri. Varoşlar trenlere, trenler varoşlara benzer.

Bakalım varoşların, varoş kültürünün atadığı yeni makinistler, bu lokomotif, bu vagon ve bu yolcularla, Türkiye trenini nereye götürecekler? Kendilerini iktidara taşıyan vandalları, şiddet ruhunu tasfiye edebilecekler mi?