Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2002

Kutlarım

Radikal · 6 Aralık 2002

"Yarını olmayan bayram, bayram sayılmaz."

(Fransız atasözü)

1970'li yılların sert ve ters rüzgârları önünde sürüklenenlerden biriydi. Kimi iyi söylerdi hakkında, kimi kötü. Solcuydu. Zeki, cana yakın, hoş bir çocuktu. Yakın arkadaşım değildi.Gerçekte nasıl biri olduğunu merak etmedim. Ama adını hiç unutmadım: Sabit Yürürdurmaz! Hep soyadıyla birlikte, gülerek çağırırdık onu. Bir gün, "Madem soyadınız Yürürdurmaz, niye sana tam tersi bir ad koymuşlar?" diye sordum. "Benimki de bir şey mi?" dedi ve anlattı. Ailesi iki çocuktan fazlasını istememiş, ama yapmaya devam etmiş, kontrolsüz doğumlar Sabit'le sabitlenmeyince, kendisinden sonraki kız kardeşe Yeter, Yeter'den sonraki erkek kardeşe Dursun denilmiş; Dursun emriyle bile durmayan doğumlar neyse ki sonuncu erkek kardeşe İmdat adı konulmasıyla bitmiş, çünkü annesi artık yaşlanmış!

Bazen aklıma gelir, Sabit Yürürdurmaz, Yeter Yürürdurmaz, Dursun Yürürdurmaz ve İmdat Yürürdurmaz kardeşlerin yalnız adlarıyla bile bir Türkiye özeti olduklarını düşünürüm.

AB'ye girebilmek için yasalarını süratle değiştiren, ama yasalara uymayan Türkiye. Düşünce ve ifade özgürlüğünü genişletip, çıkardığı gazetenin yalnızca bir günlük iki nüshasını Datça Kaymakamlığı'na göndermedi diye 30 milyar para cezasına çarptırılan, ödeyemediği için 3 ay hapis yatacak olan gazeteci Sinan Kara'nın kara bahtı örneğin: İki nüsha gazete eksikliği, eşittir bir ev parası; bir ev fiatı, eşittir üç ay hapis yasası Türkiye.

Türkiye'de dilekçe vermek yurttaşların temel, anayasal hakkı. Ama bu hakkı kullandı diye üç yıl dört ay hapis cezasına çarptırılan, bir aydan beri felçli ayağı, tıkalı kalp damarıyla hapishanede ömür tüketen 75 yaşındaki emekli edebiyat öğretmeni Hasan Basri Aydın da Türkiye.

İşkenceci polislerin yargılandığı, ama bir türlü cezalandırılamadığı Türkiye. İşkence altında adam öldürdükleri kesinleşen polislerin, 11 ay hapse mahkûm edildiği, ama 'Bir daha yapmayacak amcası' kanaatine varılarak serbest bırakıldığı Türkiye.

17 Ağustos 1998'de 'Ankara'dan özel olarak giden Türk polisinin, Fransız polisiyle yaptığı başarılı işbirliği sonucu' Nice'te beş yıldızlı bir otele yapılan gösterişli baskınla kıskıvrak yakalanan ve iki yıl yılmadan, bıkmadan iadesi istenen, idam var diye yargılanamayan, idam kalkınca yargılanabilecekken, Fransa'ya başvurmakta geç kalındığı için serbest bırakılan Alaattin Çakıcı da Türkiye.

Yalnız Alaattin Çakıcı mı? Yana yakıla iadesi istenen, iade edilince çelik yelekli özel timler tarafından yüksek güvenlik önlemleri altında Türkiye'ye taşınan ve 'Bir daha yapmayacak amcası' kanaatine ya da 'Zaten dışarda yattı, bir de içerde yatırmayalım' nezaketine uygun biçimde kurtarılan mafya babalarının, uyuşturucu kaçakçılarının, hırsızların, katillerin az mı ülkesi Türkiye?

Ama doğruların hâlâ doğruları savunduğu, hapisle, cezayla korkutulamadığı, söyleyecek sözü olanın sindirilemediği, eğrilerin bir türlü tam anlamıyla ele geçiremedikleri, cesaretin ve umudun kırılmadığı yer de Türkiye.

Her engele, her tuzağa, her çelmeye rağmen Yürürdurmaz Türkiye.

Şeker bayramınız kutlu, karamelalarınız, lokumlarınız, çikolatalarınız ve akide şekerleriniz bol olsun, ağız tadınız hiç bozulmasın.

Naçiz yazarınız izninizle iki gün izin kullanacak ve Şeker Bayramı'nın tadını, Katalan usulü badem ezmesi Mazepan ülkesinde çıkaracak.