Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2002

İyi,kötü,çirkin

Radikal · 17 Kasım 2002

'Star Wars' filmini sevenlerden misiniz? Aslında filmlerini demeliydim, ama hepsini dört göz dört kulak seyre koşmama rağmen benim için en mükemmeli, en çarpıcısı George Lucas'nın 1973'te yazmaya başlayıp 1977'de çekimlerini bitirdiği birinci 'Yıldız Savaşları'dır. Şimdilerde hepsine 'kült' diyorlar, ancak tapınmak işlevini içeren 'kült' yakıştırmasını hak eden biri varsa, işte o ilkidir. Modern mitolojinin tüm öğelerini içeren bu filmde, 'İyi' gücünden habersiz ve beceriksizdir önce. 'Kötü'yü yenecek deneyime erişmesi, kendine ve gücüne güvenmesi zaman alır. Başlangıçta hep 'kötü' kazanır zaten. Filmlerin sonu gelmediğine bakılırsa, 'İyi'nin tüm zaferlerine karşı da temelli başa çıkılamamış, kesin yenilgiye uğramamıştır. Ama tüm zamanlara uygulanabilir en 'mitolojik' gerçek, 'Yıldız Savaşları'nın Darth Vader karakteridir. Kara/kötü şövalye Darth Vader, aslında 'iyi'den dönen, 'kötü'nün hizmetine giren bir Jedi'dir. Ve karanlık güçlerin başlangıçta kazandığı zaferler, iktidar hırsına teslim olan ve bir anlamda iyiliğin gücünü kötülüğe

katan 'dönek' Dark Vader sayesindedir. İyiliği simgeleyen Jedi şövalyesi Skywalker, gerçek kötülerden çok, öz babası 'hain' Jedi, Dark Vader'i alt

etmekte zorlanır zaten.

Dünyamızda da hep böyle oluyor, sevgili okurlar. Kapkaranlık, köpkötü güçleri 'Yok canım, o kadar da kötü ve karanlık değil,' diye güvenilir kılanlara bakınız, hepsi iyiliği savunurken gücünü kötülüğün hizmetine veren, karanlığa muhalif görünürken yandaş olanlardır. Vitrin mankenleri. İktidar dönekleri.

Gerçek kötüler bile değil, her ahval ve şeraitte hep dönekler kazanır.

Zekâsı, birikimi ve yeteneği olanın Skywalker kalması, Dark Vader'leşmeye direnmesi, iktidar nimetlerinin tatlı çağrısına kapılmaması kolay değil. Kendimi bazen miniminnacık bir Jedi şövalyesi, bazen de hayali idealler için dövüşen zavallı Don Kişot gibi hissediyorum. Jedi şövalyeliğinde umut var, çünkü bilmediğim bir yeteneğim olması ihtimali var. Günün birinde ortaya çıkabilir. Don Kişot'lukta hiç umut yok. Suya yazıyorum sayılır.

Ama su, yaşamdır. Su kaynaktır. İçine düşen hiçbir iz yok olmaz. Dalga olur, yayılır. Belki de yazı dediğiniz, düşünce dediğiniz, tam da suya karışmalıdır. Vurduğu, yaladığı, suladığı kıraç topraklar canlanır. İşte ben de bu yüzden yazıyorum. Suya. Sizlere ulaşan çırpıntılar dev dalgalara dönüşüp geri döndükçe, devam. Geçen pazar aldığım küfürnameyi paramparça etti örneğin o dalgalar. Bilgisayar kurdu bir okurum, tüm bilgisini seferber edip suç unsuru e-mail adresinin, yani aliakkaya77@hotmail.com'un şifre değiştirdiğini, yeni şifre olarak 123456'yı aldığını ve 'boun' (Boğaziçi Üniversitesi) ile link bağlantısını ortaya çıkarmış. Şimdi bu bilgiler doğrultusunda arama yapıyoruz.

Öylesine çok destek mesajı aldım ki bu saldırı sonrası sizden, yine de tek tek yanıtladım ve en güzel mesajların sahibi, Barış Morgül, Güray Hayal, üniversite öğrencisi Erol, Reyhan Tekeli, Cengiz Kara, Dr. Ali Rıza Üçer, isimsiz Jan Valjan, 'başka bir cesur annenin bilgisayar meraklısı oğlu' Emre Sevinç'e bu satırlarda teşekkür etmeyi tercih ettim. Suna Selvi Kara: "Çekip gitme lüksünüz yok, benim için değil, oğlum için yok. Onun bu ülkede sanatçı olmaya ihtiyacı, bu ülkenin de oğlum(lar)a ihtiyacı var. O viyolonselini her eline alışta, yüzümdeki gülümsemenin sürmesi için elimi uzatıyorum, tutun lütfen. Sevgiyle, bizimle ve umutla kalın," dediği için tüm kin, nefret saldırılarına, kıskançlık ve haset duygularına karşı tek başıma kalsam da, yazacağım. Ve mektuplarına, 'Ben Alevi, Kürt, solcu ve

eşcinsel' diye başlayan cesur insanlar, 'Aydınlık meşalenizle mağara diplerindeki yarasaları tedirgin etmeye devam edin!' dediği sürece, karanlığa karşı kavgaya varım!