Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2002

Allah Allah diye

Radikal · 13 Kasım 2002

"Cenab-ı Allah'ı sizlere emanet ediyorum..."

Tansu ÇİLLER (Seçim konuşması)

Harry McCartan, 23 yaşında bir araba hırsızı. Katolik bir Batı Belfastlı (İrlanda). Katolik olduğu için, tüm Katolik Belfastlılar gibi bırakın gece yarısı, gündüz gözüyle bile Güney Belfast'a, yani kentin Protestan bölgesine adım atmaması gerektiğini pekâlâ biliyor. Ama araba hırsızı olduğu için, tehlikeyi göze alması gerektiğini de biliyor. 1 Kasım gecesi sabaha karşı, Protestan bölgesinde devriye gezen polis, Harry'yi alkol ve dayak komasına girmiş olarak buldu. Mahallenin Protestan 'sakinleri', genç adamı önce salt sarhoş bir serseri sanıp çivili beysbol sopasıyla dövmüşler. Sonra arabasının içindeki kimlikte Batı Belfast adresini görünce Katolik olduğunu anlamışlar ve... 23 yaşındaki Harry'yi, Hz. İsa gibi çarmıha germişler. Polis, tahta haçı testereyle kesti, Harry'yi elleri ve ayaklarının çiviyle çakıldığı odun parçalarıyla birlikte hastaneye taşıdı.

Haç, hem Katoliklerin simgesi, hem de Protestanların. Ortodokslarla birlikte hepsi Hıristiyan. Ancak aralarındaki mezhep farkı yüzünden bin yıllık savaşlarda birbirlerini öldürdüler ve fanatizmin hâlâ geçerli olduğu bölgelerde, düşman mezhepten birini ortak Tanrı'larının oğlu, dolayısıyla Tanrı kabul ettikleri Hz. İsa gibi çarmıha gerebiliyorlar. Noellerde doğumunu kutlayıp yortularda yasını tuttukları, kiliselerde kanlı heykeli karşısına geçip; 'Ah İsa, vah İsa, katledildin gencecik yaşında!' diye ağladıkları Hz. İsa'ya Romalıların reva gördüğü işkence ve ölüm biçimini, aynen kendileri gibi Hz.İsa'nın çilesine ağlayan bir başka mümine uygulamakta hiçbir beis, inançlarının temeline ilişkin hiçbir paradoks görmüyorlar.

Kuzey İrlanda'nın hepi topu 250 bin nüfuslu Ulster bölgesinde, 1968 yılından beri süren Katolik ve Protestanlar arası mezhepler savaşında, son

30 yılda 3 bin 600 kişi öldü.

İslamiyet'te de durum farklı değil. Bin yıldır Şiiler Sünnileri, Sünniler Şiileri, Alevileri derken, ellerine her fırsat geçtiğinde ya da verildiğinde birbirlerini doğruyorlar. Oysa tapındıkları Allah bir, iman ettikleri kutsal kelam aynı.

Hıristiyanlar Müslümanlarla savaştı. Yahudileri yok etmeye kalkıştılar. Şimdi Yahudiler Müslümanlarla dövüşüyor. Milyonlarca Müslüman da hem Hıristiyanlardan nefret ediyor, hem Yahudilerden. El Kaide'den Hamas'a, binlerce fanatik teröristin orada burada yaptıkları mevzi katliamların nihai amacı, ortak hayali, topyekûn bir cihat, yani din savaşı.

İnsanlık tarihindeki tüm savaşların nedeni, elbette din değil. Ama dikkat ederseniz, hiçbir savaşta da 'din' faktörü yok değil. Nazi Almanya'sıyla

kapışan SSCB'de, ateist Stalin bir an tereddüt etmedi gömdüğü Ortodoks haçlarını sandıklardan, papazları mahpustan çıkarıp Rus ordusunu takdis etsin diye cepheye göndermeye. Tıpkı PKK'ya karşı Hizbullah'ı devreye sokan Türkiye gibi.

El Kaide, İslami Cihat diye ABD'yi vurdu.

ABD, Afganistan'da fanatik İslamcıları vurdu. Irak'taki Saddam rejimi aslında laik, ama Arap ülkeleri, sanki kendi aralarında birbirlerini yemiyorlarmış gibi, işte ortak dost, dinde ortak küffar ABD'nin Irak saldırısına, salt Müslüman ülke diye karşı çıkmak zorunda kalıyor ya da görünüyorlar. Hepimiz biliyoruz ki, bu savaşlar aslında bir petrol hegemonyası savaşı. Ama din, yine ortada, yine işin içinde. ABD'nin 'God'u, Müslümanların 'Allah'ı, bahane hep Tanrı, hep din.

Tansu Çiller haklı. Bu tarih ve bu gerçeklerin ışığı altında insanlar Tanrı'ya değil, Tanrı insanlara emanet aslında.

15 Kasım 'mübarek' cuma günü, umalım Saddam Hüseyin kabul etsin BM Güvenlik Konseyi'nin son koşullarını. Yoksa Türkiye'nin yeni iktidarı, bir din kardeşine hücumda kâfire yardım etmekle, velinimeti küffarın eline tükürmek arasında tercih zorunda kalacak. Doğrusu kolay bir seçim değil. Acaba böylesine kritik günlerde başbakanlıktı, Anayasa değişikliğiydi diye uğraşmak, içerde

bir kriz yaratıp sorumluluk yüklenmemek ya da dikkat dağıtmak için olabilir mi?