Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2002

Irkçıların façasını bozuyor

Milliyet · 17 Kasım 2002

İthal terbiye daha mı kaliteli oluyor nedir, güzel Türkçemizde bazı sözcükler salt yabancı karşılıkları söylenerek terbiye edilir. Balgamın "kraşe", basurun "hemoroid" kıvamıyla inceltilmesi gibi beş bin yıllık "don"umuz da ithal nezaketten nasibini almış ve "külot" diye nam salmıştır. Ancak külot, külotluğuyla kalmamıştır. Önce paçaları kısaltılıp altı açılmıştır. Sonra ufak ufak belden irtifa kaybedip kalça düzeyine tutturulan çamaşır ipine gerilen bir üçgen biçimini almıştır. Ancak tek parçalık bir "Havva Elması" kılıfı olan bu (şeytan üçgeni), nedense iki parçalı anlamına gelen "bikini" külot diye anılmıştır. Biz artık daha fazla küçülemez diye düşünürken, bir de ne görelim? Rio de Janeiro plajlarında kopan yepyeni bir don kasırgası" sarıverdi dünyayı: Tanga!

Yunanlı dil bilgini, sanat tarihçisi ve araştırmacı yazar dostum Elias Petropulos, üste başa pek meraklıdır; insanoğlu eliyle yaratılmış her şeye ama her şeye, kültürden modaya "öze" düşkünlüğüyle tanınır. Bir kelimeden yola çıkar, bir olgunun tarihçesini yazar ve inceltilmiş kültür adına ahkam kesen züppelerin kimini ince kıyar, kimini haşin doğrar. Anadolu'dan Yunanistan'a göç eden Rumların kültürü hakkındaki en kapsamlı araştırma, dünyaca ünlü "Rebetika" adlı başyapıtın yazarı Elias Petropulos, "şapka" ve "prezervatif"in tarihçesinden sonra geçen ay Yunanistan'da "Kuradokoftis" başlıklı bir kitap yayımladı. Kapağında muhteşem bir kadın poposu; Elias Petropulos Latino tanganın Anglo-Sakson "string"leşme süreciyle yetinmeyip ecdadını da ortaya çıkarıyor bu kitapta: Meğer tanga ya da string önce hanımlar nezdinde değil, beyler nezdinde revaçta olup örneğin Yunanistan'da, İkinci Dünya Savaşı yoksunlukları sırasında parasız, dolayısıyla mayosuz delikanlılar tarafından kullanılırmış. Denize girmek için gerilerini açıkta bırakıp önlerini kapayan Rum delikanlıların bellerine iple bağladıkları küçük bez parçasına "arhidosakula", yani "haya torbası" denirmiş. Tabii nezaket gereği "haya" diyoruz. Yoksa sözcüğün aslında torbanın daha kallavi bir yükü var!

Tanganın tarihçesi elbette çok daha eski. Uzakdoğu'da başlıyor; Çin'de, Japonya'da, Mısır'da görülüp Kırgızistan üzerinden geçerek tabii ki... Osmanlı'ya uzanıyor. Ancak kitap Elias'ın muzip "string" girizgahına karşın çok ağır bir siyasal eleştiri bütünü ve zaten bu yüzden yok satıyor. Yirmi sekiz makaleden oluşan yapıtında Elias Petropulos, Yunanistan'daki yerleşik düzen temsilcilerinin, örneğin dilde ve kültürde Türk olanı Yunanlı gösterme yalanlarını, tarihi ve gerçekleri çarpıtma çabalarını bir bir ortaya koyuyor, yüzlerine vuruyor.

Kuradokoftis, Yunancada "Dışkı Kıyıcı" anlamına geliyor. "Aptes bölücü" de diyebilirsiniz. Kitap kimi Yunan gazetelerinin manşetine çıktı, bir haftada on bin sattı, halen otuz binlere tırmanıyor ve Paris'te yaşayıp yazan bizim "huysuz ihtiyar" Elias, otuz yıldır adım atmadığı ve dönmemeye yeminli olduğu ülkesinde, Yunan toplumsal belleğini yeniden biçimlendirmeye kalkan milliyetçi ve ırkçı entelijensiyanın dışkısını kıyıyor, façasını bozuyor! Örneğin Osmanlı İmparatorluğu can çekişirken, 1912 yılında Fethi Bülent adlı Türk gemisini batıran Yunan savaş gemisi kaptanı Voçis, tüm tarih kitaplarında safkan Yunanlı diye tanıtılıp "milli kahraman" diye övülürmüş. Hatta bu uğurda uyduruk bir doğum yeri, uyduruk bir ana baba bile biçilmiş kendisine. Elias Petropulos "Sizin safkan Yunanlı diye övündüğünüz Voçis, Arnavuttu; oldum olası aşağı bir ırk gibi görüp küçümsediğiniz Arnavut ırkından birine ulusal kahraman payesi veremezdiniz tabii..." diyor. Ve belgeleriyle açıklıyor Voçis'in gerçek kimliğini.

Kitapta, hayranı olduğu Türk karikatüristleri Turhan Selçuk ve Selçuk Demirel'e tam 27 sayfa ayırmış Elias. Övgü dolu, dört dörtlük birer eleştiri yapmış iki sanatçımız hakkında. Hatta, dünyanın en iyi çizerleri arasında saydığı Turhan için, Yunan entelijansiyasına "İyi bakın bu çizgilere ve söyleyin, Yunanistan'da böylesine cesur bir karikatürist var mı?" diye soruyor.

İnanılmaz bir zeka zenginliği ve kültür birikimiyle yazılmış kitapta, birbirinden ilginç bilgiler yer alıyor. Örneğin Türkiye'de, dünyadaki ilk "çingene", ithal nezaket biçimiyle Rom dili sözlüğünün İstanbul'da ve Paspati adlı İstanbullu bir Rum tarafından 19'uncu yüzyıl ortalarında yazıldığını bilen var mı? Ben artık biliyorum. Elias Petropulos sayesinde, günümüz çingenelerinin kadın anlamına gelen "Romna" diye anılmaktansa, "erkek" demek olan "Rom" diye çağrılmayı tercih ettiklerini bile öğrendim!

[Fotoğraf altyazısı: Elias Petropulos kitabında Türk karikatüristleri övüyor.]

[Fotoğraf altyazısı: Meğer tanga önce erkekler tarafından giyilmiş!]

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1